  
Küreselleşmeyi hazmedemeyen dünya cinnet geçiriyor
Dünya Ticaret Merkezi ile Pentagon'un terör tarafından hedeflenmesi, en çok silahçıların işine gelen bir çılgınlık olarak gözüküyor. Nitekim, teröre karşı NATO'nun harekete geçmesi, terörün ortak düşman ilan edilmesi de bunu doğruluyor
Küreselleşmenin ivmesi arttıkça, dünyadan yükselen çığlıklar da çoğalıyor. Feodal dönemden sanayi dönemine geçerken de insanlık büyük acılar yaşadı. Sanayi Devriminin insanlığa kazandırdığı refah ve özgürlük kan ve gözyaşı ile büyüdü.
Bugün ise, muhakkak ki sanayi devriminden çok daha derin, kalıcı ve büyük bir dönüşüm yaşanmakta. Eskinin kalıpları tuz buz oldukça, buna uyum göstermekte zorlananların da yaşam çileleri büyümekte.
Teknolojinin gelişmesi sayesinde artık kendisine ihtiyaç duyulmayan yığınların çaresizliği arttıkça, küreselleşme süreci kollektif bir cinnetin hedefi haline gelmekte.
Küreselleşmenin simgesi Amerika Birleşik Devletleri psikolojik izlerini kolayca silemeyeceği çok ağır bir tepki yumruğu yedi. Bu olayın planlayıcıları, tetikçileri ve bundan medet umanlar daha önceki olaylarda olduğu gibi anında deşifre ediliyor. Ancak, bu girişim, çağ değişiminin tüm sıkıntılarını yaşayan yeryüzünün bu değişime uygun zeminini daha sağlıklı bir hale getiremiyor.
Terör ile mücadelenin daha kalıcı ve etkili olması küreselleşmenin nimetlerinin yanında, külfetlerine de çok daha fazla dikkat etmeyi gerektirmekte. Galiba bundan sonra "umutsuzluğun kamikazeleri", onları üreten ortam ve onların çaresizlikleri çok daha fazla gündemde olacak.
KÜRESELLEŞME ERTELENEMEZ
Aynı sanayi devrimi gibi, küreselleşme de ertelenemez bir insanlık süreci.
Zaten tüm dünyayı ve Amerika'ya diz çökerten terör darbesi de inisiyatifi yeniden kaptırdı. Amerika suçluların peşine düşmekle kalmadı, kendi acılarını ve zafiyetini de kimseyle paylaşmadı. İnsan dramlarının ayrıntılarını medyada tekrar tekrar büyüterek kendi moralini daha da fazla bozmadı.
Olayın ertesinde Avrupa borsaları da günlerini yükselişle kapadı. Amerikan ekonomisi bir sarsıntı işareti vermedi.
Eski boks şampiyonlarından birinin, bir trende genç bir delikanlıdan dayak yemesi gibi, Amerika da acısını kolay unutmayacağı çok dramatik bir cinnetin anlık kurbanı oldu.
Cinnet hali kalıcı olamaz. İnsanlığın geniş perspektiflerinden bakınca, bu olayın da zemzem kuyusunu kirleten unutulmazlar listesinin baş sıralarında yer alacağı ama değişim, yenileşme ve özgürleşme sürecini kesemeyeceği açıkça gözükmekte.
SİLAH LOBİSİ Mİ?
Paranın dolaşım yollarını izlemek, olayların çözümünü nispeten kolaylaştırıyor. Amerikan ekonomisi uzun bir süredir bilgisayar sektörünün egemenliğinde yol alıyordu. Savunma sanayiinin yıldızı epeydir sönmüştü. Son iki yıldaki artışı bir yana koyarsanız, silahlanma sürekli hız kaybediyor.
Beyni model alan yeni teknolojilerin başarısı "asker değil tüccar devletlerin" çoğalıp serpilmesine bağlı.
Sistem, ülkelerin hem zenginleşmesini hem özgürleşmesini istiyor. Zenginleşmek için piyasa ekonomisini, özgürleşmek için de demokrasiyi çare buluyor. Nitelikli bireysellik için de insan haklarını gerekli görüyor.
Kaynaklarını akıllıca kullanan, toplumsal sorunlarını demokratik kanallara aktararak en maliyetsiz biçimde çözüp huzurunu sağlayan, insan haklarına saygılı davranarak bireylerin gelişimini hızlandıran bir yapılanma, dünyanın en nitelikli teknolojilerine de büyük bir talep yaratacak diye düşünülüyor.
Ne var ki, bu gelişme, teknolojik gelişmenin hızına uyum sağlayamayan toplumsal değişme nedeniyle sıkıntı geçiriyor. Boşluğu ise silah sektörü doldurma amacında. Bush da bu kesimlere çok daha yakın. Dünya Ticaret Merkezi ile Pentagon'un terör tarafından hedeflenmesi, soğukkanlı bir şekilde bakınca, en çok silahçıların işine gelen bir çılgınlık olarak gözüküyor.
Nitekim, teröre karşı NATO'nun harekete geçmesi, terörün ortak düşman ilan edilmesi de bunu doğruluyor.
Bilgisayarlaşma duramaz, ama savunmaya karşı tartışmasız üstünlüğünü bir zaman için eskisi kadar sürdüremeyebilir.
GÜVENLİK Mİ, ZENGİNLİK Mİ?
Binlerce masum insanın yaşamına kasteden cinnet hali, olaylara insanlık tarihinin nereden gelip nereye gitmekte olduğunu anlamak için bakmayan ve mevcudun değişmesini istemeyenlere geçici bir lafazanlık imkânı verecek gibi gözüküyor.
Zenginliğin eşit dağıtılmamasından dolayı dünya güvenliğinin tehlikeye girmekte olduğunu görmezden gelip, hamasete ağırlık verenler umutlanacaklar.
Halbuki, Amerika'nın güvenliğini bile tehlikeye düşüren durum, bilgi çağının nimetleri yanında külfetlerinin gereğince çözülememesinden kaynaklanıyor.
Bu; silahlanma ile, özgürleşmeyi, güvenlik kavramına yedirerek değil, düpedüz yaşanmakta olan devrim çağının zorluklarına yeni çareler bularak giderilir.
İNSANLIK YOLUNDA İLERLER
Kötü bir hafta geçirdik.
Yaşadığımız depremdeki gibi, inanılmaz büyük bir facianın resmini hafızalara kazıdık ama bu resmi henüz tab edemedik. Bireysel dramlar ortaya çıktıkça, hafızamızdaki o korkunç resmin de ayrımına daha çok varacağız.
Özgürlüğün simgesi Amerika'da hiç şüphesiz farklı bir davranış, nispi şüphecilik öne çıkacak. Dünya bu terörün sarsıntılarını biraz daha çalkalanarak yaşayacak. Ama bunlar güncelliğin dar sınırlarının dışına taşamayacak.
İnsanlık büyük acılar yaşadı ama hep değişmeye, yenileşmeye ve özgürleşmeye devam etti.
Küreselleşme bu tarihsel gelişimin yeni durağı. Önü kesilemez, yeter ki büyük faturalara ve acılara neden olmasın.
|