kapat
15.09.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
ALİ BAYRAMOĞLU(abayramoglu@sabah.com.tr )

Bedel mi ödeniyor?

Amerikalı olmaya ya da New York'ta yaşamaya gerek yok. Şu sonuç beyinlerimize, zihinlerimize biz farkında olsak da olmasak da kazınmış durumda: Bir "atom bombası"yla bir "intihar uçağı" arasında, yol açacağı ölümcül sonuçlar açısından hiçbir fark yok...

İnsanlığın ortak belleğine nakşolan, tasavvurları değiştiren travmalar vardır..

Sabah 8.48'de ilk uçağın ilk kuleye yapışmasının hemen ardından 8.49'dan itibaren, olup biteni sabit kameralarıyla naklen vermeye başlayan, "kıyamet fikri"ni "kıyamet resmi"yle birleştirmemize "yardımcı olan" CNN'in de katkısıyla, 11 Eylül saldırısı, bu travmalardan biri oldu.

Büyük bir metropole, arkadan vuran "anonim düşman"dan gelecek bir saldırı, artık ne bir roman ne bir senaryo kırıntısı. Tersine, ufkumuzun bir parçası...

Evet, milat olan ne yeni güvenlik stratejileri ne de ABD'nin oluşturacağı yeni güvenlik düzeni...

Milat olan, bu travmanın insan muhayyilesinde, insanın güvenlik duygusunda yol açtığı ve açacağı etkilerdir.

Herhangi bir kentin, her an bir New York, bir Hiroşima haline dönüşmesi için belli ki savaşların ilan edilmesine gerek yok. Savaşlara kurallar koyan dengelerin koruyucu etkisi de yok. Bu, verili siyasi güvence duygusunun örselenmesinden başka bir şey değildir. Bu örselenmenin ardında da, şüphe yok ki; istihbarat servislerinden ordulara, devletlerin bu durum karşısında insanları korumakta yetersiz kalacağı fikri yatmaktadır.

Bu durumu "yeni dünya düzensizliği" olarak değerlendirenler var...

Bu belki geçerli bir tanımdır, zira 11 Eylül, şiddetin medeniyete galebe çalmasıdır.

Ama yeterli bir tanım değildir. Görmek gerekir ki; şiddeti "adaletsizlik" tahrik eder, terörü "silah medeniyeti" üretir...

Bugün olup bitene biraz uzak açıyla bakarak şu soruyu sormak kaçınılmaz hale geliyor:

Bir bedel mi ödeniyor?
Şöyle bir bakalım: 11 Eylül saldırısı ile ilgili bulgular, her geçen gün Usame Bin Ladin'e yaklaşıyor. Usame Bin Ladin'in acımasız bir terörist olduğu muhakkak, ancak bu teröristin başka bir dünyada kahramanı olarak kabul edildiği de çıplak bir gerçek. Başka bir deyişle "saldırının geldiği yer, çağdaş medeniyetin insan hakları, demokrasi ve refah unsurlarının koruması dışında kalan alan". Çağdaş medeniyetin ürettiği cürufların, eşitsizliklerin, adaletsiziliklerin tam ortasındaki bir alan...

11 Eylül'e benzer hadiseleri engellemek için gerekli tedbirleri almak, sadırganları cezalandırmak mutlak gerekli.

Ama aynı saldırı globalleşen dünyanın "girdileri" yanında "çıktıları"nı da tekrar gözden geçirmeye vesile olmalıdır. Örneğin İslami hareketin globalleşmesinin, bir direnç ve direniş halini almasının kökünü biraz da burada aramak gerekiyor. Terörizm ve terörist, anonim olmakla birlikte, temelde hem ulusal sınırlar içinde hem uluslararası sahada ezilen, dışlanan kültürler içinden ürüyor.

Peki bedel sadece sosyolojik ve ekonomik mi?
Aynı zamanda ahlâki ve politik değil mi? Afganistan'ın Sovyetler Birliği'ne karşı verdiği savaşta, ABD'nin, terörist olarak kabul ettiği, aralarında Usame Bin Ladin'in de bulunduğu İslami gruplarla kurduğu ilişkilere ne demeli? Ya da dağılma öncesi Sovyetler Birliği'ni zayıflatmak için bugünün Türk cumhuriyetlerinde İslamcı fanatizmi kullanmasına veya çıkarları için bugün ana düşman ilan ettiği radikal İslamcı hareketleri besleyen Suudi Arabistan'la yakın ilişkilerine...

Siyasi tarihi genellikle akıl yazmıyor, silah her zaman daha önde... Yine de insanlığın aklı bekleme ve talep etme hakkı var. Yeni açılan sayfada mesele saldırıdan çok, sorunu gözden geçirmek olmalı...

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır