|
|
 |
| |
|
|

Döpiyes
F.Bahçe, 1 yıldır Türkiye'de işi götürüyor. Nasıl? Zorlaya zorlaya... Yurt içi maçlarında rakiplerden biraz daha fazla mücadele ediyorlar, Kadıköy'deki karşılaşmalarda seyirci baskısı da var, bir de Rüştü farkı... Dikkat edin bu takım geçen yıl içerde hiç maç kaybetmedi. Ama aynı takım, deplasmana gidince puanları bırakıyor. Ondan sonra diyorlar ki, "F.Bahçe'nin 12. futbolcusu, seyircisi." Bütün bu konuşulanlar, Türkiye'de oynanan dahili maçlar.
Ama eloğlu geliyor, hem de hiç öyle eski gücünde olmayan bir eloğlu... Hafif sıkıyor, tam da değil ve 3 gol atıveriyor. Adamlar Rüştü'yle karşı karşıya bile kalmıyorlar. Seyircinin bağırması, çağırması da farketmiyor. Antrenman yapmayan Rapajç, evlenmeye giden Lazetiç, son zamanlarda yürüyen Ogün, daha bir sürü bahane...
Sağ TEM, sol E-5
Hepsi hikaye. F.Bahçe fizik olarak iyi değil. Antrenmansızlık net olarak gözüküyor. Takımda rekabet de yok. Bu rekabetin fitilini çekip, ateşleyecek kim? Denizli. Onun da fitili çekecek hali kalmamış. Ondan sonra gelen netice çok normal. Barcelona, F.Bahçe'nin sağ tarafını TEM, sol tarafını E-5 Otoyolu'na çevirdi. Eskiden rahmetli annem, döpiyes giyerdi. Şimdi o döpiyes, model değiştirerek değişik biçimlere girdi. Ama F.Bahçe hâlâ o günkü döpiyes tarzı futbolu oynuyor. Rahmetli annemden kalma...
Denizli'nin çok seri olarak kafa yapısını değiştirmesi lazım. Hâlâ daha defansta 3 kişiyle, 4 kişiyle adam markajı yaparsan, sonun dün geceki gibi olur. F.Bahçe seyircisi, devre arasında takımına girerken "Bizler inandık, siz de inanın" diye bağırdı. Tamam. Barcelona formasıyla G.Antep forması birbirine benziyor ama aynı takım değiller.
Bir çift lafım da seyirciye. Son lig maçında saygı duruşunda çıt çıkmamıştı. Helâl olsun demiştim. Dün geceden sonra sözümü geri alıyorum. Koca F.Bahçe taraftarı, 50 kişiyi stattan atamıyorsa o virüs zamanla tüm vücudu sarar. Günahını da onlar çekerler.
|
|
 |
|