kapat
28.09.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )

Muharebe ve harp

Bir insana verilebilecek en büyük ceza ölümdür. Fakat ölüm, o insan için en büyük ödülse; verilen ceza da ödüle dönüşür.

İşte Amerika'nın çözmesi gereken en büyük insani sorun bu.

Ölmeyi özlemle bekleyen insanlarla hiçbir ordu başedemez.

***
Batı dillerindeki katil (assassin) sözcüğü, Haşhaşin'den türedi.

Yani o dönemde Papa suikasti düzenleyen ve Avrupa'da kiralık katil olarak da kullanılan Hasan Sabbah fedailerinden...

Fransızlar baştaki 'h' harfini okumadıkları ve 'ş'yi de 's'ye dönüştürdükleri zaman, ortaya assasin kelimesi çıktı.

Haşhaş etkisi altındaki Hasan Sabbah fedaileri şeyhin cennetine bir an önce kavuşmak için, ölümü özlüyorlardı.

Düzenli ordu, yalçın dağlar üzerine kurulu olan Alamut kalesini kuşattığı zaman bin fedainin burçlara çıktığı ve şeyhin "Atla!" emri üzerine, hepsinin aynı anda yere düştüğü rivayet olunur.

Tarih kendini tekrarlıyor.

***
Amerikalılar'ın, Afgan ve Arap şiddeti konularını İngilizler'e havale etmelerinde kendileri açısından büyük yarar var.

Çünkü İngiliz diplomasi ve istihbarat geleneği bu konuda çok büyük deneyim sahibi.

Asya'yı ve Ortadoğu'yu en iyi tanıyan Batılı devlettir.

Arabistanlı Lawrence'ı hatırlayıp; Osmanlı İmparatorluğu'nun istihbarat ve diplomasiyle nasıl çökertildiğini düşününce, İngiltere'nin önemi ortaya çıkmıyor mu?

***
Terör saldırıları dünyada birçok ülkeyi birleştirdi; iç sorunlarından kurtardı.

Türkiye'yi ise yeniden böldü.

Kimileri, Amerika'nın bu saldırıyı hak ettiği fikrinde; kimileri ise Afganistan'ın vurulmasını sabırsızlıkla bekliyor.

Oysa iki tutum da savaş kışkırtıcılığıdır.

Savaşın bedelini ise yazı yazanlar değil, kolları bacakları mayınlarla kopan, gözleri kavrulan, bombalarla parçalanan gençler ve çocuklar öder.

İnsanoğluna yakışan; savaşın ve terörün her türüne karşı çıkmaktır.

***
Terör krizi, yeni Türkçedeki bir eksik kullanımın altını biraz daha kalın çizgilerle çizdi: Savaş kelimesi.

Televizyon ve gazetelerde bu sözcükten geçilmiyor.

Fakat bütün gelişmiş dillerde, muharebe ile harp farklı şeylerdir.

Savaş, iki kavramı birden karşılamaz.

Eskiden "Sakarya Meydan Muharebesi" ve "İstiklâl Harbi" denilirdi.

Yarın Bush, "battle" ve "war" kelimelerini kullanarak, "Mezar-ı Şerif muharebesini kazandık ama daha harbi kazanmamıza çok var" derse bunu savaş kelimesini kullanarak nasıl çevireceğiz?

"Mezar-ı Şerif savaşını kazandık ama daha savaşı kazanmamıza çok var" mı diyeceğiz? (Dikkat edilirse combat kelimesini işin içine katmadım.)

Türkçeyi yoksullaştırmak, doğru bir yol değil.

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır