Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak deniliyor: Yepyeni bir döneme girmişiz.
Dünya, alışık olmadığı türde savaşlarla sarsılacakmış.
Bunların hepsi doğru olmasına doğru ama ben yine de "yepyeni" ve "alışılmadık" şeyler göremiyorum bu işte.
Belki silahların türü değişiyor, savaş biçimleri farklılaşıyor, teknolojik ilerleme yeni katliam biçimleri ortaya çıkarıyor ama, işin özü hep aynı.
Kabil Habil'i öldürdüğünden, yani insanoğlu denilen yaratık, kardeşinin kanını toprağa döktüğü ilk günden beri aynı anlamsız, saçma ve zalim alışkanlık sürüp gidiyor.
Hiçbir canlı türü birbirini yok etmezken, insanoğlu kitle halinde öldürmelerden zevk alıyor.
Bugün olup bitenlerin gelip geçmiş bütün savaşlardan ve sabotaj faaliyetlerinden biçim dışında hiçbir farkı yok.
Vebadan ölmüş askerleri mancınıkla, kuşatma altındaki şehirlere atan ve büyük veba salgınlarına yol açarak milyonlarca kişiyi öldüren ordular daha mı insaflıydı sanıyorsunuz?
Girdikleri şehirlerde taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmayan, çoluk çocuk demeden kılıçtan geçiren ve sonradan bütün bunları kahramanlık destanı olarak çocuklarına öğreten bir canlı türü insanoğlu.
New York'taki akla ziyan dehşet de bir Bektaşi nefesinde iki dizede özetleniveriyor sanki:
"Kabil Habil'i öldürdü- Orta yerde bu kan nedir?"
Ve bugün Kabil'in kanlı mirası Başkent Kabil'i vurma noktasına kadar geldi.
Bakalım yarın nerelere gelinecek?