kapat
12.09.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
OKAY GÖNENSİN(ogonensin@sabah.com.tr )

Savaş hali

Amerika, kendi toprağında savaşı ikinci kez yaşıyor. İkinci Dünya Savaşı'nda Japonlar'ın Pearl Harbor'a yaptıkları hava baskını dışında Yirminci Yüzyılda Amerikan toprağında savaş yaşanmamıştı. Yirmi birinci Yüzyılın başında Amerikan toprağı, Amerika Birleşik Devletleri'nin "güç" sembolleri ve karar merkezleri, çok iyi organize edilmiş bir saldırının hedefleri oldu.

Savaşlarda bombardıman "dışardan" olurdu. Bu savaşta bombardıman "içerden" gerçekleştirildi. Hedefler arka arkaya sıralandığında saldırının anlamı daha iyi ortaya çıkıyor: Dünya Ticaret Merkezi'nin dev ikiz kuleleri, Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon, Kongre binası Capitol Hill, Dışişleri Bakanlığı binası, Washington'da büyük bir alışveriş merkezi. İlk ikisine kaçırılan uçaklar "dalış" yaptı, diğer ikisinde patlamalar oldu, alışveriş merkezinde yangın çıktı.

Saldırıyı düzenleyenlerin, seçtikleri hedeflerle "Amerika sanıldığı kadar büyük ve güçlü değildir" mesajını vermek istedikleri anlaşılıyor. Ve bu saldırı Amerika'yı belli ölçüde "felç" etmeyi de başarmıştır. Yönetimin sözcüleri saatlerce tatmin edici bir açıklama bile yapamamışlardır. Bush ve diğer yöneticilere en yüksek, yani "savaş hali" güvenliği uygulanmıştır.

Zihni zorlayan sorular
Saldırı çevresindeki soruların çoğunun kolay cevaplandırılamayacağı da anlaşılmaktadır. İlk soru şudur: Saldırının düzenleyicisi kim olursa olsun, bu çapta bir eylemi hazırlık aşamalarında Amerikan istihbarat örgütleri nasıl hiç "hissetmemiş"lerdir?

Saldırının düzenleyicisi olarak birinci zanlı, radikal İslam'ın liderlerinden Suudi zengini Bin Ladin'dir. Bin Ladin'in dünya çapındaki örgütlenmesiyle ilgili olarak bugüne kadar elde edilmiş olan bilgiler bu kişinin, bu çapta bir saldırıyı düzenleyebileceğini göstermektedir. Ancak organizatör ister Bin Ladin olsun ister başkası; saldırının büyüklüğü karşısında, arkada "devlet boyutu"nda bir desteğin bulunduğu kuşkusu da güç kazanmaktadır.

Saldırı Amerika'ya çok büyük bir maddi ve manevi zarar vermiştir. Dolayısıyla bunun bir "fatura"sı olacaktır. Bu "fatura"nın adresi bellidir: Bunlar radikal İslam'ın Asya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki merkezleri ve destek sağladığı devletlerdir.

Afganistan'da yönetimde olan radikal İslamcı Taliban'ın sözcüleri kendilerini bu saldırının sorumluluğundan uzak tutma çabası içine girmişlerdir. Hamas da aynı şekilde, olayla ilgilerinin olmadığını açıkladı.

ABD'nin bu ağır saldırıya "misilleme" yapmaması düşünülemez. Ancak bu misillemenin boyutları "halklara" acı çektirme sonucuna varırsa, sorun çözülmüş olmayacak; tam tersine, yeni sorunların temeli atılmış olacaktır.

Demokrasi güçlerinin sınavı
Terörün hiç bir sorunun çözümü olamayacağını, dünyanın bütün demokrasi güçleri, bir kez daha kanıtlama sınavıyla karşı karşıyadır. Terör herkesin, bütün özgür ve "özgürlükçü" dünyanın "ortak" düşmanıdır.

Amerika'daki büyük saldırı bütün dünyayı "germiştir". Olayın ekonomik sonuçlarının olması da kaçınılmazdır. İlk sonuç, petrol fiyatlarındaki ani yükselmedir. Ve Türkiye de bu gerilimin ve ekonomideki yansımalarının bütün olumsuz sonuçlarını yaşayacaktır.

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır