kapat
19.09.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )

Krizi medyaya rağmen aşacağız..

Bu ülkede krizin bu boyutlara ulaşmasının ve uzamasının bir numaralı sebebinin medya olduğunu sanırım artık herkes biliyor..

Krizler, soğukkanlılıkla aşılır.. Ama medya bırakmıyor.. Felaket tellallığının tiraj, savaş çığlıkları ile sansasyon yaratmanın reyting getirdiği saplantısının bir gecelik hazzı uğruna, Türkiye'yi resmen satıyorlar..

Ertesi sabah, AGB'den gelen (Gelmez olsun) reyting listelerinde, bir basamak yukarda olabilme uğruna bütün bunlar..

Telaş yaratacaksın, panik yaratacaksın, korku, dehşet yaratacaksın ki, millet tir tir titreyerek ekran başından ayrılmasın.. Ayrılmasın ki, ertesi gün sen, o kahrolası listeye bakıp "Hey be.. Falan, filan TV'lerin önüne geçmişim" diye içini rahatlat..

Kahrol e mi?..

İnsanlar sefil olsunlar, memleket daha batsın.. Ama o, reytinglerde üç basamak yukarda kalsın..

Bunun adı gazetecilikse, ben gazeteci değilim..

Bakın o "Savaş çıkıyor.. Dünya savaşacak.. Nükleer silahlar kullanılabilir" yavelerinin sonucu ne oluyor?..

Bankacı tanıdığınız var mı, sizinle dostça sohbet edecek?..

Benim var..

Gecenin yarılarına kadar bu uğursuz yayınlar yapılınca, sabahın erken saatlerinden itibaren bankalardan paralar çekilmeye başlanıyor.. Bu paralar derhal dolara yatırılıyor.. Savaş çıkarsa, bankalardaki dövizler ne olur ne olmaz.. Vatandaş parasını yastık altına koyuyor..

Bu ne demek oluyor?..

Tüm dünyada düşen dolar, Türkiye'de yükseliyor.. 1.300'e gelmişken, Derviş "Aman daha düşmesin" demeye başlamışken, 1.600 sınırlarına dayanıyor.. Zaten para darlığı çeken ekonomi, yastık altına giden bu paralar yüzünden iyice nefes alamaz oluyor.. Korku yüzünden, en zaruri ihtiyaç maddeleri dışında insanımız hiçbirşey almaz oluyor. Krizin en büyük sebebi, talep olmayışı.. Stoklar büyümüş. Üretim mecburen durmuş.. Üretimin durması, işsizlik demek.. Panik havası, talebi nerdeyse sıfırlayınca, üretim çarkının yeniden dönmeye başlaması iyice erteleniyor.

Kriz iki kat yoğunlaşıyor..

Üç paralık reytingin sonuçlarına iyi bakın..

***
Doğuya giden trende, batıya doğru koşmanız, sizi kurtarmaz, eğer, doğu yolunun sonunda uçurum varsa.. En son vagonda, ötekilerden birkaç dakika sonra uçarsınız hepsi o..

Mesele trenin doğuya gitmesini önlemek..

Bunun tek yolu da, o kahrolası, panik, dehşet tacirlerinin oyunlarına gelmemek..

Bu ülke batarsa, yastık altındaki dolarlar, sizi kurtarmaz..

Çıkışın yolu, doları Türk parasına, Türk parasını piyasaya sürmekten geçiyor..

Gazeteler bunu anlatmalı.. Televizyonda uzmanlar, beyin yıkarcasına bunu söylemeli..

Ekim ayının başında cebinize para girmesini istiyorsanız, eylülde cebinize konanı harcamak zorundasınız.. O para ekonomide dönmez, o para talebe dönüşüp, stokları eritmezse, üretimin yeniden başlamasını sağlamazsa, gelecek ay size gelecek para, piyasada oluşmaz. Ekimde para alamaz olabilir, kasımda işinizi de kaybedebilirsiniz.. ve de bilin ki, ülkenin bu hale gelmesinin bir sorumlusu da siz olursunuz..

İktidarın hali meydanda..

Medyanın hali meydanda..

Al birini vur ötekine..

Bu ülke kurtulacaksa biran önce, siz kurtaracaksınız.. Cebinde harcayacak parası olanlar, derhal harcamaya başlamalı..

İşsizler ordusunun çığ gibi büyümesi ve ülkenin başına, savaştan, terörden beter bir dehşet olarak çökmesinin tek yolu harcamak..

Parası olup da yastık altında saklayan, harcamayan, vatan hainidir, bilesiniz!..

***
Bu ülke krizden batmaz.. Ne krizler gördük..

Savaştan da batmaz.. Ne savaşlar gördük..

Bu ülke panikten, korkudan batar..

Medya soğukkanlı olmanın önemini anlatmalı.. Medya savaş çıksa bile paniklememek gerektiğini tekrar tekrar yazmalı, söylemeli.. Yol göstermeli. İnandırıcı olup, iç rahatlatmalı..

Medya itfaiye olmalı aslında.. Ama ben çoktan vazgeçtim..

Yangına körükle gitmesinler yeter!..

Reytinginiz başınızda parçalansın e mi?..

Ne mucizesi.. Ne?..
"İzmir'de Priştina mucizesi" idi, Cumhuriyet Derginin kapak konusu..

"Kordon, bugün kentin en önemli prestij alanlarından biri olarak, denizle insanı kucaklaştırıyor.." diyor..

Kordon'u öyle kim planladı?.. Haince tuzaklara rağmen, kim kellesini koltuğa alıp doldurdu?.. Kim o cenneti düşünen?.. Priştina iş başına geldiğinde işin yüzde kaçı bitmişti?..

Maket eğer imha edilmedi ise, bir yerlerde duruyordur.. Zamanın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in görünce bayıldığı maket..

"İzmirli'yi bezdiren, gelen her yabancıya 'Bu mu sizin İzmir'iniz' dedirten koku nerdeyse yok oldu" diyorlar..

O koku nasıl yok oldu?.. Körfezi çepe çevre çeviren atık su ağını kim planladı, kim başlattı, Priştina neyi devraldı?..

Burhan Özfatura İzmir'in gelmiş geçmiş en büyük belediye başkanlarından biri, bana kalırsa birincisidir.

Büyük düşünen adamdı. Büyük, çok büyük projelerin peşine düştü.. Ama İzmir düşmanları, hemen her projeye, her uygar hamleye, her ileri adıma engel olmak için ellerinden geleni yaptılar..

Özfatura'nın planladığı İzmir'e devam edilebilse, bugün İzmir, Türkiye'nin değil, dünyanın sayılı kentlerinden biri olacaktı..

İzmir'de bugün "Mucize" diye anlatılanların hemen hepsinin altında "Özfatura" imzası vardır ve bunlar, Özfatura'nın planlayıp, başlattıklarının onda biri değildir..

Metroyu Yüksel Çakmur'un başlattığını hatırlayan Cumhuriyet yazarının Özfatura adını ağzına almayışı, Cumhuriyet'e yakışmıyor!..

Bir garip ölmüş diyeler!..
Kuşları ile dünyaca ünlü bir ressam, Salih Acar, müthiş bir grafik sanatçısı Mehmet Koyunoğlu, geçen hafta öldüler..

Haber bile olamadılar..

Bir ülke sanata, sanatçıya bu kadar kaygısız, saygısız ve sevgisiz, bu kadar umursamaz olabilir mi, aklım almıyor..

Salih Acar'ın kuşlarını mümkün olan her fırsatta gittim gördüm..

Vakko, eşarp ve kravatlara ünlü ressamlarımızı aktırmıştı yıllar önce.. Enfes bir koleksiyondu. Hepsinden birer tane almıştım, dostlara armağan etmek için. Birini kendime sakladım..

Salih Acar'ı!..

Bir Tavsiye

Aslında sadece biz uyumuşuz..
1960 İhtilali sonrasıydı! Ankara'da yeni bir gazete doğdu! Sözleşmeleri, daha sonra çıkarılacak olan "Basın mesleğinde çalışanlarla çalıştıranlar arasındaki ilişkileri düzenleyen kanun değiştiren 212 Sayılı Kanun'a temel teşkil eden" bir gazete! Yani Fikir İşçileri Kanunu'na..

"Öncü" idi bu gazetenin adı ve Genel Yayın Müdürlüğünü Altan Öymen, Haber Müdürlüğü'nü Oktay Ekşi yapıyor, muhabir kadrosunda Mustafa Ekmekçiler, Nilüfer Yalçınlar, Örsan Öymenler, Mete Akyollar, Sermet Çağanlar (Mustafa Özkan, muhabir yardımcısıydı bu kadroda) görev yapıyor, Spor Servisini Hıncal Uluç yönetiyor, yardımcılığını Oktay Kurtböke üstleniyor, Güneş Tecelliler, Ercan Sanlar, Çelik Aruobalar spor muhabirliği ile mesleğe katılıyorlardı!

Gazete'nin yazı işleri müdürlerinden biri Muzaffer Aşkın'dı, öteki Erdoğan Tokatlı ve en gençleri olan üçüncüsü de bendim!

Semih Balcıoğlu karikatür çiziyor, gazetenin ressamlığını Ethem Çalışkan yapıyor, sayfa sekreterlerinin başında da Tümer Argın bulunuyordu!

Bu gazetenin görünürdeki sahibi İKA Ajansı'nın da sahibi olan Ziya Tansu idi!

Ama gazetenin asıl kurucusu ve isim babası İhtilal'in kudretli albayı ve Başbakanlık Müsteşarı Alpaslan Türkeş'ti.

İşte bu gazetede, İdare müdürü olarak çalışan, sonra da Müessese müdürü olan bir emekli asker vardı; İsmail Tansu!

Patron Ziya Tansu'nun kardeşi!

Sevgili Hıncal hatırlıyor mu bilmem,

Ben, neden taktığımızı hatırlamıyorum ama, İsmail Tansu'nun gazetedeki lakabı "Oğlumuz" oluvermişti!

"Oğlumuz İsmail" aşağı, "Oğlumuz İsmail" yukarı!..

Meğer "Oğlumuz İsmail" neymiş de, kimsenin haberi yokmuş!.

Kısacası, Öncü'de çalışan zamanın en ünlü gazetecileri dahil, hepimiz uyumuşuz!

Tam 40 yıl sonra, önüme "Aslında Hiç Kimse Uyumuyordu" adlı kitap gelmese ve Hıncal "Ağabey bu kitabın yazarı İsmail Tansu'yu hatırladın mı? Öncü'deki "Oğlumuz İsmail.. Müthiş.." dediğinde şaşırdım!.

Kitabı okudum; gerçekten "Müthiş!"

Bunca yıl gizli kalmış gerçekleri isim isim, olay olay, belge belge anlatıyor!

Kıbrıs'ı Enosis'ten, Kıbrıs Türk'ünü Rum esaretinden kurtaran Türk Mukavemet Teşkilatı'nın (TMT) kurulmasının öyküsünü, adeta nefes nefese okurken, İsmail Tansu'nun bu olayda oynadığı birinci derecedeki rolü de öğreniyoruz!

General Daniş Karabelen, Rıza Vuruşkan ve İsmail Tansu üçlüsünün "Kıbrıs'ı kurtaran" Kıbrıs Mukavemet Teşkilatı'nı nasıl kurduklarını, kimlerin destek verdiğini, kimlerin seyrettiğini ortaya koyan bölümler, Türk yakın tarihinin en önemli olaylarından birinin gizli kalmış yönlerine ışık tutuyor!

Menderesler, Bayarlar, Zorlular, Erdelhunlar, Sunaylar, Korutürkler, Türkeşler başta olmak üzere TMT ile ilgili bütün yetkili ve ilgililer, "Aslında Hiç Kimse Uyumuyordu"da, İsmail Tansu'nun açtığı zaman tünelinde resmi geçit yapıyor!

Minpa Matbaacılık'ın basıp dağıttığı (Tel: 0312 311 12 41) kitap, Silahlı, ulusal bir yeraltı örgütünün 1958-1974 yılları arasındaki kahramanca mücadelesinin, Kıbrıs ve Türkiye için ne derece önemli olduğunu anlayabilmek için mutlaka okunmalı.

***
Hıncal'ın notu: Öncü'nün basıldığı Güneş Matbaasının önünde bütün gün ayakkabımızı boyadıktan sonra, geceleri Ankara'nın en pahalı, en sosyete kulübü Playboy'da karşımıza çıkan boyacının kimliğini belirleyip, kod adını "Yüzbaşım" koymayı bildik de, kulakları çınlasın İsmail Tansu'nun, o sessiz, sakin, o sevimli İsmailTansu'nun kimliğini çözemedik ya..

"Oğlumuz İsmail"e gelince..

Birgün bir düğün davetiyesi dağıldı, gazetede.. İsmail Tansu evleniyormuş..

Davetiye Türk geleneklerine gore yazılmış..

"Oğlumuz İsmail ile kızımız falanca.. " diye.. Gazetenin babamız yaşındaki İdare Müdüründen "Oğlumuz" diye söz edilmesinin altını hınzırlar hınzırı (Şimdi Cennette neler yaptığını düşünemiyorum bile) Oktay çizdi.. İsmail Bey'e, o davetiyeden sonra "Oğlumuz İsmail" adını o taktı.

TEBESSÜM
-Karınızın 20 kilo verip güzelleşmesini için ne yapmalısınız?

-Uğraşmayın.. Boşayın onu..

SEVDİĞİM LAFLAR
'Düşmanla daha karşı karşıya gelmeden evvel savaşı kazanana "Gerçek Savaşçı" derler.'

Sun Tzu

BİZİM DUVAR
'Komplo teorisinin bini bir para.. Yakında sokakta şöyle sesler duyacağız: "Komplocu geldi haanıım.."'

Hakan&Utku

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır