|
ABD'nin yeni korkusu biyoterörizm
Afganistan harekatı sonrası ABD'yi biyolojik ve kimyasal terör tehdit ediyor. Amerikan halkında paranoyaya yol açan biyolojik silahları üretmesi de, kullanması da çok kolay!
11 Eylül terörist saldırılarının ardından bütün Amerika gergin bir bekleyiş içine girdi. ABD yönetimi özellikle Afganistan harekatı sonrası yeni bir terörist saldırı bekliyor. Uzmanlara göre bu yeni saldırının yöntemi biyolojik ya da kimyasal olacak. Bu nedenle Amerikan halkı panik içinde teröristlerin saldırılarına karşı hazırlıklara başladı. ABD'de kimyasal saldırıdan koruyan tulumlar, gaz maskeleri ve su arıtma cihazlarının satışları büyük ölçüde arttı. Newsweek ve Time dergileri, biyolojik ve kimyasal saldırı tehlikesini kapak yaparak tehlikenin boyutlarını anlattı.
YASAL OLARAK SATILIYOR
Newsweek dergisine göre teröristlerin elinde bu türden silahların bulunduğuna dair pek çok kanıt var. FBI yetkilileri, Ladin'in El Kaide örgütünün Çek Cumhuriyeti'nden kimyasal saldırıda kullanılan "anthraks" ve "botulinum" gazları aldığını ortaya çıkardı. İngiliz istihbaratçıları da Afganistan'ın Celalabat kentindeki terör kampları yakınlarında yapılan deneylerin çok sayıda köpek ve tavşanın ölümüne yol açtığını açıkladı.
Dergiye göre kimyasal ve biyolojik silah yapımında kullanılan malzemeler yasal olarak satıldığı için rahatlıkla teröristlerin eline geçebiliyor. Örneğin ABD'ye 1984'de salmonella gazıyla saldıran Rajneesh'e gazı Amerikalı bir şirket satmıştı. Aynı şirket 1986'da ve 1988'de Irak'a botilunum ile anthraks gazlarını sattı ve bu satışların hepsi yasaldı.
Eski Sovyetler Birliği ülkelerindeki laboratuvarlarda her türlü kimyasal ve biyolojik silah üretilip satılıyor. CIA'ye göre ABD ve Rusya'nın yanı sıra Çin, Küba, Hindistan, İran, İsrail, Pakistan ve Yugoslavya'nın da elinde bu tür silahlar bulunuyor ve bu silahlar doğal yollarla elde edilebiliyor. Örneğin şarbon (anthraks) hastalığından ölen bir ineğin burnundan sızan kandan öldürücü bir silah yapılabiliyor.
KAMİKAZE DALIŞINDAN KOLAY
İşin en zor kısmı ölümcül maddeleri silah haline getirebilmek. Bu, büyük bir uzmanlık gerektiriyor. Çünkü biyolojik silahlar sadece solunum yoluyla zararlı olabiliyor. Kalabalık ve kapalı bir alanda insanların üzerine püskürtüldüğünde ya da bir binanın havalandırma sistemine monte edildiğinde etkili olabilmesi için akciğerlere ulaşması gerekiyor. Bu nedenle de mikropların toz haline getirilmesi gerekiyor. Böyle bir durumda teröristlerin imdadında Eski Sovyetler Birliği bomba uzmanları yetişiyor. Büyük bölümü işsiz olan bu uzmanlar teröristler için kimyasal ve biyolojik silah üretiyorlar.
Bu silahları kullanmak, bir yolcu uçağı kaçırarak Dünya Ticaret Merkezi'ne dalmaktan çok daha kolay. Basit bir tarım ilaçlama uçağı bile bu işi rahatlıkla görebiliyor. Ancak yöntemin etkili olabilmesi için zehirli gazın kalabalık bir ortama püskürtülmesi gerekiyor. Çünkü mikroplar etkisini sadece solunum yoluyla gösteriyor. Ayrıca güneşteki morötesi ışınlar mikropların hemen ölmesine yol açıyor.
Kimyasal silahların elde edilmesi ve kullanımı ise daha da kolay. Bunun için barajlara zehirli bir madde atmak yeterli. Ancak bu yöntemde tonlarca kimyasal madde kullanmak gerekiyor.
ABD BİYOTERÖRE HAZIRLIKSIZ
11 Eylül'deki terörist saldırının ardından Amerika kimyasal ve biyolojik saldırılara karşı önlemlerini artırdı. Tarım Bakanlığı et işleme tesislerini sıkı bir şekilde kontrol etmeye başladı. Çevre Koruma Ajansı da su kaynaklarının çevresindeki güvenlik önlemlerini artırdı. Ancak uzmanlara göre Amerika kimyasal ve biyolojik saldırılara kesinlikle hazır değil. Haziran ayında Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan bir bilgisayar simulasyonu, Amerika'ya yönelik bir çiçek mikrobu saldırısının bütün dünyaya yayılacağını ve milyonlarca insanın ölümüne yol açacağını gösterdi.
Amerikan yönetimi de terör örgütlerinin ABD'ye bu tür bir saldırı düzenleme olanağına sahip olduklarını itiraf etti. Beyaz Saray Genel Sekreteri Andrew Card, Fox TV'ye verdiği demeçte, "Felaket tellallığı yapmak istemem, ama biliyoruz ki, terör örgütleri bakteriyolojik ya da kimyasal saldırı yapma olanaklarına sahipler" dedi.
Card, Amerikalılar'ın çok dikkatli olmaları gerektiğini belirterek, "Elimizde yeterince ilaç ve özel aşı stoku var, ama yine de bunları artırmalıyız" diye devam etti. Newsweek dergisi, Enerji Bakanlığı uzmanlarının Washington metrosunda bazı noktalara gizlice kimyasal madde dedektörleri yerleştirdiklerini de yazdı.
SINIRLARIMIZA SIKI KONTROL
Biyoterörizm alarmı Ankara'yı da harekete geçirdi. Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, tüm gümrük kapılarına uyarıda bulunarak "Afganistan'a yönelik nükleer kaçakçılık" konusunda dikkatli olunmasını istedi. Özellikle Doğu ve Güneydoğu illerindeki sınır kapılarına gönderilen iki ayrı genelgede, Afganistan başta olmak üzere bölgenin hassas durumda bulunduğu belirtildi.
Bir sıcak çatışma durumunda nükleer ve kimyasal silahların kullanılabileceği de belirtilerek, Gümrük Muhafaza Genel Müdürlüğü elemanlarının sınır kapılarında TIR ve benzeri araçlar üzerinde yapacakları incelemelerde bu tür silahlar için gerekli "Osmium-Kobalt ve Radium" adlı element kaçakçılığına karşı duyarlı olunması istendi.
Biyolojik silahlardan nasıl korunuyorlar?
1- Kask: Zehirli maddenin solunum yoluyla girmesini engelliyor. İçinde oksijen sağlayan bir düzenek var.
2- Oksijen kaynağı: Sırtta bulunan oksijen tüpü ve solunum cihazı temiz hava sağlıyor.
3- Tulum: Özel bir maddeden yapılmış. Zehirli maddelerin cilde ulaşmasını engelliyor.
4- Eldivenler: Tuluma özel kelepçelerle sabitlenerek mikrop geçmesini önlüyor.
5- Çanta: İçinde saldırı riskini belirlemek amacıyla portatif bir kimyasal dedektör bulunuyor.
6- Botlar: Tulumun paçaları içine yerleştiriliyor ve bütün vücudun korunmasını sağlıyor.
|