kapat
01.10.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )

Savaş ve bedel

Terörizmin insanlığın başına belâlar açacağı, ölümü göze almış çılgınların büyük felâketler yaratabileceği tahmin ediliyordu.

Ama 11 Eylül'deki gibi bir kıyameti kimse tahmin edemedi. O nedenle de Türkiye'nin uyarıları, çırpınışları dünyayı uyandırmadı.

"Medeniyet" denilen canavar, teröre karşı savaşımızı, insan hakları ihlâli sayarak köstekleme ahmaklığına bile düştü.

Amerika'daki saldırılara katılan teröristleri ölüme hazırlayan yazılı talimatlar, insanlığın çok tehlikeli bir düşmana karşı, çok uzun sürecek zor bir savaşı göze almak zorunda olduğunu gösteriyor.

Ele geçirdikleri uçakları ikiz kulelere ve Pentagon'a çarpan teröristlerin bıraktıkları belgeler, onların sistematik bir koşullanma ile ölüme hazırlandıklarını göstermekle kalmıyor, onları kullanan melânetin gücü konusunda da insanı dehşete sürüklüyor:

"Sadece ölümden sonra bir hayat ve ödül olduğunu bilen inananlar ölüme koşar. Cennete gideceksin. Sonsuz ve mutlu bir hayata gideceksin.."

Haşhaşinler..
Bu teröristler 900 yıl önce İran'da yaşamış İsmailiye mezhebinin Nizariler kolu lideri Hasan Sabbah'ın fedailerine benziyor.

Düşmanlarını öldürmeyi bir din görevi sayan bu mezhebin lideri, seçilmiş gençleri Alamut kalesinde eğitir, onları vecd durumuna geçirmek için haşhaştan elde edilmiş uyuşturucular içirerek yarı baygın halde "temsili cennet"ine götürür, sonra da o cennette temelli yaşayacağını vaat ederek öldürmeye ve ölmeye gönderirdi.

Başta Selçuklu Veziri Nizamülmülk olmak üzere birçok kişiyi ve Abbasi devlet adamlarını fedailerine öldürtmüştü.

Bugün gelişmiş ülke liderlerinin zirve toplantısı yaptıkları kentlere hücum eden on binlerce insan da küreselleşmenin doğurduğu adaletsizliği ve Amerika'nın kadiri mutlak rolünü protesto ediyor.

Bunlar adalet adına çözüm istiyor.

Ama terörizm başka bir şey..

O, kendini Tanrı yerine koyarak adaleti intikamda arıyor.

Akıl ve adalet..
Hasan Sabbah fedailerini, akıl ve düşüncenin insanları anlaşmazlığa götürdüğüne, birlik ve dayanışmayı ancak imamın mutlak otoritesinin sağlayacağına inandırırdı.

Aynı ilkel koşullanma, 21. Yüzyılda hâlâ fedailer yaratabiliyor. Çağın teknolojik ve ekonomik olanakları da bu meşum örgütleri insanlığın başına belâ ediyor.

Usame bin Ladin yakalansa, Afganistan yerle bir edilse de kurtuluş uzun zaman alacaktır. Önce terörizmin bir din veya ırka mal edilmesi gafleti son bulmalıdır.

Çünkü 11 Eylül kıyametinin sorumluluğunu İslâm'a yüklemek, "Haçlı Seferi" gafı yapmak, İtalya Başbakanı Berlusconi gibi "1400 yıldır gelişme kaydedemeyen İslâm dünyasını fetih yoluyla Batılılaştırmak"tan söz etmek, sadece Usame bin Ladin ve benzerlerine yeni fedailer kazandırmaktır.

İnsanlık bu belâyı nasılsa yenecek.

Ama bedeli ne olacak?

İşte bunu, terörün kurduğu tuzaklara düşmek veya düşmemek konusundaki bilinç veya ahmaklık belirleyecek!

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır