kapat
02.10.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 

Sezer'den kriz mesajları


Cumhurbaşkanı Sezer, dokunulmazlığın sınırlandırılmasını, milletvekili sayısının 400'e indirilmesini, siyasi partiler ve yasalarının değişmesini, siyasi etik yasası çıkarılmasını istedi
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, TBMM'nin yeni yasama yılı açılışında yaptığı konuşmada ekonomi konusunda hükümeti iğnelerken, Meclis'e de milletvekili sayısının düşürülmesi, dokunulmazlıkların sınırlandırılması, başbakan ve bakanlar hakkındaki soruşturmaların kolaylaştırılması gerektiğini söyledi.

Sözlerine bir kez daha TBMM'ye hitap etmekten büyük onur ve mutluluk duyduğunu belirterek başlayan Sezer, geçen yıl yine yeni yasama yılının açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu iç ve dış sorunların geniş bir dökümünü yaptığını, bu sorunların üstesinden gelmenin gerekliliği üzerinde durduğunu anımsattı, "Çağdaşlaşma tasarımızın sürdürülmesi için atmamız gereken adımları ele almıştım" dedi. Sezer, bu yılki konuşmasında ise, ülkenin ve Meclis'in gündeminde bulunan önemli ve ivedi sorunları geleceğe yönelik bir bakış açısıyla değerlendirmek istediğini belirtti. Sezer, şu mesajları verdi:

MECLİS TAKDİRLE ANILACAK
TBMM son iki hafta içinde, siyasal partilerin yapıcı katkılarıyla tarihsel bir görevi yerine getirmiştir. Anayasamızda yapılması öngörülen değişikliklerin yoğun bir çalışma sonucunda kabul edilmiş olmasını, Anayasamızın daha özgürlükçü, katılımcı ve güvenceli bir belge durumuna getirilmesi yönünde önemli bir adım olarak değerlendirmek gerekir. TBMM Başkanı ve milletvekillerini, bu güç görevi sorumluluk duygusu içinde başarıyla yerine getirdikleri için kutluyorum. Bu Anayasa değişikliği, Yüce Meclisimizin tarihinde her zaman takdirle anımsanacaktır. Meclisimiz, yasama görevinin yanısıra yürütmeyi denetleme görevini de titizlikle yerine getirmelidir.

DOKUNULMAZLIK UYARISI
Saydam bir devlet yönetimine kavuşabilmek için yasama dokunulmazlığı ile Bakanlar Kurulu üyeleri hakkında soruşturmayı düzenleyen kuralların yeniden ele alınması yararlı olacak. Yasama dokunulmazlığının amacı, TBMM üyelerinin Parlamento'daki yasama görevlerini hiçbir kuşku ya da ceza tehdidi altında kalmadan yerine getirmelerinin sağlanmasıdır. Buna göre, TBMM üyelerinin Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, bunları dışarıda yinelemekten ve açıklamaktan sorumlu olmamaları gerekli ve yeterlidir. Bununla birlikte, yasama sorumsuzluğu dışındaki etkinlikleri nedeniyle haklarında suçlama bulunan milletvekillerinin yargılanabilmeleri için Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce dokunulmazlıklarının kaldırılmasına gerek olmamalıdır. TBMM tarafından dokunulmazlığın kaldırılması yönünde bir kararın alınmaması durumunda, milletvekillerinin yargılanamaması ceza adaletinde eşitlik ilkesiyle çelişmekte ve Yüce Meclis'in saygınlığını zedeleyecek örnek olayların yaratılmasına yol açmaktadır.

YASALAR DEĞİŞMELİ
Anayasa'nın yanı sıra, temel yasalarda da günün koşullarına uygun değişiklikler yapılması gerekli. Siyasi Partiler ve Seçim yasaları bunların başında geliyor. Partilerin sağlıklı biçimde işleyebilmeleri için parti içi demokrasinin sağlanması ve partilerin parasal kaynaklarının saydamlaştırılması önem taşıyor. Bu nedenle, özeleştirimizi iyi yapmalı, sivil toplumla Parlamento arasındaki iletişimi sağlam temel üzerinde yeniden işletecek yapı oluşturmalıyız.

MİLLETVEKİLİ SAYISI
TBMM üye sayısının, 1982 Anayasası'nın ilk biçiminde olduğu gibi 400'e indirilerek çalışmalara etkinlik kazandırılabileceğini düşünüyorum. TBMM üye sayısında yapılacak bir azaltma kamuoyunun beklentilerine de uygun düşecek. Değişikliğin ilk seçimden sonraki seçimde oluşacak Meclis için geçerli olması ise, kimi sorunları önlemesi yönünden gerekli görülebilir. Saydam devlet kavramını tanımlayan, etik değerlerin kurallarını belirleyen ve kurallara aykırı davranışlara karşı yaptırımlar geliştiren "Siyasi Etik Yasası", bugün öncelikli bir gereksinim durumuna gelmiştir. Hükümet'in bu konuda bir hazırlık içinde olması mutluluk vericidir.

İNSAN HAKLARI İHLALLERİ
Türkiye insan hakları alanında köklü adımlar atmak, bu konudaki olumsuz uygulamalara son vererek, insan hakları ihlallerini ortadan kaldırmak zorundadır. Türkiye'nin bu konuda yöneltilen eleştirilere gerekçe oluşturacak uygulamalara meydan vermemesi gereklidir. İnsan haklarının korunup güvence altına alınması için yasal ve yönetsel düzenlemeler yeterli olmamaktadır. İlgili tüm yetkililerin bu konuda eğitilmeleri, hata, ihmal, kötü niyet gibi etkenlerin ortadan kaldırılması da aynı ölçüde gereklidir. Tüm çoğulcu demokratik toplumların paylaştığı bir değer olan insan haklarının ülkemizde eksiksiz uygulanabilmesi için, BM ve Avrupa Konseyi'nin bu alanda kabul ettiği sözleşmelerde yer verilen kuralları gerekli ve yeterli ölçüde ulusal hukukumuza aktarmak zorunda olduğumuzu da anımsatmak isterim.

Düze çıkamadık ama umutluyuz
Sezer, toplumda karamsarlık havası olduğunu, ama hükümetin durumu tersine döndüreceğini vurguladı

Sezer konuşmasında, hükümete ekonomi yönetimiyle ilgili uyarılarda bulundu. Sezer, şu mesajları verdi: "Toplumun tüm kesimlerinde, Türk ekonomisinin geleceğine ilişkin bir karamsarlık havası gözleniyor. Temel ereğimiz, ülkenin kalkınma ve gelişmesine koşut olarak, Türk insanının, çağdaş dünyanın evrensel değerlerinin yaşama yön verdiği bir toplumsal düzende, geleceğe güvenle bakmasını sağlayacak atılımları yapmak olmalıdır.

HÜKÜMETE İNANIYORUZ
Türkiye son bir yıldır güç bir dönemden geçiyor. Ekonomik etkinlikler ve gayrisafi milli hasılada görülen daralma kaygı verici. Bu daralma eğiliminin, Hükümetimizin TBMM'nin desteğinde almakta olduğu önlemlerle tersine döndürüleceğine inanmaktayız. Henüz düzlüğe çıkmış değiliz. Bugüne dek ulus olarak gösterdiğimiz özveri ve dayanışma, ekonomimizin yakın bir gelecekte, daha sağlam temeller üzerinde güçlü bir yapıya kavuşacağına olan umudumuzu artırmaktadır. Ekonomimizin yabancı paralara endeksli olmaktan kurtarılarak ulusal para birimimizin saygınlığına ve gücüne kavuşturulması amacıyla Hükümetimiz ve sivil toplum örgütlerince başlatılan girişimlere halkımızın verdiği destek sevindiricidir.

YENİ BİR YÖN ÇİZİLMELİ
Sorunlara çözüm ararken gündelik kaygılarla hareket etmekten kaçınılması ve ekonomiye planlı bir yaklaşımla ve uzun erimli bir stratejiyle yeni bir yön verme zorunlu hale gelmiştir. Büyümemizi belirli bir stratejiyle gerçekleştirmeli ve ekonomimizi hükümetlerüstü stratejiyle yönlendirmeliyiz."

NASIL BİR TÜRKİYE?
Sorunlarımıza çözüm ararken, geçmişe değil geleceğe bakmamız ve şu soruyu kendimize sormamız gerekmektedir: Nasıl bir Türkiye istiyoruz? Bu soruya vereceğimiz yanıt, yaklaşımımızı, yönelimimizi oluşturacaktır. Ben, bu soruya tüm Türk Ulusu'nun ortak bir yanıt vereceğinden eminim: Yoksulluk, eğitimsizlik, yolsuzluk gibi temel sorunlarını çözmüş, bireylerinin hak ve özgürlüklerini en geniş biçimde güvence altına almış, çağdaş uluslar topluluğunun saygın üyesi durumuna gelmiş, gelişime açık, aydınlık bir Türkiye.

* 8 yıllık eğitimde ulaşılan nokta sevindiricidir. Artık ereğimiz 11 yıllık zorunlu eğitim olmalıdır.

* Boğazlar boru hattına dönüştürülerek tehlikeye atılmamalıdır.

* Doğalgaz Piyasası Yasası kapsamında ele alınan Türkmenistan ve Mısır doğalgaz projeleri de geciktirilmemelidir.

* Yerel yönetim reformu geciktirilmemelidir.

* Öğretmen ve öğretim üyelerinin ücretleri düzenlenmelidir.

* Basın özgürlüğünün, kamu güçlerine karşı olduğu kadar özel güçlere karşı korunması gerekir.

* Son yıllarda açıkça tartışılmaya başlanan ve yönetimin saydamlaşmasını engelleyen ihale sisteminin de bir an önce AB ölçütlerine uygun yapıya kavuşturulması gerekiyor.

* Yabancı sermaye yatırımlarının girişini özendirecek önlemlerin uygulamaya konulması gerekmektedir.

* Doğu ve Güneydoğu Anadolu Eylem Planı, kaynak sağlanmak suretiyle kararlılıkla uygulanmalıdır. Bölgesel sorunların hızla çözümü yönünden yaşamsal önemde görüyorum.

1 SAAT 40 DAKİKA SÜRDÜ
Sezer geçen yıl başlattığı frak giymeme ve TBMM Başkanvekilini ayakta bekletmeme tavrını bu yıl da sürdürdü. TBMM Başkanı Ömer İzgi'nin sunuşu ile Genel Kurul'a giren Sezer, kendisini ayakta alkışlayan milletvekili ve bakanlara başıyla selam vererek, oturmalarını işaret etti. İstiklal Marşı'nın ardından konuşmasına başlayan Sezer, 1 saat 40 dakika süren konuşmasını erinç, erim, erek, gönen gibi öztürkçe sözcüklerle süsledi. Konuşmasını kısalttığı belirtilen Sezer, sözlerinin sonunda yine alkışlarla uğurlandı. TBMM Başkanı Ömer İzgi, Sezer'i uğurladıktan sonra, "Sayın Cumhurbaşkanı'nın temennileri, azami ölçüde değerlendirilecek hususlardır" diyerek, birleşimi kapattı.

Türkiye'nin ara erekleri
1- EKONOMİ - Türkiye'nin yakın dönemde en önemli sorunu, ülke ekonomisinin içinden geçtiği bunalımın ardından düzlüğe çıkarılmasıdır. Hükümetimizce bu konuda hazırlanan, siyasal ve toplumsal desteğe sahip bulunan ekonomik programın kararlılıkla uygulanması ve başarıya ulaşması yaşamsal önemdedir.

2- AVRUPA BİRLİĞİ - Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyeliğinin gerçekleştirilmesi, ülkemizin ana ereklerinin başında gelmektedir. Birliğe üye olabilmemiz, yoğun ve etkin bir çalışmayı gerektirmektedir. Ulusal Programda belirlenen kısa ve orta erimli amaçlara ulaşılması doğal olarak belirleyici bir anlam taşıyacaktır. Avrupa Birliği'nin 2004 yılında toplanacak Hükümetlerarası Konferansı'ndan yeterli bir süre önce, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki tam üyelik görüşmelerine başlanmasının gerekli olduğunu düşünüyorum.

3- ANAYASA - Hem Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyelik süreciyle bağlantılı, hem de bu süreçten bağımsız biçimde, anayasal nitelikler korunarak, hukuk devleti ilkeleri gözetilerek, insan haklarına saygı gösterilerek, uygar ve demokratik bir devlet olmanın tüm gerekleri yerine getirilerek ülkemizin kendi siyasal, toplumsal ve ekonomik gereksinimlerine yanıt verecek köklü, kapsamlı ve hızlı anayasal, yasal ve yapısal değişimlerin ve iyileştirmelerin, bu arada başta evrensel ölçütlerin hukuk sistemimize kazandırılması olmak üzere çeşitli alanlardaki reformların gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır.

4- YOLSUZLUK VE YOKSULLUK - Günümüzde gelişmiş bir ülke olmanın koşulu, örgütlü suçlar, yolsuzluklar ve yoksullukla savaşımda ve yönetimde saydamlığın sağlanmasında elde edilecek başarıdır. Kamuoyunda bu konuda artan duyarlılığı dikkate alarak örgütlü suçlarla, yolsuzluklarla ve yoksullukla savaşımda somut ilerleme ve başarılar sağlanması son derece önemlidir.

5- TEHDİT VE SAVUNMA - Cumhuriyet'in her döneminde ulusal güvenliğin sağlanmasında ve Silahlı Kuvvetler'in yurt savunmasına hazırlanmasında Cumhuriyet hükümetleri Meclis'e karşı sorumluluklarını özveri içinde ve yeterlilikle yerine getirmişlerdir. Türkiye'nin etrafındaki belirsizliklerin ve risklerin tehdide dönüşme olasılığını gözönünde tutarak, yerini hiçbir şeyin alamayacağı güvenlik gereksinimlerimizin sürekli ön planda tutulması, Silahlı Kuvvetlerimizin iç ve dış tehditleri caydırma ve önleme yeteneklerinin artırılması, dış politikamızda öncelikle komşu ülkelerle ilişkilerimizin geliştirilerek Türkiye'nin stratejik konumuna derinlik kazandırılması büyük önem taşımaktadır.

Ulusal güvenlik siyaseti tartışılmalı
Sezer, ANAP lideri Mesut Yılmaz'ın "ulusal güvenlik sendromu"ndan kurtulmak gerektiği sözleriyle başlayan ve askerlerin sert tepkisine neden olan tartışmada da Yılmaz'dan yana çıktı. Sezer, şunları söyledi:

"Ulusal Güvenlik Siyaseti'nin belirlenmesi ve ulusal güvenlik konularında karar alınması için gerekli hukuksal düzenlemelerin çerçevesi, her ülkede olduğu gibi, ülkemizde de Anayasa ve yasalarla belirlenmiş durumdadır. Bununla birlikte, demokratik, açık ve saydam bir toplum olan Türkiye'de, diğer alanlarda olduğu gibi ulusal güvenlik konusunda da kamuoyundaki düşünce ve eğilimlerden yararlanılması doğal bulunmaktadır. Türkiye'nin engin deneyimleri, ülkemizde ulusal güvenlik kavramının ve uygulamalarının, günlük kaygıların dışında, siyaset üstü kalmasının yaşamsal bir gereklilik olduğunu göstermektedir."

BEYAZ ENERJİ UYARISI
Sezer, enerji sorununa değinirken de Beyaz Enerji davasına dikkat çekti. Sezer, şöyle dedi: Enerji konusu 2001'de yolsuzluk ve görevi kötüye kullanma savlarının eklenmesiyle yine gündemdeki yerini korumuştur. İlgili bakanlık ve bağlı kurum ve kuruluşlardaki kimi yetkililere yönelik suçlamaların bir bölümü soruşturma, bir bölümü de yargılama aşamasındadır. Halen yargılama sürecinde bulunan dosyaların sonuçları, bağımsız yargı organlarına olan güvenimizi koruyarak ve yargılamaya karışma anlamına gelebilecek durumlardan kaçınarak beklenmelidir."

www.superbahis.com
www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır