  
İzmir'in asmasıyım, bezirgan basmasıyım..
Medya leşkeri dediğin yapıcı olmalı.. Herşeyi eleştire eleştire okurun ruhunu karartmamalı.. Şahsen ben.. "Anasını öveni koy da kaç, elalemi öveni kap da kaç.." diyenlerdenim.. Neslihan'ın başarısını övmem de bundandır..
Hayata dair fikirler üretme alışkanlığım vardır.. Ayrıca üşenmez, bunları bir tarafa not ederim.. Yarın, öbür gün önüme bir mesele geldiğinde;
- "Yahu, benim bu konuda fikrim var mıydı?" diye telaşlanmama gerek kalmaz.. Hemen notlarımı karıştırırım.. Her meseleye dair mutlaka bir fikrim çıkar.. Hatta karşıt görüşlerimin bile çıktığı olmuştur..
Modacı Neslihan Yargıcı'nın kendi tasarımı olan son kıyafetin fotoğraflarını görünce yaşadığım şoktan çıkabilmişsem, bir tarafa kayıtlı fikirlerim sayesindedir..
***
Bir tasarım harikası olan o kıyafetten haberiniz var mı bilmiyorum..
Eğer yoksa bu yaşa kadar geçirdiğiniz zamana yazık.. Kendi kendinize "Ben demek ki boşa yaşamışım, bugüne kadar hiç birşey görmemişim.." diyebilirsiniz..
Kendi halinde bir vatandaş olarak "Gördüğünüz Antep'le yediğiniz pekmezle sınırlı.." olabilir..
Ama moraliniz bozulmasın çünkü "araştırmacı gazeteciliğin" görevlerinden biri de görmediğinizi önünüze koymak, yemediğinizi sizin yerinize tatmaktır..
Özetle iyi ki ben varım..
Sorumluluk bana ait..
Neslihan Yargıcı arkadaşımdır.. Modacıdır.. Üstelik kategorize etmem gerekirse "çevreye zarar vermediği için" faydalı bir modacıdır.. Bunu notlarımdan biliyorum.. Bir tarihte;
- "Modacı kısmısı eline zengin birinin karısını düşürmesin.. Kadını; gerdanından göbeğine kadar boncuk boncuk işleyip, tavus kuşuna çevirmeden elinden bırakmaz.." şerhi düşmüşüm..
Meseleye bu nottan baktığınızda Neslihan'ın ne kadar faydalı bir modacı olduğu hemen anlaşılır.. Çünkü yarattığı kıyafetleri kendisinden başkasında denemez.. Kıyafetlerini kendisinde denerken bile sorumlu davranır.. Önüne bir boş kağıt çeker.. Üzerine;
- "Bu kıyafeti kimsenin zorlaması olmadan kendi rızamla giydim.. Başıma geleceklerden kimse mesul değildir.." diye yazar.. Altına imzasını atıp bir kenara bırakır..
Cebinize koyun leblebi, dolaşın Şam'ı Haleb'i.. Modacı olarak Neslihan'dan daha sorumlusunu bulamazsınız..
Yalnız biraz renk takıntılısıdır.. Siyaha düşkündür.. Bütün tasarımlarında tek renk kullandığı gibi kendisi de geceleri faaliyet gösteren Ninja komandoları gibi siyahlar içinde gezer..
Kıyafetlerinde uyguladığı bu "karartmanın" sebebi bilinmez..
***
Eğer işadamı Mehmet Kutman, Bodrum'daki yazlığında "Türkiye Arkeolojik Yerlemeler Projesi partisini" vermese Neslihan'ın bu son kıyafetinden haberimiz olmayacaktı..
Gerçi verilen partinin adı "Arkeolojik mezuniyet tezi" gibi oldu ama varsın olsun.. Benim okurum zeyrektir, anlar..
Bizde zengin kısmının partisi geldiğinde bunun adı ya "Yaza merhaba.." olur veya "Yaza veda.." olur.. Mehmet Kutman ise geleneklerin dışına çıkmış.. İş dünyamızdaki kültürel patlamayı zamanında sezdiğinden partisine böyle bir hava vermiş..
Maksat dikkatleri Türkiye'nin arkeolojik zenginliklerine çekmek.. Krizden sonra hallerimize dudak büken yabancılara "Tarihi zenginliğimize bakın.. Bizler, bu hallere düşecek adamlar değildik, sebep olanların gözü kör olsun.." mesajını verebilmek..
Eh! Partinin veriliş sebebi bu kadar akademik olunca eğlencesi de ona göre olacak.. Aslında yazlığın bahçesi yayla gibi geniş.. Her türlü eğlenceye müsait..
Getir bir yerli müzik grubunu.. "Havar kekliğim havar.. Yaylaya doldu davar.." türküsünü çalsınlar, konuklar da kafalarına göre dansetsin.. Artık ça ça mı yaparlar, greko-tango mu denerler, keyiflerinin bileceği iş..
Tetikçi Shakespeare..
Mehmet Bey böyle yapmamış.. Tutmuş, İngiltere'den "The Principal Theatre Group" adlı tiyatro kumpanyasını getirmiş..
- "Bizimkileri kesse kesse Shakespeare keser.." deyip, onlara rahmetlinin "Bir Yaz Gecesi Rüyası.." adlı oyununu oynatmış..
Gerçi bazı istemezler "Mehmet Bey krizden sonra insanlara kinlendi.. İntikam almak istiyordu.. Tetikçi olarak Shakespeare'i tuttu.." diye laf çıkardılarsa da kulak asmayın..
İşte Neslihan'ın yarattığı o müthiş kıyafeti ilk kez böyle bir partide giymesi olaya daha da anlam katıyor..
Kıyafet şöyle.. Belden yukarısı bir korse kıvamında, siyah parlak saten kumaştan.. Göğüslerin altından göbek nahiyesine kadar enine büzgülü.. Zaten o sebepten göğüslerin yarıdan fazlası açıkta kalmış..
Büzgüler alttan yukarı yapıldığından kumaş yetmemiş.. Neslihan da bunu vesile bilip "Bu ekonomik krizde tutumlu olmalı, herkes üzerine düşeni yapmalı.." deyip göğüslerini açıkta bırakmış..
Göğüsler, tezgaha konmuş Nuri Bey kavunu gibi duruyorsa bundandır, kumaşı esirgediğinden değil..
***
Kıyafetin belden aşağısı siyah kadifeden yapılma şalvar.. Evet bildiğimiz şalvar.. Lakin iki bacağın arasına denk gelen yere 60 santim çapında bir kasnak konmuş..
Önden bakıldığında şalvarın içindeki kasnak hemen farkediliyor.. O kasnağın aynısı arka tarafta da var.. Modacının mabadının tam altına gelen yerde.. Böylece kıyafete karşıdan baktığınızda olay teknikleşiyor.. İçinizde;
- "Doğal gaz boru hattı buradan geçer.." duygusu uyanıyor..
Çift kasnaklı şalvar aynı zamanda sosyal içerikli anlam yüklü.. Bir modacının yarattığı kıyafetlerle topluma mesaj verebileceğini de gösteriyor..
Hem de birden fazla mesaj..
Kıyafet yerel yönetimi "Bodrum'da neden doğal gaz yok.." diye sorguluyor.. Ayak bileklerine kadar inen şalvar bele doğru kalınlaşarak, yarı yarıya şişirilmiş bir uçuş balonu görünümü yarattığından gençlere de "İstikbal göklerdedir.." göndermesini yapıyor..
Eline sağlık sevgili Neslihan!
Keşke o kıyafeti Shakespeare de görebilseydi, doya doya ağlasaydı.. Ah keşkem!
|