kapat
12.09.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
ERDAL BİLALLAR(ebilallar@sabah.com.tr )

Ankara horluyor!

SABAH günlerdir manşetleriyle horul horul horlayan Ankara'yı uyandırmak istiyor... Halkın aşevlerinin kapısında sıraya girdiğini... Dar gelirlilerin pazar yerlerindeki döküntü sebzeleri toplayıp pişirdiğini...

Ülkede her gün 1500 esnafın kepenk indirdiğini...

Dev sanayi tesislerinin stop ettiğini...

Milyonların işsiz gezdiğini...

Bunalan, iflas eden işadamlarının intiharı seçtiğini duyurmak istiyor...

SABAH yangını haber vermek için çabalarken 50 il ve ilçe Ziraat Odası ortak ilanla, Türkiye'yi açlığın beklediğini ilan ediyor...

Ama Ankara duymuyor... Çünkü orada Bizans entrikaları çevriliyor... Politikacılar yalan ve dedikodu üretiyor... Bürokratlar "Kime yaranalım" diye düşünüyor...

Sorun bununla da bitmiyor; yürütme hizmet veremiyor... Yargı kilitlenmiş bekliyor... Kısacası 3-5 kişinin vurdumduymazlığı yüzünden Türkiye S.O.S. veriyor... Büzülüyor, küçülüyor, giderek eriyor...

Aslında bu millet Ankara'dan çok şey istemiyor... İşadamı "Bana kredi verin", esnaf "Vergimi indirin", işçi "Eski işime iade edin" de demiyor... Sadece gölge edilmemesini bekliyor... Koltuk kavgası değil, hizmet yarışını görmek istiyor...

VEHBİ KOÇ'UN HİKåYESİ
Hiç unutmuyorum; yıllar önce rahmetli Vehbi Koç, İzmir'deki bir toplantıda Türkiye'de ekonominin neden düze çıkamadığını şöyle anlatmıştı:

"Çocukken annelerimiz yoğurt mayalardı... Yani bir kaba kaynamış süt koyar, içine de biraz yoğurt mayası katardı ve mayanın tutması için de kabın üzerini bir örtü ile kapatırdı...

Süt tam mayalanmaya başladığında evin haylazı gider örtüyü kaldırır, kapağı açardı.. Bunu yapınca maya tutmazdı... Sonuçta o artık ne süt, ne yoğurt, ne ayran olurdu, dökülüp atılırdı..."

İşte; Türkiye'de de yapılan veya yapılmak istenenler yıllardır bu yüzden maya tutmuyor... Tam her şey yoluna girerken birileri gelip kapağı kaldırıyor... Olayın en acı yanı, bunun bedelini haylazlık yapanlar değil, bütün bir millet ödüyor...

Eyleme var mısınız?
Kemal Derviş "Dolar tutan eller yanacak" dedi... Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün "Türk Lirası'nın itibarı için" caddelere pankartlar gerdirdi... Diyanet İşleri de cami imamlarına vaaz verdirdi...

Kısacası bizim aklıevveller camide hocayı dinleyenin "Zinhar günahtır" diyerek dolardan TL'ye döneceğini zannetti...

Ama hiçbir şey değişmedi... Dolar tutan eller yanmadı, aksine kazanç görüldükçe havaya kaldırılıp oynandı... Yanan sadece vatandaş oldu... Hatta milyonlarca kişi kavruldu...

Örnek mi?

Bilkent Üniversitesi bırakın TL'ye dönüşü, fiyatlarını dolar bazında artırdı... Geçen yıl 5 bin 500 dolar + KDV olan yıllık ücret bu yıl 6 bin dolar + KDV olarak saptandı... Koç Üniversitesi de dolardan ayrılmadı...

Başkent Üniversitesi hiç değilse insaflı davranıp 5 bin dolarlık fiyatını artırmadı...

Sinan Aygün'e çağrım; bu iş kampanya ile olmadığına göre, binlerce öğrenciyi arkanıza alıp Bilkent ve Başkent üniversiteleri önünde eylem yapmaya, hatta Kızılay Meydanı'na halkı toplamaya ne dersiniz?

SANKİ TEFTİŞE DEĞİL, DEVLET İMKANI İLE TATİLE GİTTİLER

Müfettiş saltanatı!
Orman Bakanlığı'na bağlı bir Orman Bölge Müdürlüğü'nün Kadastro ve Mülkiyet Şube Müdürlüğü'ndeki bazı dosyaları incelemek üzere 11 Temmuz'da iki müfettiş görevlendirilir... Müfettişler bu işe çok sevinirler. Çünkü gidecekleri yer Batı'dır ve denize çok yakındır...

Gitmeden bir gün önce ilgili Bölge Müdürü'nü arayıp, teftişe geleceklerini, özel bir oda istediklerini söylerler... Ertesi gün gelirler, odalarına eşyalarını yerleştirirler... Sonra Bölge Müdürü'nün odasına giderler... Çaylar, kahveler içilir... Sıra çalışacakları odaya gelir... Müfettiş beyler istedikleri odanın özelliklerini sıralarlar:

"Klimalı olacak... Ek bir masa konulacak... Devamlı bir odacı ve bilgisayar olacak... Bilgisayarı kullanacak bir memur bulunacak.. Tüm görüşmelere açık bir telefon olacak.. Para ödemeden çay kahve içme imkânı sağlanacak..."

İstedikleri hemen yerine getirilir ve sıra incelenecek dosyalara gelir... Müfettişler bu arada hafta sonu planları kurarlar.. Sonunda denize gitmeye karar verip, müdürü ararlar: "Bize cumartesi için klimalı bir araba ayarlayabilir misiniz?"

Cumartesi sabahı erkenden kalkıp klimalı (resmi) araca binip Gümüldür kampına giderler... Kampı çok beğenirler, pazar gününü de orada geçirirler...

Pazartesi sabahı tekrar işbaşı yaparlar... Bu arada fırsat buldukça Karşıyaka sahilinde turlarlar...

Derken yine cuma günü gelir... Yine plan yapılır ve Dikili'ye gitme kararı alınır.. Klimalı resmi plakalı araç emirlerindedir. Hafta sonu Dikili'de geçer, dinlenirler rahatlarlar ve dönerler. Bu durum tam iki ay devam eder... Günde 8 milyon lira harcırah alırlar... Tek kuruşunu harcamadan 500 milyon biriktirmekle kalmazlar, gönüllerince de bir yaz tatili yaparlar...

***
SON SÖZ: Bütün bu yazdıklarım masal değil, aynen vaki... Bu müfettişler kim mi? Orman Bakanı eğer isterse, ilgilenirse sıfatlarını kullanıp kendilerine Lale Devri yaşattıran bu müfettişlerin kim olduklarını çok kolay öğrenebilir...

İşgal önlenecek!
"Ulaştırma Bakanı'na 3 soru" başlıklı yazım üzerine önce DDY Genel Müdürü Vedat Bilgin, ardından Ulaştırma Bakanı Oktay Vural aradı... Hatay Dörtyol'daki DDY arazisi üzerinde işgali kabul etti, "75 işgalciyi çıkarmak için yargıya başvurduk" dedi... Bilgin ayrıca Yeşilköy'deki tarihi lojman binasını kurtarmak için de yine yargı yolunu seçtiklerini söyledi... Okurlarımın bilgisine...

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır