kapat
23.09.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
GÜLAY GÖKTÜRK(ggokturk@sabah.com.tr )

Kaçak güreşmek

Herkes işin aslını pekâlâ bildiği halde; gerçeğin "resmen" kabul edilmediği, dolayısıyla da olay üzerine açık sözlü bir konuşmanın, tartışmanın yapılamadığı durumları hepiniz bilirsiniz.

Çok sinir bozucudur.

Karı-koca bütün yakınlarına şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanmakta olduklarını söylerler gerçi ama, cümle alem bilmektedir ki, zavallı kadın iki gün önce kendi yatağında basmıştır kocasıyla sevgilisini...

Sivri çıkışlarıyla tanınan politikacı, bakanlıktan alınıp parti teşkilatında bir göreve verilir, ama bu kızağa çekme işlemi, "parti teşkilatının güçlendirilmesi" şeklinde lanse edilir.

Gerçeğin, herkes tarafından bilinmekle birlikte "resmen" inkâr edilmesinin en sinir bozucu tarafı, mağdur olanın kendini savunma hakkının bile elinden alınmış oluşudur. Çünkü ortaya sürülen göstermelik gerekçelerle adam gibi bir hesaplaşma yapılamaz bir türlü. Riyakârca, sinsi ve içten pazarlıklı bir didişme sürüp gider.

Bu tip durumlara en çok kapalı rejimlerde rastlanır.

Daha doğrusu, bir rejim ne kadar kapalıysa, "kaçak güreşme" oranı da o kadar artar.

***
Türkiye'de demokratik standartlar açısından yolunda gitmeyen pek çok şey var. Ama demokratik standartları yükseltmek için rapor hazırlayan bir bilim adamının üniversiteden atılmaya çalışılmasından daha vahim, daha sarsıcı bir örnek kolay kolay bulunamaz herhalde.

Hemen tahmin ettiğiniz gibi, Prof. Bülent Tanör'den söz ediyorum.

Prof. Tanör, 1997 yılında TÜSİAD için hazırladığı "Türkiye'de Demokratikleşme Perspektifleri" konulu raporundan maddi kazanç elde ettiği ve bu kazancı üniversite döner sermayesine bildirmediği gerekçesiyle, meslekten ihraç istemiyle YÖK tarafından "yargılanıyor"...

Tam bir kaçak güreşme hali...

Son olarak öğrendiğimize göre YÖK, Prof. Tanör'ün durumunun Genel Kurul'da değil de, daha "biz bize" bir ortamda tartışılması için, cezada son karar yetkisini YÖK Yürütme Kurulu'na devretmiş.

Gerekçesi de şuymuş: O kadar çok öğretim üyesi ceza alıyormuş ki, YÖK Genel Kurulu gibi önemli bir organı, tek tek öğretim üyelerinin cezalarıyla meşgul etmek doğru olmazmış. Genel Kurul'da yalnızca dekan ve rektörler hakkındaki cezaların konuşulması daha doğru olurmuş!

Soruşturmanın ilk açıldığı günlerde yazdıklarımı bir kez daha tekrarlayacağım:

"Kemal Alemdaroğlu, keşke Bülent Tanör'ü para pul işlerinden harcatmaya çalışacağına, birtakım usul hataları yakalamaya çalışıp ama onu bile yapamayıp kamuoyu önünde bu kadar zor bir duruma düşeceğine, doğrudan fikirleriyle dikilseydi Bülent Tanör'ün karşısına...

Meselenin tam da raporda sözü edilen standartlar konusundaki görüş ayrılığından çıktığını söylemeye cesaret edebilseydi örneğin...

Onun demokratikleşme perspektiflerine ne kadar karşı olduğunu açık açık koysaydı ortaya... Demokrasinin karşısına geçip otoriter-totaliter bir sistemin savunuculuğunu yapsaydı.

Demokrasi karşıtlığı da bir fikirdir nihayet... Herkesin ille de demokrasinin faziletlerine iman etmesi gerekmez. Alemdaroğlu da eğer böyle inanıyorsa, özgürlük idealinin hayalci bir takım düşünürlerin gerçek hayatla hiçbir zaman çakışmayan takıntılardan başka birşey olmadığını; kitlelerin hep bir demir yumruğa gereksinim duyduğunu; böyle olmadığı ve her kafadan bir ses çıktığı zaman doğacak kaosun devleti yıkıma götüreceğini; oysa devletin bu tip demokrasi fantezilerine feda edilemeyecek kadar değerli bir varlık olduğunu savunsaydı açık açık... Toplumsal huzur için nifak tohumları saçanların toplumdan ve kurumlardan tecrit edilmesinin bir yurtseverlik görevi olduğunu cesaretle ortaya koysaydı. İstanbul Üniversitesi'nde yol açtığı kan kaybının devlet-millet için son derece hayırlı olduğuna inandırmaya çalışsaydı bizi.

Fena mı olurdu?

Ben kaç zamandır, komünist, şeriatçı, bölücü, faşizan fikirler de dahil, her fikre özgürlük, derken bunu kastediyorum işte!

Fikri yasakladınız mı; kaçak güreşmeye girişiyor böyle...

Sonuçta hem fikir sahibi kendini özgürce ortaya koyamamış oluyor; hem de kamuoyu onu yeterince tanıyamıyor."

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır