  
Pilav üstü az Demokrasi...
Bu ne biçim Kıbrıs politikası? Herkes bilir, bizde "Kayba oynamak" diye bir anlatım vardır.. İşte bizim Kıbrıs politikamız da, aynen bu anlatımdaki gibi..
İnanılmaz hatalı bir politika.. Başımızı çok ama çok ağrıtacak bir politika.. Denktaş'ın Annan'ın davetine katılmaması, "Türkiye'nin kendi kalesine attığı mükemmel bir gol" olmuştur.. Bravo onlara.. Şimdi Klerides, yüzünde kocaman bir tebessüm, New York'a gidecek.. Denktaş'ın yokluğunu bir güzel kullanacak ve bütün dünyaya "İşte ben barış için buradayım.. Ama Türkler gelmedi" diyecek.. Böylece bizim çıkmış dokuza inmez sekize olan adımız, bir kere daha görülecek.. Dünya da ona hak verecek.. Bunu görememek, bu politikanın sonucunun ne olacağını anlayamamak için, ne olmak gerekir acaba?
Merak ediyorum; son anda ne oldu da, Denktaş, BM Genel Sekreteri'nin çağrısına "Hayır" dedi? Türkiye ne kazandı? Oysa temasların sonucu olumlu idi.. Bizim Dışişlerine göre, Genel Sekreter Annan'ın son yaklaşımları, "Görüşmelerin başlaması için tatmin edici" bulunmuştu.. Bana böyle anlattılar.. Sonra ne olduysa oldu, birden tavır değişti.. Ne oldu? Kim devreye girdi? Genelkurmay Başkanlığı'mı? Eğer onlarsa, fikirlerini söylemeleri normal.. Ama Demokrasi ile yönetilen ülkelerde "Kararı verecek organ" Basbakan'dır.. Ama sanki Başbakan by-pass edilmiş gibi.. Dışişleri zaten tek başına dış politika kararı veremiyor..
Anayasa değişimi
Dünyaya çok garip bir görüntü veriyoruz.. "Pilav üstü az demokrasi" denilen acaip bir yemeği yemekten bir türlü kurtulamadık.. Hep gelip önümüze konuyor..
Şimdi Anayasa'nın 37 maddesinde yapılacak değişiklikler gündemde.. Bakalım Meclis'te neler olacak? Kimler verecekleri önergelerle değişiklikleri sulandırmaya çalışacak? Başbakan Ecevit, Merve Kavakçı olayında, "Bu hanıma haddini bildiriniz" diye kükreyerek gösterdiği hassasiyeti, Anayasa değişikliklerinde de gösterecek mi? Mesut Yılmaz, Anayasa değişiklikleri ile AB üyeliği arasındaki ilişkinin arkasında sonuna kadar duracak mı?
Demokrasi'den neden korkuluyor anlamak mümkün değil.. Sorunlar ise, "Ülkemizde Demokrasi'nin çokluğundan degil azlığından" kaynaklanıyor.. Biz bu düşüncedeyiz..
21'inci yüzyıl.. Ve Türkiye hâlâ "Ayıplı Anayasa yanında pilav üstü az demokrasi" yemeye devam ederek bu yüzyılı da ıskalayacak mı? AB üyeliği rüyamızın bitmesi kimlerin işine geliyor Türkiye'de?
Meclis'in değisim görüşmelerine başlaması için 184 milletvekilinin hazır olması gerekiyor.. Gizli oylamada da değişim için en az 330 oy lazım.. Sonra, eğer değişimler sulandırılırsa, Cumhurbaşkanı Sezer'in konuyu halkoyuna sunması olasılığı da var.. İçine sinmeyen bir değişikliği niye onaylasın Sezer?
Düşüncenin suç sayıldığı hiçbir medeni ülke yok dünyada.. Türk insanını uluslararası arenalarda sürekli "savunma durumunda" tutmak, kime, ne fayda getirdi bugüne kadar ki, bundan sonra getirsin?
Uluslararası toplantılara katılan bizim gibi kişiler, bunun sıkıntısını çok çekti ve çekmeye de devam ediyor.. Bu, dış politika konularında da böyle, iç politika konularında da..
Yeter artık "Pilav üstü az demokrasi.."
"Demokrasi gibi Demokrasi" istiyoruz.. Türkiye'de tek bir "Gri bölge kalmaması" gerekiyor..
Ama bakalım siyasi liderler ile, emir komuta zincirine uygun davranması ile ünlü milletvekillerimiz ne istiyor? Onu da görmemiz için az kaldı..
|