YAVUZ DONAT
|
  
Örnekten vazife çıkarmak
Bir grup milletvekili, Odalar Birliği'ne gitti... TOBB'un "yeni başkanı" Rifat Hisarcıklıoğlu'na "hayırlı olsun" ziyaretine.
"Ziyaret" bitti.
Milletvekilleri, TOBB'dan ayrıldılar.
Daha birkaç adım atmışlardı ki...
"Bir adam" önlerine çıktı.
Milletvekillerinden "birinin" üzerine doğru yürüdü:
- Sizi tanıdım!
"Bu olayın" olduğu yeri, Ankara'yı bilenler için, tam tarif edelim.
"Olgunlar Sokak'ın" köşesi.
Hani "ikinci el okul kitaplarının satıldığı" sokağın.
TOBB, bu sokağın "bitişiğindedir."
"Adam" milletvekillerinden Ali Coşkun'a "sizi tanıdım" diye hamle edince...
Ortaklıkta "soğuk... Gergin" bir hava oluştu.
Ve adam birden Coşkun'un ayaklarına kapandı:
- Nedir çektiğimiz?.. Alın, işte kimliğim, bakın... Emekli tarih öğretmeniyim... Çocuğuma ikinci el kitap bile alamıyorum... Çözün bu ülkenin sorunlarını... Yeter artık.
Milletvekilleri "gözü yaşlı adamı" ayağa kaldırdılar.
Ali Coşkun, zorla, adamın cebine "bir miktar para" sıkıştırdı.
Emekli öğretmen bu kez başladı "hüngür hüngür" ağlamaya.
***
"Yukarıdaki olayın" yaşandığı yere "bir, birbuçuk kilometre" mesafedeki, yeni Başbakanlık binasının önüne gelen, Kırıkkaleli iki kaportacı (Ramazan Ertaç ile Aydemir Aydın) bir yandan "açız" diye bağırırken...
Bir yandan da altlarındaki otomobili (06 VV 510) benzin dökerek yaktılar.
***
Kırıkkale Ticaret Borsası ve Esnaf, Sanatkâr Odaları Birliği Başkanı Süleyman Köstekli ile konuştuk.
Dedi ki:
- Hay Allah!.. Biz haftalardır dizginliyorduk... Ayıptır... Sakın Ankara'da eylem yapmayın diye... Demek bizi atlatmışlar... Aslında... Az bile yapmışlar.
***
Süleyman Köstekli "bu hükümete güvenip dolarla, markla borçlanan esnaf şimdi hapse girmeye başladı" diye dert yandı:
- Esnaf perişan Yavuz ağabey... Aç... Esnaf sıfırı tüketti... Katiller affedildi, cezaevleri boşaltıldı, şimdi onların yerine esnaf içeri tıkılıyor.
***
Atatürk'ün büyük Türkiye'si "bütün bu zorlukları" aşacak güçtedir.
Ayrıca, bu kritik dönemde "koalisyonun bozulmasına... Hükümetin istifasına" gerek de olmayabilir.
Yeter ki herkes "üzerine düşeni" yapsın.
***
"Zaman tünelinde bir gezintiye" ne dersiniz...
Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk "rahatsızlanmıştı."
Hastaneye (Gülhane) gitti.
Doktorlar dediler ki:
- Efendim, tedavi olmalısınız... Bu koşullarda göreve devam edemezsiniz.
Cumhurbaşkanı "olur" dedi.
TBMM Başkanlığına bir yazı yazdı.
- .......... tedavim süresince Cumhurbaşkanlığı görevini yerine getiremeyeceğim için... Yüce Meclis'in gereğini yapmasını rica...
Bu yazı "resmi gazetede" yayınlandı.
Ve TBMM "gereğini" yaptı.
"Cumhuriyet Senatosu Başkanı" Çankaya'ya çıktı, "göreve" başladı.
Korutürk de "Gülhane'ye yattı."
Gel zaman git zaman...
Cumhurbaşkanı "sağlığına kavuştu."
Doktorların verdiği "sağlam" raporunu, bir yazı ile TBMM Başkanlığı'na gönderdi.
Bu yazı da yine resmi gazetede yayınlandı.
Ve Korutürk "görevine" döndü.
"Bu olay" Cumharbaşkanı Korutürk'ün "saygınlığını... İtibarını... Gücünü" azaltmadı.
Bilakis "artırdı."
|