|
|
 |
| |
|
|
Çarpık ilişki
Bu ilişkide bir çarpıklık var. Fenerbahçe Teknik Direktörü Mustafa Denizli, futbolcularına toz kondurmuyor. Onlara güvendiğini ve onların yerine ya da yanına kimselere ihtiyaç duymadığını devamlı vurguluyor. Peki bu 'sporcular' ne yapıyor? Günlerini gecelerine birbirine katmanın yanında hocalarını "Biz iyi çalışmıyoruz" diyerek, taraftarlarının medyanın önüne ne güzel atıyorlar. Oynayamayan futbolcu her zaman bir mazeret bulur. Kabahat hiçbir zaman kendisinde değildir, hep başka birindedir. İşler iyi gitmediği zaman o başkası, ya teknik direktördür ya da idareci...
Hoca beynini kullanmalı
İşlerin iyi gitmesini temin edecek birinci kişi teknik direktördür. Takımın eksiklerini doğru tespit etmeli ve tedbirlerini alırken, kalbini değil beynini kullanmalıdır. "Denizli'yi gönderecekler mi?" sualinin soruluyor olması dahi Ğ yanıtı her ne kadar tersini söylüyorsa bile Ğ itimat müessesesinin olmadığını göstermiyor mu? Fatura bence kesilmek üzere... İşte şimdi, 'inanan, güvenen idareci'nin bu sualleri bıçak gibi kesip atma zamanıdır. Fenerbahçe, inşallah Şampiyonlar Ligi'nde grubunda ilk ikiye girip bir üst tura çıkmayı başarır. Veya en azından Galatasaray'ın 1999-2000 sezonunda yaptığı gibi üçüncü sırayı alır ve UEFA Kupası'na katılma hakkını kazanır.
Alınlarından öperim
Galatasaray'a söyleyecek sözüm yok. Hepsini tek tek kutluyorum. Abdürrahim'den başlayarak herkesi alınlarından öperim. Meleklerin önceki gün Nantes maçında olduğu gibi gayretimizin yanında olmasını dilerim.
Gönlüm tabii ki her iki takımın da, Galatasaray'ın da, Fenerbahçe'nin de Şampiyonlar Ligi'nde yollarına devam etmesini istiyor. Her iki temsilcimizin de yenilmesine ya da puan kaybetmesine tahammül edemiyorum. Ama bir maç haricinde... Finalde Fenerbahçe'nin, Galatasaray'a mağlup olmasını diliyorum.
|
|
 |
|