kapat
19.09.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
OKAY GÖNENSİN(ogonensin@sabah.com.tr )

Artılar çok ama...

Türkiye, yeni dünya düzeninin şekillenmesi arifesinde en avantajlı ülkeler arasında değerlendirilmektedir. Ancak bu bir "ön" değerlendirmedir. İyimser öngörülerin gerçekleşmesi öncelikle Türkiye'nin "oyunu iyi oynaması"na bağlıdır.

Türkiye, Müslüman kimliği ile İslam dünyasının içindedir, laik demokrat cumhuriyet kimliğiyle de Batı dünyasının bir parçasıdır. Bu özel kimlik, yeni şekillenmeler içinde fazlasıyla önem taşıyacaktır.

Batı dünyasının yanında hareket eden Türkiye, yaklaşan savaşın en kötü senaryoya uygun olarak, bir "Batı-İslam" uygarlıkları çatışmasına dönüşmemesinin "güvencesi" olabilir. ABD ve bütün Batı merkezlerinin gelecek savaşın "İslam ile savaş"a dönüşmemesi ya da öyle bir görüntüye bürünmememesi için gereken bütün dikkati gösterecekleri umulmaktadır. Bu yapıda Türkiye'nin yürüteceği politikalar, savaşın yönelimleri üzerinde etkili olabilir. Tabii olmayabilir de.

Üyelik süreci kısalabilir
Yeni dönemde Avrupa Birliği'nin Türkiye politikasında, yine Türkiye'nin pozisyonlarına bağlı olarak değişiklik beklenebilir. Bu beklentinin somut anlamı, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik sürecinin hızlanmasıdır.

Türkiye, Avrupa Birliği üyeliği yolunda "ev ödevleri"ni yapmakta gecikmiş, gerçek anlamda "ayak sürümüş"tür. Avrupa'nın buna karşılığı da, Türkiye'nin adaylığı resmen kabul edilmiş olmasına rağmen, üyeliğin gerçekleşme vadelerini uzatmak olmuştur.

Ancak ikiz kulelere vuran uçakla birlikte ortaya çıkan yeni durumda Türkiye'nin durumuna Avrupa'dan bakanların da açılarını yenilemesi kaçınılmaz olmuştur. Kuşkusuz Avrupa kamuoyunda Türkiye'nin üyeliğine, Müslüman ülke olması dolayısıyla karşı çıkanların seslerini yükseltmeleri de beklenebilir.

Burada da Türkiye'nin "iyi oynaması", demokrasinin güvencesi olan anayasal ve yasal reformları hızlandırması, çok farklı bir hava yaratacaktır. Türkiye'nin alacağı tavırlar, Batı dünyası içinde yer alma iradesini güçlü biçimde gösterirken Avrupa Birliği üyelik sürecini gerçekten kısaltabilir. Bu konuda ABD'nin de daha güçlü biçimde "yardımcı" olması, kendi siyasi planları açısından doğaldır.

Hâlâ küçük hesaplar...
Türkiye'nin yerine bu açılardan bakıldığı zaman, yeni dünya düzeni oluşurken oldukça avantajlı bir konumda bulunduğu açıktır.

Ama çok kuvvetli bir "ama" var.

Bu "ama", Türkiye'nin dışından değil, içinden kaynaklanıyor. Türkiye'nin potansiyel avantajlarını gerçek avantajlara çevirebilmesi; güçlü, geniş ufuklu ve de "çalışkan" bir siyasi yönetime bağlıdır.

Batı dünyası ve çevremizdeki bütün ülkeler, üçüncü binyılın büyük krizine güçlü ve iç destekleri sağlam yönetimlerle yakalanmıştır. Türkiye ise en güçsüz ve iç desteği en düşük yönetimle...

Böylesine büyük bir dalga bütün dünyayı etkisi altına alırken Ankara anayasa değişiklikleri konusunda bile küçük oyunlara saplanıp kalma tehlikesi içindedir. Dünya yeni bir döneme girerken bu anayasa değişikliklerinin de aslında yeni dönemle doğrudan ilişkili olduğunu kavramayan, küçük hesaplar içinde boğulan bir yönetimin Türkiye'yi global krizden nasıl sağ salim ve avantajlı çıkaracağı kuşkusunu, ne yazık ki taşıyoruz.

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır