
Şans Meleği 2 defa geldi
G.Saray'ın rahatlıkla kazanacağı bir maçtı. Saha kaygan olmasına rağmen, oyunun ilk dakikalarında sakin, akıllı ve ayağa yapılan toplar, sarı-kırmızılı takımın üstün olmasını sağladı. Zaman zaman orta alanda pas hataları yapıldı. Ama yardımlaşma üst düzeyde olduğu için bu açık kapatıldı. G.Saray sahada 4-3-1-2 düzenindeydi. Sağ kanatta Arif'in yerine forma bulan Berkant'ın katkısının olmaması ve Sergen'in de hücuma yönelik oynaması, bütün yükü Suat ile Ergün'ün üstüne yıktı. Bu iki futbolcu ilk yarı olağanüstü mücadele ettiler.
Sergen ilerde kaldığı zaman, orta alanın açığını Hasan Şaş ile kapatmaya çalıştılar. Bu sistem, böyle bir maçta yanlıştı. Çünkü Ümit, ilerde tek başına kaldığı için PSV defansı arasında etkili olamadı.
Hakan'ı tanıyamadım
PSV Eindhoven, Hollanda şampiyonu ama Galatasaray bu takımdan her yönü ile bayağı üstün... Fakat maçı kazandıracak golü bulmak için, sahada daha organize hücumların yapılması lazımdı.
Dakikalar ilerledikçe Galatasaray orta alanında yorgunluk belirtileri başlayınca, sıkıntı da ortaya çıktı. 4-4-2 düzeni oynansa, hem hücumda 2 futbolcu orta alanda da 4 kişi bulunması sonucu, oyuna daha hakim olunabilirdi. Sol ayağı sihirli Sergen, gücünün yettiği kadar koşmasına rağmen hevesli ve istekliydi. Sergen'den fazla yararlanmak isteniyorsa daha az koşturulup teknik becerisini kullanma şansı verilmeli. Geçmişte Hagi'ye yapılan fedakârlık gibi.
Hakan Ünsal'ı ise tanıyamadım. O cengaver Hakan Ünsal, çok yetenekli bir kanat adamı olan Rommedahl karşısında tam anlamıyla otobana döndü. PSV'nin bütün hücumlarında bu ikili vardı.
PSV, 3-1'i haketmedi
Teknik direktör Lucescu'nun sahaya kenardan fazla etki yapamadığı, burada bir kez daha ortaya çıktı. Takımının maç içinde aksayan taraflarını göremediği için oyuncu ve taktik değişikliği konusunda geç davranıyor. Nitekim, Hakan'ın sahada olduğu 61 dakika boyunca çaresiz kalmasını seyretti.
G.Saray şuursuzca saldırmadı. Ama emniyetli biçimde "Gol atarsak kazanırız" felsefesini benimsedi. Bu sayede pozisyonlar da yakaladı. İlk yarıda Sergen'in kaçırdığı gol, maçın kırılma noktası olabilirdi, olmadı. 1-0 iken Ümit'in atamadığı aşırtma top ise Şans Meleği'ni ikinci defa geri çevirmemiz anlamına geliyordu. Böyle maçlarda, bu kadar gol kaçırırsanız kazanmanız zor olur. Ama 3-1'lik yenilgi, bu G.Saray'ın hakkı değildi.