|
|
 |
| |
|
|
Kartal'ı kimler karıştırıyor
Şikayet, şikayet, şikayet... Ve peşinden bitmek bilmeyen suçlamalar. Beşiktaş yönetimi ve yönetime yakın bazı kimseler, "Gözünün üstünde kaşın var" diyenlere süngü takarak saldırıyor ve bunları 'hain' olarak ilân ediyorlar. Diyorlar ki, "Beşiktaş futbol takımı zor günler yaşarken, karşı gruplar yıkıcı, yıpratıcı olmamalı." Kendilerine hemen soruyorum, "Kim bu tahrip gücü yüksek kimseler? İsim verin."
Yıkıcı demeç nerede?
Net yanıt yok; hep yuvarlak laflar, imalar. "Bazı kimselerin demeçlerine bakarsanız, anlarsınız" şeklinde yanıtlar. Diğer grupların yetkili ağızlarından öyle dikkatimi çeken sivri bir demecin olmadığını söylüyorum. Bu kez de kulislerden, dedikodulardan, kongre çalışmalarından sözediyorlar.
Sayın Süleyman Seba 3-4 gün önce bir nikâh töreninde büyük ısrarların sonunda, "Kongreye daha 6 ay var. Aday olup olmayacağım belli değil. Zamanında kovulan adamdık, olanları unutmadık" demiş. Süleyman Ağabey duygusal insandır. Ufacık bir serzenişte bulunmuş. Ne var yani bunda?
Kulağıma geliyor, Hasan Arat'ın, Tevfik Yamantürk'ün seçimle ilgili çalışmaları varmış. Bundan doğal ne olabilir? Son 3-4 haftanın gazetelerini karıştırıyorum. Sayın Arat'ın ve Sayın Yamantürk'ün hiçbir yakıcı, yıkıcı demeci yok.
İşin tuhaf tarafı, en çarpıcı demeç, kısa süre önce yönetimden istifa eden Hayri Cem'den geldi. Cem, konuşmasında yönetim kurulunu ciddi bir biçimde zor duruma düşürdü. Aslında yönetimin içinde yeralıp sağda-solda gelişigüzel konuşan bazı kimselerin olduğunu hepimiz biliyoruz. Yönetim önce bunlara önlem almalı. Bu arada Daum'un da Ankaragücü maçı yenilgi ile sonuçlanırsa istifa edeceği yine yönetim ve yönetime yakın kimseler tarafından söyleniyor. Demek ki, Beşiktaş adımlarını dışarıdan çok kendi içinde dikkatli atmalı.
A.Gücü maçına dikkat
Beşiktaş'ın bugün Ankaragücü ile hayati önem taşıyan bir maçı var. İlginçtir, yönetim hafta boyunca bu maça konsantre olmaları gerekirken, hayali düşmanlar yaratarak bunlara saldırmayı tercih ediyor. Doğrusu anlayamıyorum, gündem değiştirmek için bir strateji mi bu, yoksa başarısızlığa erken kılıf hazırlama çabası mı? Bilemiyorum, belki de bu yönetim fazla alıngan, fazla kırılgan. Veya ben aşırı körüm ve Beşiktaş'taki bazı gerçekleri göremiyorum.
Öyle veya böyle, Beşiktaş huzurlu günlere ulaşmak istiyorsa, önce dedikodu edebiyatına son verecek. Özellikle bugün her Beşiktaşlı Ankaragücü maçına odaklanmalı. Yönetim, teknik heyet, futbolcular ve taraftar birbirine kenetlenmeli, tek yumruk olmalı. Ankaralı Beşiktaşlılar her zaman olduğu gibi takımını bağrına basmalı. Tribünlerde kongre propagandasının yapıldığını hiçbir zaman düşünmedim, düşünemem. Beşiktaş taraftarı bilinçlidir. böyle artniyetli kimseleri aralarında barındırmazlar.
Serum, galibiyet serisi
Ben doktor değilim, ancak ciddi rahatsızlığı olan hastaya öncelikle serum takıldığını biliyorum. Beşiktaş'ın şu andaki serumu, sadece ve sadece puan. Hedef saptırarak tepkilerden kaçmak olanaksızdır. Hasta adam ayağa kalkmak, nefes almak istiyorsa, 3-4 maçlık bir galibiyet serisi yakalamalı. Hiçkimse, "Hasta adam benzetmesi de ne oluyor?" demesin. Ne yazık ki gerçek bu, gerisi palavra. Palavraya devam etmek isteyenler kendi kafeslerinde papağan gibi ötüp dururlar. Onlara kimse dönüp bakmaz.
Kartal kritik günler yaşıyor. Ya toparlanıp tekrar yarışın içine katılacak ya da kaos daha da büyüyecek.
Beşiktaşlı, futbol takımının ligin aşağılarında sürünmesine alışık değildir. Böyle bir dönemde, alınganlığı, kırılganlığı, suçlamaları, mazeret aramayı bir kenara iterek herkes işine bakmalı. Alkış isteyenler önce başarılı olacak. Hiçkimse masal dinlemez.
|
|
 |
|