YAVUZ DONAT
|
  
Meclis'te düşük profil
Bir söz vardır... "Kulağınla duyduğun yalan, gözünle gördüğüne inan." Biz de dün "ne halde olduğunu görmek için" Meclis'e gittik.
"Çıplak gözle" gördüğümüz manzara...
TBMM "olağanüstü" toplandı.
Ama "olağanüstü bir hava... Heyecan... Dirilik" yoktu.
Milletvekilleri "ikibuçuk aydır halkı dinlemekten" olsa gerek...
Bezgindi.
Yılgındı.
Yorgundu.
Moralsizdi.
Üzerine "neredeyse ölü toprağı serpilmiş" bu siyasi yapıyı silkeleyecek... Harekete geçirecek... Canlandıracak bir "irade" ise göremedik. İrade sahibi olması gerekenler yoksa hâlâ "vahametin" farkında değil mi?
***
TBMM Başkanı Ömer İzgi'yi kutluyoruz.
"İçtüzük engelini" bir kenara itti.
Meclis'te "saygı duruşu" yaptırdı.
Sonra...
"Hükümete" söz verdi.
"Gruplara" da.
Ayrıca...
Kendi konuşmasında "inançlar arasında diyalog" dedi. "Bir dinin toptan suçlanmasına" isyan etti.
Ömer İzgi hem "dostumuz ve müttefikimiz Amerika'nın gururunu okşadı."
Hem de "bazı gerçekleri... Türkiye'nin terörden çektiklerini" tüm dünyaya hatırlattı.
***
Eski büyükelçilerimizden Melih Esenbel, kitabında (Türkiye'nin Batı ile İttifaka Yönelişi) bir olayı anlatır. 1946 Şubat'ında Büyükelçi Münir Ertegün ölünce...
Naaşının Türkiye'ye nakli için, Amerika, "Pasifik savaşındaki başkomutanlık gemisini" tahsis eder.
Ve Missouri zırhlısı, İstanbul'da halkın içten sevgi tezahürüyle karşılanır.
"Böyle zamanlar", böyle jestleri gerektirir.
Ama bizim ayrıntıya boğulmuş mevzuatımız "böyle bir jeste bile" engel olabiliyor.
Neyse ki, TBMM Başkanı "inisiyatif ve irade" sahibi.
***
Meclis kulisinde "ilginç bir şey" oldu.
Bazı bakanlar, milletvekilleri sohbet ediyorlardı.
"Karadenizli bir milletvekili" bizim de ilgilenmemizi... Sorunu kamuoyuna duyurmamızı isteyerek... Devlet Bakanı Safter Gaydalı'dan bir "talepte" bulundu:
- Devlet, üreticiden daha fazla çay alsın.
Bakan açıklama yaptı:
- Devletin ne kadar yaş çay yaprağı alacağı daha önce ilan edildi... Bunun üzerine çıkamayız.
Milletvekili "para vermeseniz de olur... Yeter ki alın" dedi.
Gaydalı bu kez de "sorumlu bir devlet adamında olması gereken tavrı" sergiledi:
- Bunu hiç yapamayız... Bu popülizm olur... Ve devlet de, aldığı çayın parasını ödememiş duruma düşer.
"Buraya kadar olanlar" doğal.
Meclis'te her zaman "tanığı olduğumuz" olaylar.
Ama milletvekilinin bir "son sözü" var ki...
İşte o hayli düşündürücü:
- Sayın Bakanım... Karadeniz'de halkın içine çıkamıyoruz... Hükümet bunun farkında mı?
***
Dün TBMM'nin olağanüstü toplantısında "olağanüstü bir hava... Ataklık... Heyecan" göremeyişimizin nedeni, işte bu olsa gerek.
"Bezgin, yılgın, yorgun, moralsiz" milletvekili... "Halkın içine çıkamayan" milletvekili, nasıl olacak da "yüksek bir profil" sergileyebilecek ki?
NOT:
NTV'de meslektaşlarım Emin Çölaşan ve Mustafa Balbay ile birlikte hazırladığımız Kapalı Kapılar Ardında programı yeni yayın döneminde de sürecek. İlk programı bu akşam izleyebilirsiniz.
|