Genç kız ilk kez 2 yıl önce tatil için geldi İstanbul'a. Sultanahmet'teki İstanbul Hostel'de kaldı ve otelin sahibi Murat Canpolat'a aşık oldu. Tatil sonrası ülkesine döndü, ama aradaki okyanuslar aşkına engel değildi; Murat'la görüşmeyi sürdürdü.
Ve özlem ağır bastı, genç kız soluğu bir kez daha İstanbul'da aldı. Bu sefer uzun uzun kalacak, hasret giderecekti. Sonunda iki genç nişanlandı. Evlilik planları yaparken Amanda, Türkçe öğrenmek için kursa yazıldı.
İşte o korkunç patlamanın yaşandığı, ortalığın mahşer yerine döndüğü gün de, Gümüşsuyu'ndaki dershaneden çıkmış otele, nişanlısının yanına dönmek üzere yola koyulmuştu.
Aniden bomba patladı ve Amanda, şarapnel yağmurunun altında kaldı. Kanlar içindeki genç kızı bacaklarından ve tek kolundan tutarak bir taksiye koydular. Çünkü diğer kolu kopmuştu. Ve herkes, belki yardımına koşanlar bile, yüzü gözü kanlar içindeki bu kızın öldüğüne inanıyordu.
Taksim İlkyardım Hastanesi'nde ilk müdahale yapıldı. Amanda'nın sol koluyla birlikte sol akciğeri de parçalanmıştı. İşte bu yüzden durumu ağırdı, "Ha öldü, ha ölecek" diyorlardı.
Haberi alınca sinir krizleri geçiren Murat Canpolat hastaneye koştu. Şimdi, Amanda makinelere bağlı, yaşam savaşı veriyor. Murat ise başucunda dua ediyor. Mustafa KAYA