Sezon başından beri umutla Beşiktaş'ta iyi şeyler olmasını bekleyenler, maalesef bir kez daha yanıldı. Ortaya çıkan manzara tam bir hayâl kırıklığı. Takımda ne kazanma arzusu, ne güven, ne mücadele, ne tempo, kısacası hiçbir şey yoktu. Beşiktaş'ın bu kötü görüntüsüne akıl-sır erdirmek mümkün değil. Sezon başından beri devam eden müthiş seyirci ve camia desteğine karşın, Kartal her maçta biraz daha geriye gidiyor.
Aslında negatif açıdan söylenebilecek o kadar şey var ki; sıralama yapmak zor. Ama yabancılara özel bir paragraf açmak gerekir. Onları kim transfer ettiyse, ayrıca tebrik ediyorum. Bu adamlar hem Beşiktaş'a yabancı, hem de futbola, beyler! Bu kadar kalitesiz adamı alıp, siyah-beyazlı formayı giydirmek ve bunların büyük işler yapacağını bekleyip camiayı oyalamak büyük ayıp.
Bu arada futbol takımının dışında gözlenen, çok daha üzücü şeyler var. Beşiktaş, üstüste gelen kötü sonuçlar ve sergilenen kötü futbol sonrası nasıl davranacağını bilemeyen seyirci ve camia ile karşı karşıya. Tribünlerin karşı karşıya gelmesi, yalnızca Beşiktaş'ı seven insanların çaresizliği, içimi acıtıyor.
Bu sonucun gelmesinde, elbette Daum'un takım üzerinde karar verememesinin de etkisi var. Alman hocanın her maça değişik takım kurgusu ve değişik beklentilerle çıkması, Beşiktaş'ın eline ayağını birbirine dolaştırıyor. Bir de bunun üzerine yapılan hatalı oyuncu değişiklikleri de eklenince gelen sonuç ortada.
Beşiktaş'ın kötülüğünden bu kadar bahsetmektense, İstanbulspor'un iyi yönlerini yazmak daha güzel. Çok çalıştılar, müthiş mücadele ettiler. En önemlisi topu kazandıkları zaman çok yüksek bir pas yüzdesiyle oynadılar. Beşiktaş'ın tempoyu yükseltmesine, oyun kurmasına izin vermediler. Galibiyet onların hakkıydı. Kazandılar, bize de tebrik etmek düşüyor.