kapat
18.09.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
GÜLAY GÖKTÜRK(ggokturk@sabah.com.tr )

Şeytan bunun neresinde?

Doğrusu bu şeytan muhabbeti artık rahatsız etmeye başladı. Yok bu savaş "iyi ile kötünün" savaşıymış da, yok Dünya Ticaret Merkezi'nin çökmesinden sonra yükselen duman bulutu şeytanın yüzüne benziyormuş da...

Hillary Clinton itfaiyecilerin cenaze töreninde yine şeytan görmüş. "Bu tamamen şeytanın işi" demiş... Hatırlarsanız, teröristler de yıllardır ABD'yi şeytan diye adlandırıyor. Hem de "Büyük Şeytan"!

Bu durumda dünya "Şeytanlararası bir savaşa" sahne olmuş oluyor. Tabii düşmanınızı şeytan olarak adlandırdınız mı, "şeytan"ı yoketmek için her yola başvurmak da mübah oluyor!

ABD bu dinsel jargonu kullanmaktan ne umuyor bilmiyorum ama, bence artık ciddiyetini takınmasında ve daha dünyevi bir düşman tanımı yapmasında yarar var.

Şimdi Amerika bütün dünyadan öfkesine saygı gösterilmesini beklerken, yine bir imtiyaz talep ediyor. Adresi belli olmayan bir düşman karşısında duyulan o çaresiz öfkeyi sadece kendisinin tattığını sanması aynı benmerkezci tutumun tekrarı olmaz mı?

***
ABD'yi vuran terörden sonra başladığı söylenen yeni dönemin en önemli tartışma konularından biri de, Global Demokrasi olacak gibi görünüyor.

Globalleşmenin kaçınılmaz ve geri döndürülmez bir süreç olduğu ne kadar gerçekse, bu sürecin ilelebet ABD'nin hegemonyası altında ilerleyemeyeceği de bir başka gerçek.

ABD artık dünyayı tek başına koruyabileceği zannından kurtulmalıdır. Bu ülkenin yavaş yavaş, tepesi atınca kendi başına davranabilen, minareyi çaldıktan sonra kılıf hazırlayan ve arkasındakilere peşinden gelmek dışında alternatif bırakmayan bir ülke olmaktan çıkması gerekir.

Zor zamanlar, demokrasinin rafa kaldırıldığı değil, tam tersine, raftan indirilip büyük bir titizlikle uygulandığı zamanlar olmalıdır. Uygar dünyanın terör belasıyla başedebilmesi için, demokrasi şimdi her zamankinden daha önemlidir. Global Kuzey, ABD'nin şimdiye kadar sürdürdüğü "ben yaptım oldu" tavırlarına da, "büyük ağabey" efelenmelerine de daha fazla tahammül edemez.

Eğer teröre karşı bir dünya cephesi kurulacaksa, bu cephenin kendi içinde eşit ilişkiler kurması hayati önemdedir. O yüzden de şimdi, global demokrasiyi, ülkeler arası eşit ilişkileri, ortak kararı, konsensüsü, karşılıklı iknayı konuşmanın, bunlar için diretmenin zamanıdır.

ABD, uluslararası teröre karşı cephe hareketinden kendi hegemonyasını arttırarak çıkmayı da deneyebilir, dünya ülkeleriyle daha eşit ilişkiler kurarak, mücadelenin yükünü, yetki ve sorumluluğunu paylaşarak, her adımda uluslararası toplumla tam uyumu esas alarak davranmayı da... Birinci tutum, ABD'yi hoşnutsuz kitleler gözünde daha "şeytanlaştırır", yoksul güneyin boy hedefi yapar.

İkinci tutum ise uluslararası terör karşısında en geniş ittifakın kurulmasını mümkün kılar.

Elbette, ABD'nin hegemonik gücünü bir gecede terketmesini bekleyemeyiz. Ama bu olay, yavaş ve kademeli bir geçiş için bir fırsat olabilir. Aslında, sadece uluslararası terörü yenmek için değil, terör bataklığını besleyen temel nedenlere çare bulmak için de, böyle bir ortak iradenin tesis edilmesi gerekir.

Ve artık globalleşme karşıtlarının, bu süreci geri döndürmeye çalışmak gibi boş hayaller peşinde koşmak yerine, Global Köy'de demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü sağlamak, ülkeler arası eşit ilişkiler kurulmasını garantilemek için gereken üst yapı kurumlarının oluşması için çaba harcaması çok daha akıllıca olur.

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır