Bugün F.Bahçe, yarın da G.Saray Şampiyonlar Ligi'nde Fransız rakipleriyle karşılaşıyor. Sizce, temsilcilerimiz bu iki maçta nasıl bir anlayışla oynamalı?
F.Bahçe'nin de, G.Saray'ın da nasıl oynaması gerektiğini Barcelona İstanbul'da öğretti. Altını çiziyorum. Öğretti. Tabii, öğrenmek isteyenlere... Bu o kadar basit bir öğreti ki... Maçı kazanmak istiyorsan topa daha çok sahip olacaksın. Topa daha çok sahip olursan oyunu sen kurarsın. Oyunu sen kurunca da sen etkin olursun. Topa daha çok sahip olmanın yolu ne? Onu ucuz kaybetmemek. Ucuz kaybetmemenin yolu ne? Tribünlere ve TV'lere şov yapacak ince paslar, hırslı çalımlar, maçın daha 15. dakikasında hiçbir işe yaramadığı anlaşılan rakip kulelerden dönen şandeller yerine, en yakınındaki, en kolaydaki adamın ayağına en garantili pası vermek. Barcelona sadece bunu yaptı. Maç boyu Barcelona'nın insana parmak ısırtan ne bir ince pası, ne bir hırslı çalımı, ne de olmadık yerden şutu ya da şandeli vardı. Bir Barcelonalı topu ayağına alınca onun en basit pası vermesini sağlamak için en az iki Barcelonalı da çok yakınına geliyorlardı. Barcelona, futbolun alfabesini oynadı. Oysa Fenerli futbolcular kendilerini Avrupa'da pazarlamak için doktora tezi verme peşindeydiler.
Türkiye'ye basiti oynayan bir tek oyuncu geldi. Bugün hâlâ İsviçre Milli Takımı'nın değişmez adamı Murat Yakın. Futbol yazarlarımız "Üç metreye pas atması için mi bu adama bu kadar para verildi?" diye demediklerini bırakmadılar. Yani bizde futbolu basit oynayacak bir ortam yaratılmıyor. Oysa Nantes'ı da, Lyon'u da geçmenin sırrı burada...
Ama Nantes iki Şampiyonlar Ligi maçında da topa daha az sahip olan taraf olmasına rağmen iki karşılaşmayı da galip tamamlamayı başardı...
Rakibine topu bırakarak da oyunu bir taktik olarak kurabilirsin. Özellikle rakip yan paslarla oynuyorsa, kendi sahasında çok oyalanıyorsa, onun üzerine gitmemek, beraberliğe razı bir takım için çok akıllı bir taktik. Nantes'ın Fransa Ligi'ndeki perişan haline bakarsak, iki maçı da beraberliğe razı oynadığını ve rakip savunmanın yanlışlarından yararlanarak attığı gollerle kazandığını gördük. Çekirge kaç defa sıçrayacak? Ya da rakipleri daha ne kadar Nantes'ın istediği gibi oynayacaklar? Topla oynama yüzdeleri aldatabilir de... Zaten Avrupa'da gerçek istatistikçiler iki şeyi ayırmaya başladılar. "Maçın % 9'unda G.Saray, % 1'inde Nantes topa sahipti" demiyorlar. G.Saray, Nantes sahasında maçın yüzde kaçında topa sahip olmuş, buna bakıyorlar. Kendi sahanda yarım saat top çevirmek iş değil ki... Mesele, rakip sahada, dikey oynayarak topa sahip olmak.
Nantes-Galatasaray maçı ne olur?
G.Saray, rahat kazanacağı bir maçta PSV'ye yenildi. Ben, Nantes'ı da yenebileceğini düşünüyorum. Nantes'ın PSV ve Lazio galibiyetleri beni hiç ürkütmüyor. Fransa Ligi'nde 7 maçta 2 puan almış sonuncu bir takımdan korkuyorsa G.Saray, zaten Şampiyonlar Ligi'nde ne işi var.
Fenerbahçe'nin son iki maçta golü yok. Üç günde bir maç temposunu kaldıramıyor mu?
Mustafa Denizli yaptığı yeni transferlere rağmen takımda radikal bir değişikliğe cesaret edemedi. Olmazsa olmaz diye transfer ettikleri hâlâ kenarda oturuyor; ahı gitmiş, vahı kalmış eskiler oynuyor. Bu bir. İkincisi, sezon başından beri "F.Bahçe bu kadroyla ligi iyi kötü götürür. Ama Şampiyonlar Ligi'nde başarılı olmak istiyorsa, orta saha ve forvete birer büyük adam lazım" dedim. Ancak bu adamlar pahalı. F.Bahçe'de para yok. Mustafa Denizli para olmadığını bile bile ortaya çıkıp "Bana iki büyük transfer gerek" deyip mevcutların moralini bozmaz. 15 yıldan beri yaptığı gibi "Benim kadrom iyidir. Yeterlidir" der. Bu, Denizli'nin iş ahlâkı ve moral anlayışı. Ama bu sözler gerçekle örtüşmüyor. Bu kadar köfteyle bu kadar ekmek.
Fenerbahçe-Lyon maçı ne olur?
F.Bahçe'nin rakibi Lyon, Nantes'tan daha güçlü. Bu sene başa güreşiyor. Nantes'ın şampiyonluğunda baş rolü oynayan Eric Carriere'i de almışlar. G.Saray lehine, F.Bahçe aleyhine bir durum yaratmışlar. F.Bahçe devam etmek istiyorsa evindeki bu ikinci maçını mutlak kazanmalı. Kaybederse, ilk üçe girip UEFA'ya devam hakkını bile yitirebilir. O zaman da, başta Aziz Yıldırım, "Biz Denizli'nin arkasındayız" diyenler düşüncelerini bir daha gözden geçirebilirler.