kapat
01.10.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
ABDURRAHMAN YILDIRIM(yildirim@sabah.com.tr )

Tek umut revizyonda

Kâbus gibi yaşanan 2001 yılı ardından 2002'nin nasıl şekilleneğinin belli olacağı günlerdeyiz. Ekonomi yönetimi 2002 hedefleri için Ankara çalışmasından sonra şimdi de Amerika'da. Nihai olarak 17 Ekim'a kadar 2002'nin kaderi, buna bağlı olarak 2001'in geride kalan kısmının nasıl geçeceği belirlenlenecek. Ortaya konacak hedefler, bu hedeflerin nasıl gerçekleştirileceği inandırıcı olamazsa , 2001'in geri kalan ayları daha zor koşullarda geçmeye aday.

* Krizde üçüncü perde- Her şeyden önce Türkiye'nin kendi şartlarında yaşadığı iki krizden sonra ortaya çıkan dünya krizi ile üçüncü kez sarsılıyor.

Çünkü, dünya krizi ile bekleyişler bir kez daha karamsarlaştı. Sonbaharla birlikte ekonomide bazı zorunlu harcamalardan kaynaklanan bir canlanmanın işaretleri alınmaya başlanmıştı. Şimdi global korkuyla birlikte tüketim, buna bağlı üretim, ticaret gibi ekonomik faaliyetler biraz daha daralmak durumunda. Dünya krizi Türkiye'nin yaşadığı ekonomik krizin boyutunu büyütürken krizin süresini de uzatıcı etki yapıyor. Yılın son çeyreğinde beklenen canlanmadan artık kimse söz etmiyor. Canlanma umudu gelecek yılın ikinci ve üçüncü çeyreğine kaldı.

* Kendi yağımızla kavrulacağız- Dünya krizinden sonra Türkiye daha çok kendi sermayesi ile kavrulmak zorunda. Çünkü, Ortadoğu'da yer alan Türkiye'nin riski hem coğrafi açıdan hem de gelişmekte olan bir piyasa olarak arttı. Sermaye artık gelişmiş ülkelere ve güvenli limanlara geri dönüyor. Dışardan sermaye girişi ve doğrudan yatırım sermayesi girişi yavaşladı. Programın dış finans ayağı eksik kaldı. Dışaradan yılın son çeyreğinde sağlayacak olduğumuz 1.5 milyar dolarlık finansmanın önemli bölümünü de yurtiçinde borçlanmak durumundayız. Özel sektörün yabancı evliliklerle sağlayacağı sermayeyi de yerli patronlar koymak durumunda veya işlerini küçülmek zorunda kalacaklar.

* İhracat ve turizme fren- Yine global krizin etkisiyle dünya ekonomisinde beklenen daralmaya paralel olarak Türkiye ihracatının, turizminin ve taşıma sektörlerinin olumsuz etkileneceği tahmin ediliyor. Bu gelişme programın dayanaklardan birini daha çökertmiş oluyor.

* İş dünyası huzursuz- İş dünyasında ileriye yönelik belirsizliklerin artması, üretimsizlik, düşük kapasite ile çalışma ve banka borçlarını ödeyememe gibi nedenlerle büyük huzursuzluk var. Nitekim geçen hafta önce Antalya'da yapılan Ekonomi Zirvesi'de bakanlara ve bürokratlara gösterilen tepki, ardından İstanbul'da TÜSİAD'ın Yüksek İstişare Konseyi toplantısında erken genel seçimin tartışılması ve "seçimde yarar olduğunun" belirtilmesi bu huzursuzluğun ve umutsuzluğun göstergesi.

* Krizin yarattığı fırsat- Sürdürülen programın altıncı ayına girmesine karşılık umulan sonuçları yaratmaması yanında son olarak dünya krizinin ortaya çıkması bu umutluzlukta en önemli etken. Şimdi hem dünya krizinin hem de 2002 hedeflerinin belirlenecek olmasının verdiği fırsatla programda revizyona gidilmesi isteniyor. Bununla, beklenenden çok daha kötü çıkacak milli gelir azalmasının ve reel ekonomideki çöküşün önüne geçilmesinin yolu açılabilecek.

Bu açıdan IMF ile pazarlığın ardından çıkacak enflasyon ve faiz dışı fazla hedefleri, hükümetin ekonomideki büyüme kararlılığını ortaya koyacak. Hedefler ve bu hedeflere ulaşmak için kullanılacak yolun inandırıcı olması halinde Ekim ayı iş dünyasi ile piyasaların moral açıdan dipten döneceği bir ay olabilir.

* Sonuç- "Hiçbir şey kendi başına bırakılmakla düzelmez; düzeltilmeyen şeyler de sonunda büyük sarsıntılar yaratır" William Churchill

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır