kapat
18.09.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
HAŞMET BABAOĞLU(hbabaoglu@sabah.com.tr )

Biraz da "insan"a bakalım

Ağzım alışmış bir kere" deriz ya, zihin alışkanlıkları ağız alışkanlıklarından da güçlü!

Alıştığımız biçimde düşünmeyi sürdürmek, aldığımız çürük domatesleri mahalle manavıyla hoşbeş karşılığında sineye çekmek gibi...

Alıştığımız kavramlarla konuşmak, alıştığımız dudakların daha sıcak, daha içten, daha sevgiyle öptüğüne inanmak gibi...

11 Eylül dehşeti konuşulurken hâlâ "ileri teknoloji" kavramı kullanılıyor; hâlâ "stratejik güçler dengesi"nden söz ediliyor ve tabii bu yüzden de hâlâ "kimse bakmıyor İNSAN'a...

Oysa insan ölümüne inanabiliyor, ölümüne örgütlenebiliyor ve yıkılmaz denilen ne varsa yıkabiliyor.

Terörist teröristtir...

Tamam! Ama, ne olduğunu ve bundan sonra da ne olabileceğini gerçekten anlamak istiyorsanız teröristin aynı zamanda "insan" olduğunu da kavramanız gerekir.

Çünkü en "robot" terörist bile robot patlayıcıyla aynı şey değildir!

Bir uçak kazayla Pentagon'un üzerine düştüğünde de maddi hasar aynı olur, ama manevi hasar çok düşük kalır. Aynı uçak bir ya da birkaç "insan" tarafından Pentagon'un üzerine yönlendirildiğinde ise yepyeni bir "çağ" açılır...

Ne garip değil mi; ABD, "muazzam ve şeytanca bir örgütlenme" dediği şeyin içinde yer alan teröristlerin havaalanında bıraktıkları kamyonetin içinde uçuş planlarını unuttuklarına (hatta planların bulunduğu çantanın yanına da bir Kur'an koyduklarına) inanmamızı istiyor!

Doğru olabilir, doğrudur da! Ama neden doğrudur? Çünkü bu korkunç olayın bütün aktörleri insanlardır da ondan...

Artık devletlerin devletleri, silahların silahları, ekonomilerin ekonomileri muhatap almaları "kıyameti" engellemeye yetmiyor.

Siz ne derseniz deyin, Bush ne derse desin, uzmanlar ne derse desin; elinde maket bıçağı bulunan insanlar öyle bir dehşete yol açtılar ki, buradan Hollywood'un ve askeri mekanizmaların "insansız" senaryolarına geri dönmek imkânsız...

Dünya oturup düşünmek zorunda!

Kimdir insan?

Nasıl düşünür? Nasıl inanır? Nasıl yaşar?.. Ve asıl önemlisi: Nasıl yaşamak ister insan?..

Yanlıııııış!..
ABD medyasının "duygu sömürüsü" yapmayayım derken, insanlık dramını aktarmakta zorlandığını, empati yaratamayarak yanlış yaptığını dün yazdım.

Bu görüşümde ısrarlıyım.

Çünkü değil başka uluslar, Amerikalılar bile ikiz kulelere çarpan uçakların görsel hipnozuna kapıldılar. (Bizim kimi habercilerimizin bu görüntüleri fona James Bond müzikleri koyarak yayınlamaları karşısında içimden gelen sözleri söylesem ayıp olur, o da ayrı!)

Ve bal gibi farkındayız ki, bu görüntülerin sürekli tekrarı teröristlere moral verici nitelikteydi!

Oysa New York'taki insan acısı "yakın plan" ekrana gelmeliydi.

Çünkü en gaddar ideolojiler bile çıplak acı karşısında gerilerler.

Çevremdekilerin gökdelenden çaresizlik içinde kendini aşağı bırakan kişinin görüntüsünü konuşup olayın içine ancak bu görüntüyle girebildiklerine tanık oldum. Terörün duyarsızlığına karşı insan acısının haykırışı bir tek o görüntüden yeryüzüne yayıldı... Gerisi gitgide bir film "special-effect"ine dönüştü. Gerçek ne yazık ki bu!

Şimdi düşünün bakalım: Kimler ilk iki gün boyunca dünya ekranlarına "yakın plan"da geldiler?

Tabii ki, göbek atıp sevinen Filistinli ve Iraklı kadınlar... Onların bu halinden dünya "iç bulantısı" geçirsin; yıllar boyu yaşananları bir görüntüyle unutsunlar diye sanki! (Yeni öğrendim, şöyle bir modern Arap vecizesi varmış: "Tanrı Halkla İlişkiler diplomalarını dağıtırken sırada bir tek Arap bile yokmuş!")

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır