kapat
12.09.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 

Kıyameti gördüm


Dehşet saatlerini dakika dakika izledim... Yaşananlar ve gün boyu gördüklerim en başarılı korku ve bilimkurgu filmlerinden çok daha ürkütücüydü. Çünkü bütün bunlar tüm çıplaklığıyla gerçekti
Ölümün yeraltından gelişini düşünmek kolay ama havadan geleceğini düşünmek çok zor... Korkunç olan çaresiz insanların ölüme gidişine tanık olmak...

İnsanlık tarihinin en vahşi, en kanlı ve en sistematik terörist saldırısı, dün, New York'ta birkaç dakika arayla gelen dehşet anlarıyla gözlerimin önünde gerçekleşti.f Yaşananlar ve gün boyu gördüklerim, en başarılı korku filmlerinden, en yaratıcı bilimkurgu filmlerinden bile dahafürkütücüydü.

SABAH SAATLERİ...
Sabahın erken saatlerinde, New Yorklular'ın işyerlerine gitmek için sokağa döküldüğü anda kaçırılan bir yolcu uçağının Dünya Ticaret Merkezi'ne saplanmasıyla başlayan olaylar, New York'u kıyamet gününe çeviren felaketlerin yanlızca ilkiydi. İnsanlık tarihinin bu en büyük ve en korkunç terörist saldırısı, bir film gibi birbirini izleyen planlı saldırılarla devam etti. Kaçırılan yolcu uçaklarını Amerika'yı en önemli sembollerine gömerek hem yolcuların, hem de binaların içinde çalışan masum insanların ölümüne sebep olan teröristler, başta New York olmak üzere tüm Amerika'yı bir anda felce uğrattılar.

BIÇAK GİBİ KESİVERDİ
Sabah 8.48'de Amerikan Airlines'a ait bir uçağın Dünya Ticaret Merkezi'ne saplanmasının üzerinden tam 18 dakika geçtikten sonra ikinci bir uçak saldırısı, televizyon ekranlarında tüm dünyanın gözleri önünde meydana geldi. İlkinin hemen ardından gelen bu saldırı da Boston'dan kaçırılan Amerikan havayolları uçağının ölümcül bir kamikaze saldırısıyla binaya saplanmasıyla gerçekleşti.

110 katlı binada, aralarında dünya finans dünyasını, borsaları, para politikalarını, yatırımları yönetenler de dahil olmak üzere 50 bin kişi çalışıyor. Binanın üst katlarına doğru alçak bir uçuş yaparak çakılan Boeing 767 numaralı uçak, dev binayı bir bıçak gibi kesiverdi.

HEDEF SEMBOLLER...
1993 yılında da terörizmin hedefi olan kule, New York'un zenginliğini, dünyanın finans merkezi oluşunu, paranın, globalleşmenin, serbest ticaretin, kısacası New York'u New York, Amerika'yı Amerika yapan her şeyin sembolüydü.

1993 yılındaki saldırı ise, dün yaşananlara kıyasla çok daha hafif, daha "tipik" bir terörist eylemdi.f ABD'de terörizm suçundan hapse atılan Mısırlı Kör İmam'ın muritleri tarafından gerçekleştirilmiş ufak çapta ama sembolik önemi büyük olan bir saldırıydı.f Aradan geçen zaman içinde ise Dünya Ticaret Merkezi teröristlerin değil bir çok bilim kurgufilmlerinin ilgisinin çekti. Ta ki dün sabah başlayan toplu saldırıya kadar...

PANİK BAŞLADI...
İlk uçak saldırısının ardından üzerinde kocaman bir delik açılan bina, ikinci saldırıdan sonra anında alevlerle kaplandı.f

New Yorklular, her gün gördükleri, önünden geçtikleri, kent siluetinin en tipik noktasının bir anda saldırıya hedef olmasının şaşkınlığını üzerlerinden atamadan, sokaklarda panik başladı.

ÇIĞLIKLAR...
İkinci saldırının hemen ardından ulaştığım Dünya Ticaret Merkezi ve çevresi tam bir kıyamet gününü andırıyordu. Binanın tepesindeki patlamalar devam ettikçe, üst katlardan canhıraş çığlıklar içinde camlara uzanan insanlar, çaresizlik içinde kurtarılmayı bekliyordu. O dakikalar, bir çok anlamda iki yıl önceki o büyük deprem sonrasındaf İznik'te gördüğüm anları hatırlatıyordu. Ölüm insanı yerin binbir kat altında da, gökyüzünün en üst katlarında da yakalayabiliyor. Korkunç olan, çaresiz insanların ölüme gidişine tanık olmak. Göğe doğru tüm haşmetiyle uzanan binanın tepesinde bir adam, hayal meyal el hareketleriyle yardım istiyordu. Biraz sonra korku ve panik içinde binadan atlayanları görmek mümkündü.

KELİMELER YETERSİZ
Dehşet anındaki insan manzaralarını anlatmak için, kelimeler ve cümleler yetersiz, klişeler ve görüntüler yorgun. Ancak gün boyu duyduğum çığlıklar anlatabilir bu sabah New York sokaklarındaki dehşet görüntüsünü. İkinci binaya uçağın çarpmasının ardından Dünya Ticaret Merkezi'nin olduğu bölgeden kaçış başladı. New Yorklular her zamanki kendinden emin, hatta kaba hallerinden anında sıyrılıp kuzu postuna bürünmüşlerdi.

SANKİ BİR FİLM...
Yaralılar ve şaşkınlıkla binayı seyredenlerin birbirine karıştığı o noktada, köşe başındaki bir bakkalın önünde 20 yaşındaki bisikletli kurye Joe Laticro'yla konuşurken, ilk bina bir anda gözlerimin önünde çökmeye basladı. Sabahtan beri olayı seyretmekte olanf Joe, "Vay anasına. Film gibi" derken aradan birkaç dakika geçtikten sonra ikinci bina da çöktü.. Bu arada Washington ve diğer bölgelerdeki saldırılan ve kaçırılan uçaklarla ilgili haberler de etrafa yayılmaya başlamıştı. Polis ekipleri ve görevliler bölgeyi boşaltmaya başlarken Joe kendisi gibi bisikletli kurye olan arkadaşı Hartley'e rastladı.

Hartley, minik örgülü saçlarını sarıya boyamış dev bir siyahlı. Minik bir çocuk gibi hıçkırmaya başladı: "Her şeyi gördüm, insanlar binadan sapır sapır atlıyorlardı." Gerçekten de başından beri olayı izleyenler, bina çalışanlarının çaresizlik içinde kendilerini boşluğa bırakışlarını izlemişlerdi.

Ölümün yeraltından gelişini düşünmek kolay, havadan geleceğini düşünmekse zor. Kendi kendine konuşanlar, el ele tutuşup sarılanlar, ağlayanlar, dua edenler, "hepimiz öleceğiz" diye isteri krizi geçirenler.

Bir anda Dünya Ticaret Merkezi cıvarı timarhaneye dönmüştü. Binaların çoşkusuyla ortalığı inanılmaz bir toz bulutu kapladı. Atom bombasından sonra Hiroşima'nın görüntüsü gibi dev bir toz bulutu kapladı New York semalarını. Oysa bu olayı saymazsanız, öyle tatlı bir pastırma yazı yaşanıyordu ki... Günlerdir süren yağmurdan sonra güneş açmış, sıcaklık yükselmiş, herkes öğle tatilinde parklara serilip yazın son günlerini değerlendirmeyi düşünüyordu.

BARA SIĞINANLAR
Sokaktaki insanların telaşından kurtulmak için birkaç dakikalığına kuzenimin çalıştığı Bobby's isimli restorana uğradım. Dünya Ticaret Merkezi'nin hemen yukarındaki Tribeca isimli sanatçı ve çok zenginlerin oturduğu mahalledeki lokanta, eklektik ama ilginç bir müşteri kitlesine sahipti. Bar, cehennem sahnesinden kaçıp sinirlerini yatıştırmak için sabahıh köründe bir tek atabilmek için bara sığınmış insanlarla doluydu.. Garson kız boş gözlerle "Dünya Savaşı çıkacak. Belli ki Dünya Savaşı çıkacak" dedi. O sıra bardaki televizyon ekranında kaçırılan yolcu uçağının Pentagon semalarında F16'lar tarafından çevrelediğini haber veriyordu. Sanatçı kılıklı genç bir adam, "Vurun sunu" diye haykırdı. Bardaki birkaç kadın ve erkek olumlayarak başlarını salladılar.

ARAP'A TÜKÜRÜK
Sokağa çıktığımda kaos devam ediyordu. Telefonlar kesilmiş, borsa kapanmış, New York'a giriş çıkışı sağlayan tüm tünel ve köprüler kapanmıştı. Bir ara Arap görünümlü bir taksi şoförü geçerken birkaç kişi üzerine tükürdü. Yolda yaralanmış bir kadın, çaresizce ambulans bekledi. Trafikte sinir içinde kamyonlar arabalara, arabalar bisikletlere tosladı. İşte gün boyu cehennemden insan manzaraları böyle sürdü gitti...

ASLI AYDINTAŞBAŞ

www.superbahis.com
www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır