  
Cavit Çağlar'ın tansiyonu ve adalet nosyonu!
Cavit Çağlar'ın düşmeyen tansiyon sorunu haber olarak karşıma çıkıp da durumu öğrendiğimde düşünceler arasında kaldım. "Yazık Cavit Bey'e hapiste" diyorsun... "Bırak Allahaşkına..." cevabı geliyor, NTV seyrederken.
"Yahu NTV'yi o kurdu, Nergis TV!"
"O başka!"
"Hani sen Amerika'dan en iyi markalardan don gömlek aldın da 'Made in Turkey' çıktı. Onlar işte Yeşim Tekstil'de üretildi. New York'ta hem gülüp hem Türk malı diye iftihar eden sen değil misin?"
"O başka!"
"Mark &Spencer en kaliteli üreticisi olarak onları seçmiş..."
"Bırak boşver!"
"Peki sen değil misin 'Suçu ispat edilene kadar herkes suçsuzdur' ilkesini savunan..."
"Benim ama..."
İş, "O başka" ve "Ama" lar boyutunda bir laf kalabalığında gidiyor...
Memlekette savunulan ilkelerle yaşanan gerçekler taban tabana zıt oluyor.
***
Cavit Çağlar örneğini ele alalım...
Çağlar, T.C. Hükümeti'nde bakanlık yaptı.
Kimse zannetmesin ki Türkiye bir "muz cumhuriyeti"dir.
Türkiye'de dosyası bakan olmaya elverişli olmayan kimse bakan olamaz.
Bunun için En başta muteber kişi olmak gerekir.
Yine Çağlar...
Türkiye'nin en önde gelen işadamlarından; başarıları belli, binlerce işcisi var, Mark&Spencer daha yeni Yeşim Tekstil'i kalite kriterinde birinci seçti. Yani bayrağımızı yurt dışında en yukarıda taşıyorlar.
Bu aşamada memleketin durumuna bakalım...
Ekonomi batıyor!
Maaş önemli değil, işini kaybetmeyen şükrediyor, o hale geldik.
Şimdi Türkiye'nin ve dünyanın bu konjonktüründe...
Nobel'li ekonomistler daha da kötü olacak derken...
Türkiye bir ihracat devinin patronunu hapiste tutuyor.
Suçlu mu?
Hayır tutuklu, mahkeme bekliyor.
Yine aynı Türkiye'mizde...
Adalet Bakanı son derece medeni demeçler veriyor...
Bana özel söylemedi...
Bakan, bütün Türk milletinin önünde...
"Bizim sistemizde suçu ispat edilene kadar herkes suçsuzdur" dedi...
"Tutukluluları hapisanelerde yatırmak ilkeldir, bunlara göz hapsi getirmek lazım, elektronik pranga sistemi dünyada uygulanıyor, kimisi mahalle karakoluna imza atarak tutuklu kalıyor. Bu uygulamaları yapacağız" dedi.
Sonra biz bir af çıkarttık, ne kadar katil varsa affedildi, dışarda geziyor, mahkemesini bekleyen işadamları onların yerinde koğuşları arşınlıyor.
Bu işte bir terslik yok mu dersiniz?
Çağlar hasta...
Hadi hasta olmasın, sapasağlam olsun...
Bizde açık cezaevi sistemi var...
Suçluların kamu görevi yapması sistemi var...
Mahkumlar balık çiftliklerinde çalışıyor, ekonomiye katkıları oluyor diye sistemle övünüyoruz...
Tutuklu (mahkum değil, mahkemesini bekleyen tutuklu ve suçu ispat edilmediği için suçsuz) işadamlarının dev şirketleri patronlarını bekliyor.
Bunlar balık çiftliği değil, dev şirketler.
Türkiye'nin dünya çapında yarışan şirketlerinin patronları mahkeme beklerken... Dünya da savaş ekonomisine giriyor...
Ve bizim çok önemli ekonomik dinamolarımız komutansız!
Neden?
Ya kaçarlarsa!
Kendisi devletin ayağına gelen insan kaçar mı?
Bu ülkeye bakanlık yapmış, nereye kaçacak?
Apo'yu getirelim diye adamın uçağını almışız, o mu kaçacak?
Bırakalım bu insanlar mahkemeye çıkana kadar işlerinin başına dönsünler...
Ekonominin çarklarının dönmesinde çok önemli rolleri var.
Kaç tane Yeşim Tekstil'imiz, Nergis'imiz var?
Peki ya mahkemede suçsuz çıkarsa ne olacak?
O zamana kadar Türkiye'ye doğan zararı kim tazmin edecek?
Bu işin hiç mi milli ekonomik boyutu yok?
Katiller serbest geziyor affedilmiş, mahkum olmamış; işadamları mahkeme beklerken içeride yatıyor, Türk ekonomisi zarar görüyor, bu arada gözaltı tutukluluğu medeni bulunuyor ama uygulanamıyor, ekonominin devleri savaş ortamında berbat ekonomik koşullarda, patronsuz kalıyor.
Türkiye zarar görüyor...
Kimsenin sesi sedası çıkmıyor.
Kahırdan ölmediklerine şükretmek lazım...
Ya bir de mahkeme suçsuz bulursa...
Kaybolan yılların hesabını kim verecek?
Batan Türk bayraklı dünya çapındaki şirketlerin hesabını kim verecek?
Suçlu olduğu ispat edilmedikçe masum olan tutuklu işadamlarını salsak ne kaybederiz?
Hiç!
Ama şu kritik dönemde onları kullanılmaz halde içeride tutarsak...
Sonra Apo operasyonu için uçak verecek adamımız kalmayacak...
Zor yetişenleri kolay harcıyoruz.
Bu harcama hızıyla asıl ülke zarar görüyor, farkında olmak gerek.
***
"Olsun!"
"Olsun" demeden evvel "Niye olsun" sorusunun sorulması lazım!
Zengin düşmanlığı, "zenginlik düşmanlığı" haline geldiğinde düşünmek gerek...
Ülke zenginliği sözkonusu...
Tutuksuz yargılansınlar...
Kaçamasınlar...
Suçlu bulunurlarsa da cezalarını sonuna kadar çeksinler!
Türk adaletinin vereceği nihai karara kimsenin en ufak bir şey diyeceği yok.
Ama adaleti beklerken hepimiz gibi onlar da şu ekonomik mücadeleye elversinler...
Savaş ortamında, olağanüstü durumlarda mahkumlar bile askere alınır...
Ekonomik savaş var...
Çok önemli bir kumandan içeride...
Mahkumiyeti kesin değil, üstelik hasta...
Bir düşünelim...
Bir yandan idam anayasa değişikliğiyle ortadan kalkarken...
Öte yandan Apo'yu yakalamak üzere uçağını veren adam mahkeme beklerken içeride kahrından ölürse...
Çok mu adil!
|