kapat
19.09.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
ALİ BAYRAMOĞLU(abayramoglu@sabah.com.tr )

Enver Paşa sendromu

New York ve Washington saldırılarının ardında Üsâme Bin Lâdin'in olup olmadığı konusunda tereddütler tam olarak ortadan kalkmıyor.

Bu tereddütlerin kaynağı da ortada: 10 Eylül gecesi bir barda içki içip arkalarında bir Kuran unutmaları, ABD otoriteleriyle garip ilişkileri gibi, saldırganlara ilişkin bazı bilgiler... Amerikan basının gurularından olan William Safire'ın "içeride köstebek mi var" kuşkusuyla aktardığı, saldırılar esnasında en gizli şifre kanalı üzerinden "bir sonraki hedef başkan" tehdidi ya da uyarısı...

Ancak tüm bu kuşkular sorunun şu ana eksenlerini değiştirmiyor:

1. Terör eylemlerinin "globalleşmesi", arkasında dışlanmış kesimlerden önemli "kitle desteği" bularak "siyasal ve ideolojik bir ifade aracı" haline dönüşmesi...

2. İslami hareketin, kendi içinde ve kendisine yönelik olarak simgelediği çarpıklıklar açısından uluslararası arenanın önemli aktörlerinden birisi olması. Diğer bir deyişle "İslami kimliğin dünyanın birçok sıcak noktasında direniş ve isyan merkezli bir siyasi kimlik haline gelmesi" ve her geçen gün biraz daha globalleşmesi...

3. Hepsinden önemlisi, "bu yaygınlaşma ve bu şiddetin büyüyerek meşrulaşması" ve bunun "global düzenle her geçen gün artan eşitsizlik ve adaletsizlik tarafından beslenmesi"...

Yerküredeki eşitsizlik ve adaletsizlik hafifletilmedikçe, baskı üzerine kurulu güç oyununun kuralları değişmedikçe, bu eksenlerin değişmesi de pek kolay olmayacak...

Ancak; çıkacak global bir savaşın bu sorunları derinleştirmekten, yoksulluğu ve ona paralel olarak terörürü beslemekten başka işe yaramayacağını görmek istemeyen "sivri akıllılar", dün olduğu gibi bugün de ortalarda dolaşıyor. Bu sivri akıllılar içinde en sivrileri elbette Türkiye'de yaşıyor.

Kürşat Bumin'in deyişiyle "Eyvah savaş" demek yerine "Yaşasın savaş" naraları atıyorlar. Soğuk Savaş mantığının garip ve imha edici getirilerine yeniden hevesleniyorlar. Gazetelerde, televizyonlarda tornadan çıkmış gibi yazıyor ve konuşuyorlar. Hükümeti pısırıklıkla suçluyorlar.

Ne yazık ki, milliyetçiliği "kaba kuvvet"le ölçen; kuvveti "faydacı zihniyet"le bezeyen; her koşul ve her fırsatta "diğerlerinin aleyhine" ve kuvvet üzerinden, özellikle "başkalarının kuvveti üzerinden palazlanmayı yücelten"; palazlanma yolunun "kırıp dökmek", imha etmek, "kargaşadan istifade etmek"ten geçtiğini sanan bu sivri akıllıların sayısı her geçen gün artıyor.

Ne var ki sayıları arttıkça "akılları da azalıyor". Bu, aslında Osmanlı-Türk geleneğinin milliyetçi devletçilikle tanıştığı zamanlarda beliren, o gün bu gün yakamızdan düşmeyen, Cezayir, Kore, Körfez savaşlarında ortalıkta at koşturan bir tür "Enver Paşa sendormu"dur. Bu "sendorumun yeni müptelaları" için güç oyununun "dünyayı ve ülkeyi kana bulama riski" pek önemli değil.

Bu güç oyununda Türkiye'nin ön safta yer almasının yaratacağı "insani, kültürel, demokratik kayıplar ya zemin kaybı" akıllarından hiç geçmiyor. Çıkacak bir global bir çatışmada, okların Batı'dan, Doğu'dan, bir süre sonra Türkiye yönelebileceği de dertleri değil.

Dünya sathındaki ekonomik eşitsizliklerin ortadan kalkması için terörün ortadan kalkması gerekir diyen, terörü sonuçtan çok neden neden ilan "fundamentalist" görüşler de onların eseri...

Savaş çıkacak mı, çapı ne olacak bilmiyorum; ama Tanrı'nın bizi bu sivri akıllılardan korumasını diliyorum...

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır