kapat
18.09.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
MEHMET TEZKAN(mtezkan@sabah.com.tr )

Bush'un aklına 'haçlı seferi' neden geldi

En büyük kaygı şu..

ABD'nin teröre açtığı savaş.. Giderek boyut değiştirir, uygarlıklar çatışmasına döner mi?..

Yani Hıristiyan - Müslüman savaşına çevrilir mi?

Zengin - fakir kavgasına dönüşür mü?

Şimdi dünya bunu tartışıyor.. Herkes gergin.. ABD'nin öfkeyle yapacağı hamlenin ne tür sonuçlar doğuracağını kimse bilmiyor..

Bu belirsizlik endişeleri daha da artırıyor..

ABD Başkanı Bush önceki gece yaptığı konuşmada "Terörizme karşı bu haçlı seferi, bu savaş zaman alacaktır.. Amerikalılar sabırlı olmalıdır" dedi..

Batı dünyasından bir lider ilk kez 'haçlı seferi' sözcüğünü telaffuz ediyordu..

Yani, Hıristiyan dünyasının birleşerek, ortak güç oluşturarak, Müslüman dünyaya düzenledikleri saldırılara atıf yapıyordu..

Bush gerçi 'haçlı seferi' deyimini kullanırken terörizme karşı diyerek gardını aldı.. Ama yine de aklına "Haçlı Seferi" kavramının gelmesi düşündürücüydü..

İkiz kulelere yönelik saldırıdan sonra düzenlenen ilk ayinde yanına Amerika'daki Müslümanların liderini alan Bush, bu sözleriyle kime mesaj veriyordu..

Daha tartışma başlamadan, çok önemli bir gelişme daha oldu..

ABD Başkanı'nın bu konuşması canlı yayında yayınlandı.. Dünya ajansları geçti..

Ama bir daha hiçbir televizyon bu sözleri yayınlamadı..

Ne CNN.. Ne BBC..

Hiçbiri Bush'un 'terörizme karşı haçlı seferi' sözüne ikinci kez yer vermedi..

Önemsiz mi bulundu?.. Amacını aşan bir ifade olarak mı kabul edildi?.. Başkan'ı danışmanları mı uyardı?..

Bilinmiyor.. Bilinen şu..

Bu sözler sarfedilmemiş kabul edildi.. Üstü örtülmeye çalışıldı..

Buna ilk tepki Fransa ve Rusya'dan geldi. Cumhurbaşkanı Sezer de meseleye "uygarlıklar çatışması çerçevesinden bakılmaması gerektiğini" söyledi.

Çünkü dünya uygarlıklar savaşından korkuyor.

Peki uygarlıklar savaşı ne?

Tezi ortaya atan ünlü siyaset bilimci Samuel Huntington.. 1993 yılında yazdığı bir makalede 21. yüzyılın uygarlıklar savaşına sahne olacağını iddia etti..

12 ve 13. yüzyılda yaşanan hilâl-haç savaşının yeniden canlanacağını öne sürdü..

Bunun ipuçlarını verdi..

Saraybosna, Kosova ve Çeçenistan'da yaşananları örnek gösterdi..

Şimdi dünya Huntington'un tezinin doğru çıkmasından endişe duyuyor..

Ekonomik kriz psikolojik hastalığa dönüşüyor..
Dünyayı yakından izleyelim.. ABD vurursa, cephe genişletirse sonuçları ne olur diye enine boyuna tartışalım.. Ama kafamızı savaşa takıp kendi dertlerimizi unutmayalım...

Bakın.. Devlet İstatistik Enstitüsü temmuz ayına ait rakamları açıkladı..

Rakamlar korkunç...

Üretim düşüşü yüzde 11.2 ile rekor seviyede..

Yüzde 11.2'lik üretim kaybı, iş kaybı, ekmek kaybı..

İmalat sektöründe ise yüzde 12.8..

Ürkütücü değil mi?.. Daha da korkuncu var..

Temmuz ayında en büyük düşüş gıdada yaşandı...

Yüzde 25...

Üretimi azalan ürünler listesine bakın.. En üst sırada spor ayakkabı.. Sonra video, dikiş makinesi, müzik seti..

Bunun anlamı şu...

İnsanların yaşam kalitesi düşüyor.. Giderek Ortadoğu ülkesine dönüyoruz..

Ama şunu da kabul edelim..

Türkiye'nin stop etmesinde.. Durup beklemesinde.. Suç sadece siyasetçilerde değil..

Kabul edelim...

Toplum olarak ruh halimiz çarkı çevirmeye, vitesi büyütmeye, tekerlekleri döndürmeye müsait değil..

Çünkü, toplum olarak suç psikozuna girdik..

Bir taraf suçlama ..

Diğer taraf suçlanma psikozunda...

Kimsenin gözü bir şey görmüyor.. Hayatımızdan nüansları çıkardık.. Gri rengi yok ettik.. Herşey siyah ve beyaz..

Biçerdöver gibi.. Ezip geçiyoruz.. Arkamıza dönüp bakmıyoruz bile.. Çünkü; geçirdiğimiz sıkıntılı günlerin, işsizliğin, fakirliğin, çaresizliğin acısını birilerinden çıkarmak istiyoruz..

Ankara'yı suçluyoruz.. Bürokrasiyi suçluyoruz..

Öç alma ayini içindeyiz..

Birileri suçlandıkça da bundan büyük keyif alıyoruz..

Gelelim bürokrasi cephesine..

Suçlama ayini, öç alma ayini sürdükçe öbür taraf da kendini korumaya alıyor..

Hiçbir iş yapmamak daha değerli oluyor..

İmza atmamak erdem olmaya başlıyor..

Bürokrasiyi saran suçlanma psikolojisi devleti kilitliyor..

Tamam..

Yolsuzluklar devletin içine işlemiş.. Rüşvet almış yürümüş.. Türkiye'nin 10 yılı çalınmış..

Hepsini kabul ediyorum..

Bu mikrobu içimizden temizlemeden düzlüğe çıkamayacağımıza da inanıyorum..

Ama bunu intikam alma ayinine dönüştürmeyelim diyorum..

Çünkü o zaman Ankara duruyor.. Bürokrasi duruyor..

Türkiye duruyor..

Kaybeden yine biz oluyoruz..

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır