  
Çifte standart!
Görünen o ki; Taliban, Usame Bin Laden'i teslim etse bile Amerika Afganistan'ı vuracak... Belki bununla kalmayacak, başka ülkelere karşı da harekat başlatacak... Çünkü Amerikan toplumu intikam, silah sanayicileri ve tüccarları da savaş istiyor... Hatta uluslararası haber ajanslarına göre birçok silahın Afganistan'da denenmesi bekleniyor...
Düne kadar Beyrut'ta, Güneydoğu'da, bugün ise hâlâ Filistin'de yaşananları yıllarca TV'lerden izleyen Batı toplumu için yokluk ve yoksulluk içinde yaşayan milyonlarca Afganlı'nın ölmesi pek bir anlam ifade etmiyor... Eminim ki; 10 Amerikalı'dan 9'u Afganistan'ın yerini bile bilmiyor...
*
Ankara, bugün Türkiye'yi en iyi müttefiki ilan eden, olası bir savaşta yanında yer almasını isteyen Batı'ya dünü hatırlatmalı...
Almanya'ya PKK'yı neden barındırdığını, İtalya'ya Apo'ya neden yataklık yaptığını, Yunanistan'a neden terör örgütüne arka çıktığını, Belçika'ya Sabancı'nın katilini neden kolladığını sormalı...
Ve bugün NATO anlaşmasının 5'inci maddesini işletenlere 18 yıl boyunca 30 bin insanın öldürülmesine seyirci kaldıkları hatırlatılmalı...
Eminim ki; 65 milyon bunu Cumhurbaşkanı'ndan, Başbakan'dan, Genelkurmay Başkanı'ndan ve hatta tüm siyasi parti liderlerinden bekliyor...
İŞADAMI NECATİ KURMEL'İN BAŞINA GELENLER
Orman düşmanları
Doğaya, yeşile, çimene, çiçeğe küs bir milletiz... Kimse kızıp darılmasın bu güzellikleri sevmeyiz... Öyle olmasa her yıl binlerce dönüm ormanı yakar mıyız? İstanbul'un yanındaki on binlerce ağacı baltalarla kesip Sultanbeyli'yi kurar mıyız?
Kısacası; eli baltalılarla, kazmalıların sırtını sıvazlar mıyız?
İşte; bu zihniyetin son kurbanı işadamı Necati Kurmel... Tapulu malı olan ormanı elinden alınmak istenen, bununla kalınmayıp "Sen bırak git ne olursa olsun" denilen İstanbullu bir sanayici...
İşte bu rezaletin hikâyesi;
*
1939 yılından beri tapusu Ahmet Ziyaeddin Diler veresesine ait olan Ömerli Baraj Gölü havzasındaki 7500 dönüm orman 1990 yılında Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı Necati Kurmel'in üstlendiği Royal İstanbul A.Ş. tarafından satın alınıyor...
Necati Bey hemen kolları sıvıyor, amenejman planını yapıp Orman Bakanlığı'na gönderip onaylatıyor... Ardından olası bir yangına müdahale edebilmek için 1 trilyon lira harcayıp plana uygun stabilize yollar açıyor... Ardından 24 saat ormanı gezecek, gözetleyecek motosikletli 6 bekçi tutup hepsine birer cep telefonu alıyor... Yetmiyor, arazözler sıralıyor...
Bütün bunları ileriye dönük bir gelir beklentisi için yapmıyor... Kimseden "Aferin" de beklemiyor... Sadece işten bunaldığı zaman ormanına koşmak, ağaçlar arasında dolaşmak, yeni fidanlar dikmek onu yetiyor...
*
Gelin görün ki; güzeli bozmak, yapılanı yıkmak, yeşereni kırmak bizim yapımızda var ya; Hazine 2000 yılında "Bu orman benimdir" diyerek tapu iptal davası açıyor... Hakim de dava sonuçlanıncaya kadar tapuya "mülkiyetin devrine karşı şerh" koyunca, Orman Bakanlığı Royal İstanbul A.Ş.'nin tapulu ormanı üzerindeki faaliyetini durduruyor...
Bu şu anlama geliyor;
Ormanı bekleyen 6 bekçinin, olası bir yangına ilk müdahaleyi yapacak arazözlerin geri çekilmesi.... Yani ormanın kaderine terkedilmesi... Belki de sahipsiz kalan bu alana ikinci bir Sultanbeyli'nin dikilmesi...
Görevi ormanları korumak, kollamak ve geliştirmek olan Orman Bakanı Nami Çağan bütün bu gelişmeleri seyrediyor...
Maliye Bakanı Sümer Oral, 1996 yılında Orman Bakanlığı'nın açtığı davayı yeniden pişiren Hazine avukatlarına "Ne yapıyorsunuz" demiyor, diyemiyor...
Necati Kurmel mi?
Tapusu elinde olan ormanının yok edilmesinden, bir kenarından girilip ağaçlarının kesilmesinden, kondu dikmek için ateşe verilmesinden korkuyor... Geceleri uyku tutmuyor...
Serbest kürsü
Telekom'un soygunu!
CEP telefonlarındaki soygun bitti, sıra ev telefonlarına geldi... Allah aşkına kaç aydır habire 4 milyon 130 bin lira abonman taksidi ödüyoruz.. Bu nasıl bir soygun? Dağdaki eşkıyadan kurtulduk derken şimdi de kravatlı eşkıyalar soyuyor bizi... ÖZCAN KARAKUŞ (İstanbul)
BİZİMKİLER BİZE YETER!
İthal suçlular!
İstanbul yabancı cenneti haline geldi... Pasaportsuz, vizesiz on binlerce kişi bu kentte yaşıyor... Eminim ki bir çoğu fuhuş ve uyuşturucu mafyası tarafından maşa olarak kullanılıyor... Bazıları boğaz tokluğuna kaçak olarak çalıştırılıyor... Bazıları da önceki gece olduğu gibi Atatürk Havalimanı'na inen 50 Rus turisti soyuyor...
İstanbul polisi, pasaportsuz, vizesiz ve hatta kimliksiz dolaşan bu kişilere yönelik operasyon başlatmalı... Üstelik terörün sınır tanımadığı günümüzde bu işi çok sıkı tutmalı...
HATIRLATMA
Dava ne oldu sayın Başkan?
BAĞKUR'un adaletsiz bir yasaya dayanarak üyelerine yönelik haksız uygulamasını gündeme getirip, esnaf ve işadamlarının feryatlarına yer verdiğimde telefon eden Odalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, konuyu hukukçulara incelettiğini ve gerekirse Anayasa Mahkemesi'ne gidileceğini söylemişti... Aradan haftalar geçti... BAĞKUR, üyelerini kelimenin tam anlamıyla sömürdü ama Hisarcıklıoğlu verdiği sözü yerine getirmedi... Ne dersiniz Sayın Başkan? Unuttuysanız hatırlatayım istedim...
|