Hava yolculuğu artık eskisi gibi olmayacak. Bunu hem son olaylardan sonra okuduğum gazete haberlerinden biliyorum, hem de haftabaşında yaptığım Toronto-Viyana, Viyana-İstanbul uçuşunda bizzat yaşadıklarımdan... Toronto festivalinden İstanbul'a dönüşümüz doğrusu büyük bir kaygı içinde geçti. Uçmaya alışığım, bu konuda yeterince deneyimim var. Üstelik de hep iyimserimdir.
Ama düşününüz: ABD'nin burnunun dibindeki Kanada ve New York'a oldukça yakın olan Toronto'da adeta mahsur kalmışsınız... İki gün boyunca hava-alanı kapalı. Açıldığında ise Amerika'ya uçuşlar son derece sınırlı biçimde yapılıyor. Kimi Avrupa-Asya havayolları ise uçuşlarını nedense iptal etmişler.
Herkeste bir "Kazablanka" sendromu... Hani o ünlü filmin finalinde, Casablanca kentinden 'özgür dünya'yı simgeleyen Lizbon'a kalkan uçağa bilet bulmak son derece zordur ve kalanlar, havalanan uçağa özlemle bakarlar ya... İşte biz de Toronto'da bu hissi yaşıyoruz sanki...
Neyse... Avusturya havayolları zamanında geliyor, zamanında kalkıyor. Ve biz de Amerika'dan kapağı Avrupa'ya atıyor, hatta ummadığımız halde zamanında gelip İstanbul uçağını bile yakalıyor ve ülkeye dönüyoruz. Ama nasıl...
Öncelikle, artık yolcuların 4 saat öncesinden alanda olmaları isteniyor. Çok sıkı bir güvenlik kontrolü var çünkü...Valizler birkaç kez ışınlı makinelerden geçiyor. Daha 'check-in' yaptırırken bir memur gelip bıçak, elektrikli alet (tıraş makinesi veya saç kurutucusu gibi şeyler) var mı, varsa valizlerinize koyun diye uyarıyor.
Sonra kontrolden geçerken çantalarınız açılıyor. Didik didik aranıyor. Kesici olabilecek hiçbir şeye izin yok. Örneğin karımın tırnak makasını, benim permatik tıraş bıçaklarımı alıkoyuyorlar. Yanımdaki yolcunun şık deriden "makas çantası" gidiyor.
Ayrıca terörizme karşı çok yeni teknolojiler sözkonusu. Bunlardan biri, yolcuların yüzlerini 'okuyan' ve eğer bir operasyon geçirmişse, ardındaki gerçek yüzü çözen 'scanner' denetimleri. Özellikle yüzünü değiştirmiş sicilli teröristlere karşı. Aynı biçimde, giysilerin içini ve saklanmış olabilecek plastik silahları gösteren scanner denetimi de sözkonusu. Güvenliliği sağlam olmayan havalimanlarının boykotu da gündemde. Tüm bunlar yolculuklara birkaç biçimde yansıyacak gibi görünüyor. Öncelikle, çok önceden gidip muamelelere başlamak gerekecek. Her yerde silahlı adamlar görmeye alışmanız da şart. Tüm bunlar, olasılıkla biletlere yansıyacak ve uçmak daha pahalı bir iş haline gelecek.
Kısacası, son 20-30 yıldır en parlak dönemini yaşayan hava yolculuğu anlaşılan ciddi bir bunalıma girmenin arefesinde. Yakında gerçek boyutları daha iyi ortaya çıkacak olan bir bunalım...