kapat
18.09.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )

New York'un iyi insanları..

Kurthan Hoca taşındı.. Yeni evi, bir apartmanın 13'üncü katı.. Kurthan Hoca ve eşi Neyran, Holly ile benim en iyi dostlarımız.. Haftada bir ya biz onlarda, ya onlar bizde.. Böyle olunca da, Holly'de şafak attı, tabii.. Niye tabii.. Holly'de her türlü fobi var.. Kapalı yerde kalmaktan korkuyor. Asansörden ayrıca korkuyor..

Hocalara gidiyoruz. Ben asansörle.. Holly yarım saat sonra, oflaya, poflaya merdivenlerden.. Çıkış zamanı da on dakika önce doğruluyor, "Ben anca inerim" diye..

İlk New York seferimde "Birlikte ikiz kulelere çıkacağız" dediğinde ne hale geldiğimi anlarsınız.. 105 kat.. 4 yüz bilmem kaç metre.. Merdivenle çıkılır mı?..

Hayır.. Asansöre binecekmiş..

Vay anasını sayın seyirciler..

Bu mucizenin sebebi ne?..

Bana Amerika mucizesini gösterecek.. New York'a, o muhteşem kente tepeden bakacağım, tepesinde olduğumuz kulelere bakacağım, hayran kalacağım.. Kalınca da "Ben Türkiye'den başka yerde yaşamam" inadımdan vazgeçip "Hadi buralı olalım" diyeceğim..

En tepeye çıkan ekspres asansörler var. O 3 yüz bilmemkaç metreye 2.5 dakikada çıkıyor.. Girdik asansöre.. Nasıl köhne.. Zangır zangır da titriyor.. Yahu ben korkarım bu asansörden.. Holly renk vermemek için direniyor.. Sabah bir avuç hap yutmuş olmalı, dayanabilmek için..

Zirveye ulaştık.. Holly'de vertigo da var.. Yani yükseklik korkusu.. Buna rağmen terasın kenarına geliyor ve bana gösteriyor..

"İşte Hıncal, New York!.."

Holly, benim binalardan, manzaralardan önce "İnsan"a baktığımı çokgeç öğrendi..

***
New York Times okuyorum, New York'ta hergün.. Geldiğimizin üçüncü günü falan..

Okuyucu mektupları sayfasında bir başlık dikkatimi çekti..

"Nerdeydiniz New York'un iyi insanları.."

Yolda giderken, biri üzerine saldırmış gece yarısı.. İki bıçak saplamış.. Cüzdanını almış gitmiş..

"Sabaha kadar, sesim kısılana, son enerjim bitene kadar yardım için bağırdım durdum.. Duymadınız.. Duymazdan geldiniz.. Gece yarısı bu çığlıkları merak edip pencereyi açanlar oldu.. Beni gördünüz, gene gelmediniz.. Gelmeyi bırakın, bir telefon bile etmediniz, yardım edeceklere.. Sabaha kadar orada kan kaybederek kıvrandım.. Siz huzur içinde uyudunuz.. Bayılmışım. Ayıldığımda hastanedeydim. Ölümden kıl payı dönmüşüm.. O kadar kan kaybetmişim ki, bunun bünyeme verdiği zarar yüzünden aylarca hastanede kaldım. Bir daha eskisi gibi olma ihtimalim de yokmuş. Hayatta kaldığıma şükretmeliymişim.. Hastanede yattığım günlerde, çıkar çıkmaz bu açık mektubu yazmaya karar vermiştim.. İşte yazıyorum..

O gece nerdeydiniz, New York'un iyi insanları?.."

New York'un iyi insanlarının nerede olduklarını, gene bir New York Times haberinde okudum.. Birkaç gün sonra..

Adam arabası ile Long İsland'dan New York'a giderken yolun kenarında bir adam görmüş, boylu boyunca yatan.. Arabayı bankete alıp durmuş.. Adam yüzükoyun yatıyor. Belli yaralı.. Bir araba vurmuş, kaçmış.. O zaman cep telefonu yok.. 500 metrede bir yol telefonları var, doğrudan "İlk yardım"a bağlı.. Öyle bir telefon aramaya gitmeden, adama bakmış, yüzü koyun yatıyor ya.. Ağzı burnu toprağın içinde.. Ceketini çıkarmış.. Yuvarlak sarmış. Yastık yapıp başının altına koymuş.. Sonra telefonu bulmuş, haber vermiş.. "Falanca yol, falanca kilometrede bir yaralı var, hemen gelin.."

Seyyar ilk yardım ambülansları var.. Biri hemen gelmiş.. Yaralıyı almış götürmüşler..

Aradan üç ay geçmiş.. Adama bir sabah bir mahkeme celbi..

Gitmiş ki, ne görsün..

O yolun kenarında yatan yaralı, kaldırıldığı hastanede ölmüş. Çocukları da adamı mahkemeye vermişler..

Neden?..

Kaza geçiren adam, göğsünden yaralanmışmış.. Yüzü koyun yattığı için, yer ona tampon vazifesi görüyor ve kanamanın fazla olmasını önlüyormuş. Adam başının altına ceketini koyunca, yani baş ve göğüsü biraz havaya kaldırınca, o tampon durumu ortadan kalkmış. Kanama hızlanmış. "Yaralı kan kaybından öldü" diye rapor verilince de, çocukları, ceketini sarmalayıp, yaralı babalarının başının altına yastık diye koyan adamı, ölüme sebebiyet suçu ile mahkemeye vermişler ve çok yüklü bir tazminat istemişler..

***
Holly Amerika'da yaşamak için gitti.. Ben burada yaşamak için kaldım!..

Hangimiz yaşıyoruz, dersiniz?.

Bir tavsiye

Aklınız hazırlıklı mı?
"Dört kişi, bir masaya oturmuş, iskambil oynuyorlar. Şimdi, hepsi kaybediyor. Başka kimse de yok; bu nasıl olabilir?" sorusundan başlayarak,. Arşimet'in banyo kuvetine ve "Evreka.. Evreka.."sına, Gutenberg'in "Matbaayı buluşuna" ya da Şerlok Holmes ile Dr. Watson'ın "Köpek bir şey yapmadı.." ve "İşte mesele de bu ya.." diye tartışmaları sonucu bir cinayetin aydınlanmasına kadar, birbirleriyle hiç ilgisi olmayan onlarca, hatta yüzlerce olayı ve örneği bir araya getirip, bunu öğretinizin temel taşları yaparsanız, karşınıza David Perkins gibi bir usta çıkar!

1971'den beri Harvard gibi bir üniversitede Çocuklar ve Erişkinler bağlamında öğrenme, zeka ve yaratıcılıkta uzmanlaşan bir araştırma grubu olan, Zero Projesi'nde eşdirektör olarak çalışan bir uzman Perkins!

Uzman olduğu konularda kitapları var.

"Arşimet'in Banyo Küveti" de bu kitaplardan biri!

Atılımcı düşünüş San'atı ve mantığı üzerinde, rahat okunan, rahat anlaşılan üslubu ile yaptığı gezinti, insanı aynı zamanda eğlendiriyor!

Düşünenler için de, eğlenmek isteyenler için de tavsiye edilecek bir eser!.

Lois Parteur'ün "Şans hazırlıklı akıldan yanadır" sözüne uygun bir çok örnek olay anlatan Perkins, bu kitabında okuyucusuna, özellikle hayatını konuşmak ve yazmakla kazanan kişilere, konuşmalarında ve yazılarında kullanabilecekleri çok ilginç ve önemli bilgiler de veriyor!

İnsanın hayatını değiştiren ya da etkileyen buluşların nasıl yapıldığına dair bilgiler bunlar!

Yazar soruyor:

"... Bir keşfin patlak vermesi ne kadar sürer?"

Cevabını da kendi veriyor:

"Bir saniyeden, 10 milyon yıla kadar!."

Kitabı okuduğunuzda anlıyorsunuz ki; "Akıl hazırlıklı ise, tıpkı Gutenberg'in bir şarap festivalinde otomatik üzüm presini gördüğü anda, kafasında çakan kıvılcımın matbaayı, yani baskı makinasını Dünyaya, getirmesi gibi", insanlık tarihini değiştiren bütün buluşlar atılımcı düşüncenin eseridir!

Atılımcı düşünce nedir?

Bunu Perkins'in kitabını okuyunca öğreneceksiniz!

Atılımcı düşünceye sahip bir insan olabilmesinin formüllerini de beraber!

Evrim Yayınları'nın bilim dizisi içinde dikkat çeken bir kitap!

Okunmalı!

***
Arşimet'in Banyo Küveti'ni Öcal Uluç okudu ve yazdı.. Benim bir ilavem var.. Ünivesite kantinlerinden, kafe ve kahvelere, evlerdeki, işlerdeki dost sohbetlerinde, ağzından bal akan insanlar vardır. Çok ilginç şeyler anlatır ve hemen, sohbetin merkezi, toplumun lideri olurlar. Herkes onların gelmesini, birşeyler anlatmasını beklerler.. Bunlar bunca şeyi nerden öğrenirler?.. İşte böyle kitaplardan..

"Yahu biliyor muydunuz" diye başlayıp, herkesin ağzınızın içine bakmasını istiyor, hele hele karşı cinsten etkilemek istediğiniz biriyle otururken, o korkunç sessizliği bozmak için, bir "Laf Açıcısı" düşünürken, aklınıza "Havalar da birden bire soğudu"dan başka şey gelmiyorsa, bu tür kitaplar birebirdir!..

Bedri!..
Bedri Baykam da Kemik romanında, New York üzerine dev bir yolcu uçağı ile intihar saldırısı yapılacağını tahmin edip, romanına koyanlardan..

Mahkemelik Kemik'te..

Dünya nerelerde, biz hala nelerle uğraşıyoruz?.. Kemik, müstehcen yayından dava edildi.. İnsan utanıyor. Ne kadar çağ dışı yasalarımız var hala..

Kemik, Bedri'nin bir gelecek tahmini üzerinde, ilginç bir denemesi.. Geçmişteki bazı olayları da olmamış farzedip, önümüzdeki yılları anlatıyor.. İçinden geldiği gibi.. Özgür.. Ama özgürlük bu ülkede hala suç..

Bedri'nin savaşı, sadece mahkemelerde değil.. Bu adamdaki azme, inanca, savaşçı ruha ve zaman bulmaya hayranım..

Önder bir Kemalist.. Kemalizme düşman olanlarla savaşıyor.. "Ordu Satranç Oynuyor" kitabı, 28 şubata giden uzun yolu anlatıyor.. Kemalizme nasıl komplo kurulduğunun altını çizerek..

Bedri, idealist bir sosyal demokrat.. DSP ve CHP'nin halktan nasıl koptuklarının farkında.. Makaleleri, söylevleri, panelleri ile savaşıyor..

Bedri, iyi yetişmiş, samimi bir entelektüel.. Bugüne dek gördüğüm, en güzel, en ilginç entelektüel dergisi, Scala'yı çıkarıyor.. Zamanı nasıl buluyor, parayı nasıl buluyor, gücü nasıl buluyor bilmem ama, beceriyor. Sıradan insanların da keyifle okuyacakları, anlayacakları, bakacakları bir dergi bu..

Az daha unutuyordum.. Fotoğraf da çekiyor.. Erkekçe'ye harika "Dişi" fotoğraflar çekerdi Bedri.. Şimdi Scala'ya çekiyor, 20 yıl sonra..

Eylül sayısında, Erman Toroğlu'nun Göteborg'da keşfettiği (Nasıl keşfettiği, dergide yazılı) Olivia'nın Cote D'azur- Paris hattındaki fotoğrafları, Bedri'nin Erkekçe'den bu yana hayli yol aldığını gösteriyor..

Ve Bedri, bu arada (Hangi arada) resim de yapıyor ve bu ülkenin en muntazam sergi açan sanatçısı..

Bedri, 25 eylül sabahı saat 10.00 bu ülkede sansüre karşı ve fikir özgürlüğünden yana olan herkesi Sultan Ahmet Adliyesinde bekliyor..

Yalnız bırakılmayacağını umut ediyor..

Ayni Adliye koridorlarında mafyaya karşı nasıl yalnız bırakıldığımı hatırlıyorum..

Bu defa korkmaları için sebeb yok!..

34 NLN 42!..
AdInIz NaLaN mı acaba hanımefendi?.. Ama pek Nalan (İnleyen) olduğunuz söylenemez.. Siz fevkalade uyanık, ya da kendisini uyanık sananlardansınız..

Maslak yolunda Park Orman'a dönüş için, sağa sapmak, oradaki göbeği dönerek, geri dönmek gerekir. Kavşakta "Geri dönülmez" levhası başka türlüsünü önler.. Ama siz uyanık, sağa dönüp göbeği dolaşmak için en sağ şeritte sıra bekleyenler, geri zekalı hıyarlar ya..

En soldan cart diye U dönüverirsiniz, biter gider..

Ama her şöför Ercan gibi usta, her şöför benim tarafımdan "Bu ülke ruh hastaları ile dolu, heran herşey olabilir, kendinden başka kimseye güvenme" diye yetiştirilmiş olmayabilir.. Çarpışmamıza ramak kalmıştı Bayan NaLaN!..

Yarın bu kadar şanslı olmayabilirsiniz?..

***
Rumeli Caddesi- Vali Konağı Caddesinde kavşağın tam içine flaşörleri yakıp park eden ve trafiğin canına okuyan 34 TS bilmem ne diye bir mersedesi yazmış ve cesaretine bakıp "Bir kalantor arabası olmalı" demiştim.. Öyleymiş.. Bunca zaman geçti, bizim "Yazınız okundu, cezası kesildi" diye yıldırım servis yapan trafikten bu defa çıt çıkmadı..

Bazılarının daha eşit olduğu kesin..

Kalantor okurlarım.. Trafiğin içine bildiğiniz gibi okuyabilirsiniz!..

SEVDİĞİM LAFLAR
'Bir erkek onu düşünmeye zorlayan kadınlara hayran olur ama onlardan uzak durur. Onu güldüren kadından hoşlanır. Kalbini kırana aşık olur. İltifat edenle evlenir.'

Nellie B. Stull

TEBESSÜM
Fıkra Yıldırım Tuna'dan

"Bayım, kötü haberim var!" demiş Doktor endişe ile bekleyen hastasına.. "Altı ay ömrünüz kalmış..!" Bir kaç dakika sessiz kalmış hastası.. Biraz kendine gelir gelmez "İtiraf etmeliyim ki sağlık sigortam yok.. Bu kadar kısa süre zarfında da size ödeme yapabilmem imkansız..!" demiş hasta "Tamam!" demiş Doktor "Şunu dokuz ay yapalım!"

BİZİM DUVAR
'Mağdur olma Padişahım Reha'ya konuk olursun.'

Hakan&Utku

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır