kapat
12.09.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )

Türkiye kendi kendini çökertme yolunda...

Bizim kuşaktan yazı tutkunlarıyla, beyinsel çağdaşlığın bir avuç insanı; Türkiye'nin gerçek röntgenini çekme yasaklarıyla boğuşa boğuşa geçirdi hayatını...

Özellikle Ankara'nın sivil-asker bürokratlarıyla siyasal kadroları, Türkiye'nin gerçek röntgeninin ortaya çıkmasını istemiyorlardı.

Ve kitleleri, durmadan "Türk'e Türk propagandası" yaparak, genel bir hamaset afyonlaması içinde, tek plaklı bir angutlaşmaya yöneltiyorlardı.

Tiyatro, sinema ve yazılı-sözlü medya da, bu rotaya "uygun durma" zorundaydı. Uymayanlar ayıklanıyor, susturuluyor, eritiliyordu.

Ne yapmalı ki, sonunda ekonominin acımasız sillesiyle Türkiye'nin de gerçek röntgeni gazete manşetlerine yansımaya başladı.

Dünkü Hürriyet'in manşeti şöyleydi:

"Yüzümüze haykırılan gerçek -Rüşvetten bıktık -Türkiye'de yatırım yapan şirketlerin yöneticileri, kamu görevlilerine 'hediye' veya 'bağış' adıyla rüşvet vermekten bıktıklarını açıkladı."

Dünya Bankası'nın yan kuruluşu FIAS ile Hazine Müsteşarlığı'nın ortak hazırladığı "Yatırımlarda Karşılaşılan İdari Engellerin Tesbiti" konulu raporda, Türk bürokrasisinin ne ölçüde çürümüş olduğu madde madde sıralanıyordu.

Cumhuriyet ise manşetinin bir bölümünü TÜSİAD'ın istediği özgürlüklere ayırmıştı:

"Patronlara göre devletin kutsal kökü yok"

TÜSİAD Türk bireyinin de özgürleşmesi için, şu temel ilkeleri öne çıkarıyordu:

1- Bireylere dayatılacak mutlak doğrular ve düşünce kalıpları olamaz.

2- Kural dışı, aykırı ve rahatsız edici düşünceler de dillendirilmeli.

3- Esas tehlike, açığa vurulmayan düşünce.

Yeni Şafak'ın manşeti ise şöyleydi:

"Kıtlık yılları geri geliyor"

Sabah'ın manşeti de şöyle:

"300 bin kepenk kapandı"

Avrupa Basket Şampiyonası'nda Türk takımının son üç karşılaşmasını izledim TV'de...

Maç spikeri, maç anlatımında hamaset volkanları patlatıyordu:

- Haydi bastır Türkiye...

....

- Sade Hırvat'lar'ı değil, hakemi de yeniyoruz...

....

- Türkiye, bu işte...

Basket maçı anlatımlarındaki bu hamaset ilkelliğine, sadece Murat Belge değindi uzun uzun...

Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş ise, yüreğimizi ferahlatmak için şöyle diyordu:

- Türkiye'nin durumu Afganistan'la Burundi'den iyidir.

Ne güzel...

Adalet Yılının başlamasında açılış konuşmasını yapan Yargıtay Başkanı Doç. Dr. Sami Selçuk da Türkiye'ye karşı gerçek bir hukukçunun görüşlerini dile getiriyordu:

".... Demokraside düşünce suçu olamaz. Nasreddin Hoca'nın kabrine dönen dünyada, yasaklar, Don Kişot'un değirmenleri gibi kaldı. Yazılı hukuku gözden geçirelim. Bunlar yapılmadıkça Türkiye'de kimse kendini özgür hissedemez.

.... Türkiye'de bize göre cumhursuz Cumhuriyet, halksız demokrasi var.

.... Türkiye, devlete inanç bunalımı yaşıyor. Adaleti, güvenliği, toplumsal barışı yeterince sağlayamayan; yolsuzluklarla başedemeyen; 'görünen-görünmeyen', 'yüzeysel-derin' diye ikiye ayrılan bir devlet... Güdük bıraktığı örgütsüz sivil toplumun dinamiklerini tükettiği için, biricik çözüm yeri olarak sadece kendisi görünen devletin yarattığı bir bunalım bu...

.... Güvenilir devleti geri getirmek gerek. Bunun için de A'dan Z'ye yeniden yapılanma şart..."

Görünen o ki, Türkiye kendi kendini çökertme yolunda... Şayet hızla değişmeyi başaramaz ve global sermayenin önünü açamazsa...

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır