|
|
 |
| |
|
Ankara ile gerilim yok
TÜSİAD Başkanı Özilhan, hükümete eleştirilerinin ülkeyi hemen seçim ortamına sokmak amacı taşımadığını söyledi. Özilhan, "Önce kriz aşılmalı, gerekli yasalar çıkmalı. Seçim sonra" dedi
Cuma günü Yüksek İstişare Konseyi toplantısında hükümete yönelik sert eleştirilerde bulunan ve Başbakan Ecevit'in "uzlaşma zeminini" bozmama çağrısıyla karşılaşan TÜSİAD Başkanı Özilhan, Ankara ile herhangi bir gerilimlerinin olmadığını söyledi. Ecevit'in yanıtını canlı yayında CNBC-E televizyonuna değerlendiren Özilhan, isteklerinin yanlış anlaşıldığını söyledi.
SEÇİM TALEBİ YOK
Ekonomik sıkıntılar giderilmeden seçime gidilmesi yönünde bir talepleri bulunmadığını belirten Tuncay Özilhan, "Böyle bir dönemde ekonomik problemler çözüme kavuşmadan seçime gidilmesini istemedik. Öncelikle ekonomik sıkıntılarla ilgili bir takım adımlar atılmasını, daha sonra seçim ve siyasal partiler yasalarında bazı değişikliklere gidilmesini istedik" diye konuştu.
FON AKTARILMALI
Başbakan Bülent Ecevit'in Ankara'da yaptıkları görüşmelerde TÜSİAD'ın önerilerine olumlu yanıt verdiğini vurgulayan Özilhan, bazı fonların reel sektöre aktarılmasında yarar gördüklerini dile getirdi. Ülkede üretim olmadığı için ihracatın da gerçekleşmediğini belirten Özilhan, bu sorunların Uluslararası Para Fonu'na (IMF) iyi bir şekilde anlatılması gerektiğinin altını çizdi. Ekonomik programla ilgili gelişmelere de dikkat çeken Tuncay Özilhan, "Program ufak ayarlarla rayına sokulmalı. Ancak ekonomik programa muhakkak revizyon gerekir" dedi.
Özilhan, cuma günkü TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada, hükümete yönelik çok sert eleştirilerde bulunmuş, "Ankara'da bizi gerçekten yöneten birileri var mı?" demişti. Tuncay Özilhan, ekonomik krizin toparlanmasıyla birlikte seçim ve siyasi partiler yasalarının tamamlanmasından sonra Türkiye'de bir seçime gidilerek daha istikrarlı bir yapıya kavuşulması gerektiğini ifade etmişti.
Bu sözler büyük yankı uyandırmış, TÜSİAD toplantının ardından yazılı bir açıklama yaparak "Hemen erken seçime gidilmesi yönünde talepleri olmadığını" açıklamıştı.
BAŞBAKAN UYARDI
Özilhan'ın sert eleştirilerini önceki gün yanıtlayan Başbakan Bülent Ecevit de, TÜSİAD'a toplumsal uzlaşma zeminini bozmama çağrısı yapmıştı.
Başbakan Bülent Ecevit, TÜSİAD'ın 1978'deki ilan kampanyasıyla hükümeti istifaya zorlamasını hatırlatmış ve "TÜSİAD'ın bu kez aynı hataya düşmemesi gerekir. Türkiye'nin şu andaki durumu bir hükümet bunalımını ya da seçim ekonomisini kaldıramaz. Bu tür konularda açıklama yapmadan önce sivil toplum kuruluşlarının çok daha derinlikli olarak düşünmeleri gerekir" demişti.
TECRÜBE KONUŞTU
Lider ne derse o olur
İşadamlarının siyasi sahnede yer alması tartışılırken bir dönem milletvekili olarak Meclis'te yer alan işadamı Cefi Kamhi kendi deneyimlerini dün akşam ATV'de şöyle anlattı: "Biz oraya gittiğimizde çok tecrübesizdik. Meclis'in siyasi partilerin çalışmalarını bilmiyorduk. Eğer siyaseti bilmeyen bir insansanız (benim gibi) bu yapıda çok fazla size yer olmadığını görüyorsunuz. Herkesin bir mesleği var. Birikimi olan, memleketini seven, biraz Donkişot ruhu olan, idealist kişiler Meclis'e gitmeli. Çünkü çok fazla şeyden vazgeçmeniz gerekiyor. Ailenizden, işinizde vazgeçmeyi, anlaşılmamayı kabul ediyor olmalısınız. Meclis'e ilk gittiğimde şu yalnızlığı hissettim. Milletvekilleri, milletin vekili olarak değil, liderlerin talimatları ile hareket ediyordu. Yasama görevini yerine getirmek için gittiğimiz halde bize daha çok yürütmeye yönelik talepler geliyordu. Herkesin elinde bir iş takip notu vardı."
Bülent Eczacıbaşı (Eczacıbaşı Holding): Siyasete girenler işini aksatıp zaman kaybetti
İşadamları bugüne kadar hep işlerini birinci öncelik olarak gördüler. İşlerinde başarılı olmak, şirketlerini sağlıklı yönetmek önemliydi. Bu demek değil ki işadamı, siyasetle ilgilenmesin. Bırakın bir işadamı, her hangi bir vatandaşın siyasette ilgisiz kalması beklenemez. İnan bey sanırım, sadece işle ilgili olmanın sorunları çözme noktasında yeterli olmadığından hareketle bu öneriyi getirdi. Ancak kendi alanında başarılı olmuş insanların, başarısız bulunan bir alana tek tek çekilmesiyle bazı önemli değişikliklerin meydana getirilebileceği inancında değilim. Örnekler var. Sedat Aloğlu, Cefi Kamhi, Cem Boyner gibi iş dünyasından siyasetle doğrudan ilgilenenler oldu.
SİSTEM DEĞİŞMEDİ
Hemen hepsi, kendi işlerini aksatıp, değerli zamanlarını kaybettikten sonra, yine işlerine döndüler. Siyaset sahnesinde şimdi de çok değerli insanlar var. Ne varki sistemi değiştirmeye güçleri yetmiyor. Sorunun kişilerin kalitesinden çok sistem sorunu olduğunu unutmamak gerekir. Eski benzetmeyi tekrarlamak gerekirse, sorun pilotta değil, uçağın kendisinde. Siyasetin kendine özgü yapıları var. Bunların bir çoğunun anti-demokratik olduğu yolunda ciddi eleştiriler var. Öncelikle bu yapıların demokratik ülkelerdeki benzerlerine göre yeni baştan düzenlenmesi gerekiyor. Organizasyon yetenekleri, başarılı uygulamalarıyla toplumun takdirini kazanmış insanlar için, kamuoyu yaratmak, etkili ve yapıcı eleştiriler sunmanın daha iyi bir yöntem olduğu kanısındayım.
Düşüncelerimize tercüman oldu
Tekfen Holding Yönetim Kurulu ve TEMA 2. Başkanı Nihat Gökyiğit, TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan'in iş dünyasının düşüncelerine tercümanlık yaptığını belirterek, "Hepimiz Özilhan ile hemfikiriz. Türkiye daha işi şekilde yönetilebilir. Yaygın bir reform yapılmalı" dedi.
Hükümetin Anayasa değişikliği konusundaki tavrını olumlu bulduklarının altını çizen Gökyiğit, daha iyi bir yönetim getirilebilmesi için siyasi partiler ve seçim yasasında da değişiklik yapılmasını istedi. Gökyiğit, "İş dünyasındaki rekabetin siyasete aşılanması gerekiyor" diye konuştu.
Ahmet Nazif Zorlu (Zorlu Holding): Gerekirse aileden birini Başkent'e gönderirim
İnan Kıraç doğruyu söyledi. Bu memleket hepimizin, hepimizin sahip çıkması gerek. Topu birbirimize atacağımıza hep birlikte çözüm aramalıyız. Siyasetçi-işadamı ilişkileri bugüne kadar hep yanlış anlaşıldı. Halbuki iç içe olması gerek. Geçmişe baktığımız vakit, bankalar devletin elindeydi. Bir işadamı konuşmaya çekiniyordu. Memleketi nasıl daha iyi yere götürebiliriz diye siyasetçi-işadamının ilişki içinde olması gerek. İşadamları kendi işlerini yönettikleri gibi ülkeyi yönetmeye talip olurlarsa sorunlar çözülür. Ben gerekirse aileden bir kişiye siyasetçi olarak Ankara'ya gönderirim. Kendi adıma hiçbir çıkar gözetmeden, ülkenin menfaatleri adına bunu yaparım. Ülke sona doğru geldiği zaman, ihracat diyoruz, sanayi diyoruz. Bunlar devlete bağlı olamaz.
İşadamı elini taşın altına koymalı
Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Yılmaz Karakoyunlu, işadamlarının siyasete girmesinden yana olduğunu söyledi. Karakoyunlu, İzmit'te yaptığı açıklamada, "İşadamlarımızın, yukardan bakıp eleştiride bulunmaları yerine ellerini taşın altına koyarak siyasete girmelerinin daha iyi olacağını düşünüyorum. Böylece Meclis ile iş dünyası arasında köprü kurulur" dedi.
Hüsamettin Kavi (İSO Başkanı): Almak için değil vermek için siyaset
Türkiye'de bugüne kadar siyaset genellikle birşeyler almak, bir fayda elde etmek sözkonusu olduğunda gündeme geldi. Bundan sonra eğer bir taraftan devleti küçültebilir öbür taraftan da devleti ekonominin dışına çıkartırsak, devlete bir şey verme şansı olanlar da siyasete gelmeye başlar. İnsanlar siyasete girmeyi çıkar elde etmek ve almak için değil, birşeyler verebilmek için düşünürler. Türkiye böyle bir sürece taşındığı zaman pek çok insan siyasete ilgi duyacak. Ekonomik olarak bu anlamda imkanı olanlar, direkt faaliyetlerinden fedakarlık edebilecek olanlar bence siyasete ilgi duymalıdır.
Sinan Aygün (ATO Başkanı): Eczacıbaşı, Koç ve Sabancı siyasete girmeli
Ülke yönetimine talip olan insanların mutlaka ticaretten gelmesi gerek. Hayatında çek kesmemiş, 99 kere vergi dairesine gitmemiş kişilerin ülke ve ekonomi yönetimine gelmesi zor. Hayatın cefasını çekenler bu işi daha iyi yapar. İş aleminin siyasete müdahil olması gerek. Ben buradan Eczacıbaşı, Koç ve Sabancı'ya çağrı yapıyorum. Kendi işlerini yönettiler ve büyüttüler, bundan sonra biraz da ülkeyi yönetip büyütsünler.
Zafer Çağlayan (ASO Başkanı): TBMM'de işadamları temsil edilmeli
TBMM'de toplumun tüm kesimlerinin temsil edileceği bir yapı Türkiye'nin menfaatinedir. İşadamları zaman verebilirse bilgi birikimini aktarabilecek insanlardır. Diğer katmanlardan da kişiler olmalıdır. Zaman zaman çeşitli kesimler tarafından ülkeyi yönetmeye talip olanların, işaleminin sıkıntılarını bilmediği türünde yorumlar oluyor. TBMM'de mutlaka toplumun her katmanından bir kişi bulunmalı. Bu, iş aleminden gelen isteklerin süzgeçten geçirilmesini sağlar. Ortak lisan yakalanır.
Hamdi Akın (Akfen): Şirketlerimi satar sonra siyasete girerim
Akfen'in patronu Hamdi Akın, İnan Kıraç'ın çıkışını destekleyen işadamları arasında yer aldı. Akın, işadamlarının paralarıyla değil, edindikleri hayat ve yönetim tecrübesini siyasi platforma taşıyabileceklerini ve bunun çok önemli olduğunu söyledi. Hamdi Akın, "Siz siyasete girer misiniz" sorusuna ise "neden olmasın" diyerek şu eklemeyi yaptı: "Ancak Akfen'in patronu olarak girmem. Bütün şirketlerimi satarım. Devamlı bir yerlere gebe olarak bu iş yapılamaz, çok iyi biliyorum."
|
|
 |
|