Arkadaşım, "Washington'da başka neler konuşuluyor?" diye sordu.. Biz de açtık telefonu Washington'a ve oradaki dostlara sorduk..
Bilinen, tekrarlana tekrarlana artık bıkkınlık vermeye başlayan ve neredeyse geyik muhabbetine dönen konuların dışında, ABD'nin ağır yaralı başkentinde, acaba başka neler konuşuluyordu bu günlerde?
Washington'da bazı çevreler, teröre karşı alınacak tedbirler arasında, bizleri de yakından ilgilendiren bir nokta üzerinde duruyorlarmış.. O da; "Verilmiş olan ABD vizelerinin tümünün iptali ve yeniden başvuru istenmesi.."
Bu konuda ülke ayırımı yapıp yapmayacakları bilinmiyor henüz.. Ama ciddi ciddi bunu konuşuyorlar.. Yapar mı yaparlar..
Konuştukları bir başka konu ise, bu kadar teröristin elini kolunu sallaya sallaya ABD'ye nasıl girdikleri ve bundan kimlerin sorumlu olduğu.. Oklar, bizde aynı görevi yapanlara benzetirsek, onların "Pasaport polislerinin" üzerine çevrilmiş durumda.. Bu kurumu, çok sert şekilde eleştiriyorlar.. Gelen herkesi sorgudan geçirip, şüphelendiklerini, vizesi olmasına rağmen ülkeye sokmama yetkisine sahip olan bu kurumun, bütün bu adamları nasıl atladığını anlamıyorlarmış bir türlü..
Üçüncü nokta, "Amerika'nın içini temizlemeden, herhangi bir dış saldırıya başlamaması.."
Bu tezi savunanlar, "Biz saldırıya geçtikten sonra, içerde yeni bir terör saldırısı ile karşı karşıya kalmamalıyız." diyorlarmış.. Sanki haklılar gibi.. Baksanıza, koca ABD, yol geçen hanına dönmüş.. FBI, büyük saldırıya katılanların sayısını, 50'nin üzerinde veriyor..
Ardından, "Herkesin bu yeni savaşın nasıl yapılacağını çok merak ettiğini" söylediler.. Ancak, hazırlanan planlar o kadar iyi korunuyormuş ki, medya, bütün gücüne ve haber kaynaklarına rağmen, bu konuda hiç haber sızdıramıyormuş.. Demek ki, çok az insan biliyor bu planları.. Ve onlar da konuşmuyor..
Merak edilip öğrenilemeyen bir başka nokta da, "Saldırının zamanı ve kimlere yönelik olacağı.." Amerikan yönetimi bu konudaki planları da medyadan şimdiye kadar saklamayı başarmış..
Onlara sızan bir habere göre ise, "ABD, bu savaşa da İsrail'i hiç karıştırmayacak.." Yani aynen, Körfez Savaşı taktiği uygulayacak.. İsrail'den sadece istihbarat alış verişinde yararlanacakmış..
"Hayatın, aradan bir hafta geçmesine rağmen, daha tamamen normale dönmediğini" de anlattılar.. İnsanlar hala 11 Eylül gününün öncesine dönememişler.. Sadece çok yoğun "alışveriş" yapıyorlarmış..
Bu konuşmaların ardından oradaki "Türklerin durumunu", tanıdığımız bazı Türkler'i arayarak soruşturduk.. Binlerce öğrencimiz, bir o kadar de mezun olup çalışan insanımız var o topraklarda..
Bizim gençler, biraz tedirginler.. Aralarında, kendilerine her hangi bir saldırı durumunda ne yapacaklarını konuşuyor ve bazı tedbirler alıyorlarmış.. İyi.. Amerikalı arkadaşları onlara güvence veriyorlarmış.. Bu da iyi.. İşinden çıkarılan ise yokmuş.. Türklerin, özellikle gençlerimizin durumu, şu an itibariyle bu.. Her toplumda ruh hastaları vardır.. Amerika'da da var.. Gençlere, bu tiplerden uzak durmalarını önerdim..
Not: İngilizlere aferin.. Adam Londra'da Kemal Derviş'in burnunun dibine kadar girebiliyor.. Ne kontrol, ne birşey.. Ya silahı olsaydı ve ateş etseydi? Bunun hesabını nasıl verecek, teröre karşı olduğunu bağıran Blair hükümeti? Biraz daha ciddiyet İngiltere, biraz daha ciddiyet..