kapat
02.10.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )

Efes'i yönetemeyen kafa..

Anadolu Holding, Efes Pilsen Basketbol takımı için yıllardan beri, Avrupa devleri ile boy ölçüşecek imkanlar ayırır.. Sonuç.. Dandik bir Koraç Kupası.. Türkiye Şampiyonu bile olamıyorlar..

Milli şirket olarak, yaptıkları da harika.. 2001 Avrupa şampiyonasında Türkiye'ye karşı mücadele edecek Mulaömeroviç ile Drobnjak'a (Bunun için uzmanlar, basketi Türkiye'de öğrendi dediler) takımı teslim ederek, bu ülkenin iki büyük kozu, oyun kurucu Kerem'i köreltip, Hüseyin Beşok'u küstürdüler.

Şimdi bu Efes Pilsen'in başarısız yöneticisi, yani, bir avuç sporcuyu dev imkanlarla yönetmekten aciz başkanı Tuncay Özilhan, devleti yönetmeye soyunuyor.. Akıl veriyor..

Gene konuştu.. Gene gaf.. Gen pot.. Gene ortalığı karıştırmaktan, gene borsa spekülatörlerine biraz daha meydan açmaktan başka işe yaramayacak laflar..

Yahu "Bu ülke iyi yönetilmiyor.. Bu hükumet gitmeli.. Seçim kanunu değişip yeni seçim yapılmalı" demek, diyebilmek için, okuma yazma bilmeğe dahi gerek yok.. Bu ülkenin en ücra mahalle ve köy kahvelerine girin.. Konuşulanlar bunlar..

Şimdi TÜSİAD, yani Türkiye'nin en büyük işveren derneği başkanı, mahalle kahvesini mi konuşmalı..

Bu hükumet gitsin demek kolay.. Herkes diyor.. Giderse kim gelecek?.. Onu söyleyen yok..

Tansu Çiller DYP'yi çökertmiş. Dünya üzerinde muhalefette iken oy kaybeden bir parti daha var mı?.. Siyaset tarihinde var mı?.. Ülke en kötü günlerini yaşıyor, ne Çiller'i, ne de DYP'yi anan yok. Anlayın gerisini.. Ne Çiller hezimetini anlayıp geri çekiliyor, ne de DYP'de onu devirecek güç ve irade var.. Geçenlerde bir DYP Milletvekili ile konuşuyorum.. "Sistem böyle" diyor.. "Bu ülkede parti başkanı oldunuz mu, ya ölünce gidersiniz, ya da canınız isteyince.."

Öyle de, öyle olmasına.. Gene de DYP Meclis gurubu ayağa kalksa, çok şey değişebilir.. Bugün DYP diye bir etkin güç yok..

Refah bölünmüş.. AK ve Saadet.. İkisinin de ne olduğu belli değil..

İşte sana muhalefet.. Hükumet gitti, bu muhalefetten hükumet çıkar mı?.. Çıksa, kabul görür mü?.. Görse daha mı başarılı olur?.

Yani.. Hükumete alternatif bu Meclis'te yok..

O zaman Meclis'i değiştirelim..

Yok yahu..

Şimdi seçim olsa, bu iktidar partilerini barajı aşacakları tartışılır.. İşler bu kadar aleyhlerine iken, adamlar köprüye çıkıp kendilerini aşağı atarlar mı?.. Normal seçim dönemi sonunu bekleyecek, bu arada ibrenin biraz yukarı dönmesine çalışacaklar.. Umutları da var. O zaman niye intihar etsinler?..

Diyelim ettiler..

Bugün seçim yapılsa..

Tüm anketlerde ortak bir yan var..

Kararsız oylar, yüzde 40 civarında.. Yani seçmenlerin yarısına yakını mevcut partilerden hiçbirini beğenmiyor.. O zaman bu ortamda nasıl sağlıklı bir Meclis seçilir?.. Yarısı kararsız oyların geri kalanları sandığa girince, ortaya nasıl bir Meclis çıkar?.. O Meclis bugünkünden çok mu daha iyi olur?.. Recep Tayyip Erdoğan, bu ortamdan yararlanıp, nerdeyse tek başına iktidara gelecek oy alırsa, bu ülkenin çok mu menfaatine olur?..

Şimdi bütün bunların olmayacağını Tuncay Özilhan bilmez mi?.. Düşünemez mi?..

O zaman niye abesle iştigal eder?. O zaman niye gerçekleşmesi mümkün olmayan, mahalle kahvesi fikirlerini TÜSİAD adına ortaya atarak, ortalığı biraz daha karıştırır?..

Bugün Türkiye değil, dünya krizde..

Bugün, gerçekçi olmayan palavralarla, kişisel şov yapma değil, kenetlenme zamanı.. Bugün yapılacak tek şey, güven ortamı yaratmak.. Yangına körükle gitmek değil..

Tuncay Özilhan bunları bilmez mi?.. O zaman mesajı kime?.. Davetiye mi çıkarıyor?..

Bu hükumet, bu Meclis'le gitmekten başka çaremiz yok. Bu gerçeği kabul ettikten sonra "Ne yapılabilir" ona bakmak gerek.. Hepsi bu..

***
İnan Kıraç da "İş adamları siyasete soyunsun" buyurmuşlar.. Sevsinler.. Yıllar yılı ortaya çıkmadan "Çık, gel, yönet" önerilerini hep eliyle iterek, Galatasaray'ı perde arkasından yönetmeye kalkan iş adamına bakın..

***
Cem Boyner dostum kimseyi suçlamasın.. Yanlış insanlar ve yanlış sloganlarla yola çıktığı için, başlamadan bitti.. Bu ülkenin de önemli bir şansı kaybetmesine yol açtı.

Sanata zam!
Cumhuriyet'in başlığı "Şimdi de, sanata zam geldi.."

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının konserleri 3 milyon liraya çıkmış.. 2 dolar.. Opera ve Bale, 4-6-8 milyon lira yapmış temsil fiatını 2.5-5 dolar arası..

Tiyatroda normal bilet 4, öğrenci 2.5, çocuk 1.5 milyon lira.. 2.5, 1.5 ve 1 dolar..

Sinema biletlerinin 10-15 milyon lira olduğu ülkemizde, zamlı sanatın fiatına bakın.. Bakın, uygar bir ülkede, size 10 dolara, oyunun programını verirler, sadece.. Bilet milet değil..

Ucuz olsun, tamam.. Tamam da, bunlar devletin ödenekli kurumları.. Bedava da yaparlar gerekirse..

Ama bu fiatlarla özel tiyatroların rekabet şansı var mı?..

İşte Dormen perdeyi kapadı.. Ötekiler de sırada.. Bu kış en çok tiyatro Türkiye'de kapanır, göreceksiniz..

Peki devlet, özel tiyatrolara "Siz de bu fiattan satın. Olması gereken, maliyete göre belirlenmiş gerçek fiatla aradaki farkı, bilet başına ben ödeyeceğim" der mi?.. Demez.. Devede kulak yardımla, Kültür yaptığını sanır..

Sanatı ucuzlatmak, sanata hizmet değildir..

Kimse dünya çapında bir Shakespeare oyuncusu yeteneklerine sahipken, ekranlarda ve sahnelerde şaklabanlık yapan M. Ali Erbil'e kızmasın..

Bir tavsiye

Güleriz ABD'nin ağlanacak haline!
Doğrusu ya, Dave Barry'nin "Katmerli Bela" adlı kitabını daha önce okusaydım, İkiz Kulelerin ve Pentagon'un başına gelenlere şaşırmazdım!

Bu hafta okudum ve ABD'nin, Dünya'nın tek süper gücünün başına gelenlerin hiç de sürpriz olmadığına inandım.

Stephen King, Katmerli Bela için bakın ne demiş:

"Bu kitabı okurken öyle güldüm ki, sonunda sandalyeden yere yuvarlandım. Bereket versin halı vardı da bir yerime bir şey olmadı. Yaklaşık kırk yıldır böyle komik bir şey okumamıştım. Barry'nin okurları belki kendilerini bu derece çılgınlığa hazır sanıyor olabilirler, ama bence yanılıyor da olabilirler. Bu bence yazarın en komik, en enfes kitabı. Bir tek uyarı: Katmerli Bela'yı okumadan önce, koltuğunuzun çevresine, yere birkaç minder koyun. Ne olur ne olmaz."

Stephen King kim ne söylemişse doğru söylemiş!

Son yıllarda böylesine "komik", böylesine "bir solukta okunan" bir kitabı elime almamıştım.

Ve ABD'nin başına gelenleri yaşadıktan sonra Dave Barry'nin Katmerli Belası'nın nasıl bir "kara mizah" olduğunu da çok iyi anladım.

Elek gibi havaalanları...Nükleer bomba bile satın alınabilecek "gizli-yasal silah dükkanları, silah satıcıları..." Rüşvet... İhalelerdeki yolsuzluklar... Bunlara aracılık eden yerel yöneticiler, siyasetçiler... Kiralık kaatiller.. Mafya... Florida ve Miami fonunda Amerika Birleşik Devletleri'nin bir başka yüzü...

İşte o yüzün sonunda gelinen felaket günleri...

Dave Barry'nin hicvettiği ve okuyucuyu kahkahalarla güldürdüğü "ABD gerçekleri"yle, yıllardır anlatıla anlatıla beyinlerimizin yıkandığı "Amerikan Rüyası"nın nasıl çeliştiği ve "Kahraman Şerif'in hiç beklemediği anda nasıl vurulduğu" Katmerli Bela'yı okuyup bitirdiğiniz anda, sizin için çok kolay anlaşılır hale gelecektir.!.

Elmore Leonard da "Elli yıldır okuduğum en komik kitap" demiş, Doğrudur amma... Tam bizdeki laf gibi: "Güleriz ağlanacak halimize" demek istemiş olmalı!

Pulitzer ödülü kazanmış bir gazeteci ve eserleri bir çok defa "bestseller" olan Dave Barry, vatandaşı olduğu ülkeyi ve oturduğu kenti böylesine bir "kara mizahın içinde yoğururken" acaba İkiz Kuleler'in ve Pentagon'un başına gelen felaketin sebeplerinden en önemlilerinden birinin de hicvettiği ve alaya aldığı bu düzen olacağını hiç aklına getirmiş miydi?.

(Öcal Uluç okudu ve değerlendirdi.)

34 ZH 9687!..
Pazar günü.. Ortaköy'ün en kalabalık zamanı.. Oto parka girmediniz. Yasak olduğu halde, yanındaki yola park ettiniz.. Sonra camınızı indirip otonuzun kül tablasını yola boşalttınız.. Bir avuç dolusu ay çekirdeği kabuğu.. Sadece 10, daha fazla değil, sadece on adım ötenizde, üç tane kocaman çöp kutusu vardı, Beşiktaş Belediyesinin..

Ama kent ve temizliği umurunuzda değildi sizin.. İstanbul babanızın çöplüğü idi..

***

Sirenleriniz çalışmıyordu.. Tepe ışıklarınız da yanmıyordu. Yani görevde değildiniz ve tabakhane yolunda da değildiniz.. Ama onlarca arabanın yolunu kesip, Ortaköy kavşağında, pazartesi sabahı, U Dönüşü yaptınız.. 34 A 5640, bir polis arabasıydı..

İmam ve cemaat hikayesi..

Örnek olacaklar bunu yaparsa eğer..

***
34 TS bilmem ne (Plakanın gerisini güvenlik sebebi ile yazmıyorum. Kime ait olduğunu bilmiyorum, ama zırhlı mersedes ve korumaları var.. O zaman..) plakalı arabayı İstanbul Trafiği buldu ve 13 milyon 200 bin lira ceza yazdı. Teşvikiye-Valikonağı kavşağının içinde bir saat durmanın cezası.. Komiklik de burda zaten.. Ceza bu olunca, yarın ben de park ederim. Oto parktan ucuza geliyor.. Bu cezalar artmazsa, parayı bastırır, suçu işlerler..

34 NLN 42, Park Ormandaki uyanıklığını, 34 ZR 1903 de, gene kuralları yok saymasını 13 milyon 200 bin lira ödediler.. Aman ne dokunmuştur..

Bu cezalarla, korkutucu olmak mümkün mü, İçişleri Bakanım?..

Emniyet Müdür Yardımcısı Turan Tuna'ya ilgisinden dolayı teşekkür ederim.

TEBESSÜM
Emre Müftüoğlu göndermiş.

Şair Fitnat Hanım'ın dul kaldığı yıllarda ahbapları ona evlenmesini tavsiye etmişlerdi.

Fitnat Hanım, "Gerek kalmadı" diye cevap verdi,

"Çünkü benim artık bir kedim, bir papağanım ve bir köpeğim var."

"Bunlar bir kocanın yerini tutar mı canım" diye sorduklarında Fitnat Hanım şöyle açıkladı,

"Niçin tutmasın? Köpeğim durmadan homurdanıyor, papağanım akşama kadar küfrediyor, kedim ise sabahlara kadar dışarlarda geziyor."

BİZİM DUVAR
'Sam Amca'nın derdi, Ortadoğu'da yeni bir "Afganyan Bayii" açmak...'

Hakan&Utku

SEVDİĞİM LAFLAR
'Cumhuriyetler lüks saltanat idareleri ise; fakirlik yüzünden yıkılırlar.'

Montesquieu

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır