kapat
20.09.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )

Deniz...(li) bitiyor mu?..

Fenerbahçe camiasının büyük bir bölümünün, şampiyonluğa rağmen Mustafa Denizli'ye tahammülü yok. Bunlar yönetimde de "Başkan tetikçisi" düzeyinde temsil ediliyorlar üstelik..

Tabii medyada da, fazlası ile var.. Hele medyanın eski Fenerli futbolcu yazarlarında..

Onları okur ve dinlerken, sanki büyük bir sadomazoşist duygular içinde olduklarını "Şu Fener bir yenilse, hatta yenilmekle kalmasa, bir hezimete uğrasa da, ağız tadı ile Mustafa Hocanın canına okusam" dediklerini hisseder gibi oluyorum..

Glasgow maçının daha sekizinci dakikasında hem de Fener'in en mücadeleci oluşu ile ünlü siyahi futbolcusu için "Yoruldu. Ben futbol oynadım, anlarım, bunlar yorgunluk işareti" diyen yorumcunun, Barcelona maçının daha ilk dakikasından itibaren nerdeyse ağzının suları akar gibi felaket tellallığı yapmasını yadırgamadım.. Üstelik o en sevdiğim ve yazılarını en dikkatle okuduğum yazarlardan.. Ama konu Denizli olunca, duygular öne çıkıyor demek..

Fenerbahçe, Mustafa Denizli'yi sindiremedi. Sindiremeyecek..

"Benim bildiğim Denizli, kupayı alınca istifa eder" derken, bunları düşünüyordum.

Ama Mustafa Denizli, "Ne demek soyunma odasına girememek.. Mustafa bizim ücretli işçimiz. Gerekirse takımı bile yaparız" diyenlerle çalışmayı sindirecek kadar değişince, düşündüklerim gerçekleşmedi.

Mustafa Denizli, o antrenmana bile yönetici almayan Denizli, bu zilleti niye kabullendi?..

Onu Milli takımdan Fener'e getiren neydi?.. Şampiyonlar liginde oynayabilmek. Fener, şampiyon olunca bu fırsatı ele geçirdi. Bu yüzden herşeye boyun eğmeyi kabullendi.. İlkelerini bile ayaklar altına aldı.. Bugün, ya da yarın "Keşke Hıncal'ı haksız çıkarmasam ve o zaman istifa etseydim" demez, dilerim..

Peki Şampiyonlar Liginde oynadı da ne oldu?..

***
Barcelona, o ahı gitmiş, vahı kalmış, eskinin külleri üzerinde yeniden doğmaya çalışan Barcelona önünde Fenerbahçe, tarihinin en kötü oyunlarından birini oynadı..

Neden?..

Listenin başında Revivo var. Sabah 1 vermiş.. Fazla.. Sıfır altı birşeyler vermeliydi.. Çünkü Revivo Fener'in en kötüsü değil, Barcelona'nın en iyisi idi.. Ona bağlanan ümitler çok fazla olduğu için, Fener'in 10 akınından yedisinde top ona gitti ve Revivo maç boyu ayağına gelen tüm topları (Bir tanesi hariç) rakibe teslim ederek, Fenerbahçe'yi deyim yerinde ise içerden vurdu. Bu kadar topu bu kadar ucuz kaybeden, hücum şansını böylesine ucuz, doğmadan öldüren, tam hücuma kalkmışken, bu hatalarla rakip kontratağı yiyen bir takımın başarılı olması mümkün mü?.

Mustafa Denizli, Revivo'yu nasıl göremedi, nasıl okuyamadı, nasıl kenara almadı, anlamak mümkün değil. Maçın tamamının bandını onunla izlemeye hazırım. Bana anlatsın..

Peki neden almadı?..

İşte Mustafa Denizli'nin gerçek yumuşak karnı.. Aslında pek çok dünyaca ünlü Teknik Direktörün yumuşak karnı.. Yıldızlarından bir türlü vazgeçemezler ve onlarla birlikte çöküşe giderler..

Mustafa Denizli, o maç özelinde, Revivo'yu işte bu yüzden okuyamadı, bu yüzden kenara alamadı ve bu yüzden takımın içten vurulmasını önleyemedi.

Revivo'ya yönelik bir kastım yok. Hemen ekleyeyim. Her futbolcunun kötü günü vardır. Bunu hissetmek ve hem onu, hem takımı korumak, kenarın görevidir.

Denizli, Fenerbahçe genelinde de, milli takımda kendisine çok hizmet eden futbolcularından vazgeçemiyor.. Başta Ogün ve Abdullah.. Bu yüzden bu sene yaptığı önemli transferlere rağmen takımda tahmin ettiğim radikal reformu yapamadı, yeni bir Fener'i sahaya süremedi.

Ogün'ün ne işe yaradığını gören var mı?.. İyi oynar gibi görünen Abdullah'ın gittiği ilerde kaptırdığı topların, bir de geriye dönemeyişi yüzünden nelere mal olduğunun farkına varan var mı?..

Yeni, genç, canlı ve heyecanlı bir Fenerbahçe ile neler yapılmazdı ki?..

Nerdeyse tüm dünyaya yayılan Şampiyonlar Ligi maçlarını kendilerini göstermek için kullananlar var. Bir takım için en büyük tehlike bu.. Ne zaman tehlike.. Oyuncu takımı, sonucu unutup, kendisi kahraman olmak isterse..

Barcelona maçını, hele 2-0'dan sonra tekrar tekrar izleyin.. Genç Serhat dahil hemen herkes "Maç nasılsa gitti, bari ben kendimi göstereyim" niyeti ile oynuyor.. Sağında, solunda bomboş adamlar varken, üç kişinin arasına dalıyor. Daha uygun pozisyonda bekleyenler dururken, en olmadık yerden şut atıyor..

Böyle takım olunur mu?. Bunun da sorumlusu kenar yönetimidir..

Mustafa Denizli'ye sormak isterim.

Bir de...

Maç boyu Fener kaç orta yaptı?..

Bin..

Kaçı Fenerli oyuncu ile buluştu?..

Hiç.. Sıfır.. Yok!.. Niye Fener 90 dakika bu aptal oyunda ısrar etti, üstelik Anderson, kadroda bile yokken..

Peki Sevgili Mustafa, Sevgili Oğuz siz kenarda niçin varsınız?.

Top bir kere yere indi, Oktay kaleci ile karşı karşıya kaldı..

Pes..

***
Yeni Barcelona'nın futbolunu tüm Teknik Direktörler, kamplarda ders malzemesi yapmalı..

Neydi bu takımın sırrı..

Bir.. Basit oyun.. Hiçbir Barçalı, süper hareketler yapmaya, çok ince paslar atmaya kalkmadı. Topu en kolay vuruşla, en kolay adama attılar.. Bu yüzden, hem de Fener'in stadında, topa Fener'den fazla sahip oldular. Topa daha fazla sahip olunca da, oyunu kontrol ettiler.. Ne kadar basit değil mi?.. Bu sırada Fenerli futbolcular, mucizeler yaratarak tarihe geçmek peşinde oldukları için, Fener çok ucuz top kaybediyordu.

İki.. Barçalılar, müthiş bir yardımlaşma içindeydiler.. Biri topa sahip oldu mu, en az iki kişi, ondan çok kolay top alacak bir yere hareketleniyordu. Böylece yukarda anlattığım basit oyunu oynamak mümkün oluyordu.

Üç.. İşte Denizli'nin en eksik kaldığı yer.. Barcelona sahayı öyle iyi parsellemişti ki, boşta kalan her topa en çabuk bir Barçalı ulaşıyordu.

Şimdi, Barcelona çok zor, Fener çok kolay top kaybediyor. Hemen tüm boş topları Barcelona topluyor.. O zaman oyunu kim kurar, kim pozisyona girer, kim kazanır, sorusunun yanıtını vermek için futbol uzmanı olmaya gerek var mı?..

***
Mustafa Denizli, Fenerbahçe'de çok radikal değişiklikler yapmak zorunda.. Buna cesaret edemezse, o zaman bazıları, kısa zamanda onu değiştirmeye cesaret ederler..

Spor duvarı
* Yenilginin sebebi belli; Denizli F.Bahçe'yi G.Saray'dan sakladı.

* Keşke maçtan önce ışıklar sönseydi. Hiç olmazsa futbolcuların bahanesi olurdu; "Elektrikler kesikti çalışamadık"

* Sahanın ışıklarını kim kesti? Tabii ki Mustafa Denizli. Takımı saklamak için.

* F.Bahçe'nin bu sene deli boğa hastalığına yakalandı. Önce İstanbul boğasına, şimdi de İspanyol boğasına yenildi.

* Dün Fatih Terim'in ipini çekmek isteyen İtalyan Basını bugün ona övgüler yağdırıyor. Fatih İtalya'ya giderken çaktırmadan birkaç köşe yazarını da yanında götürdü galiba...

Hakan & Utku

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır