kapat
09.09.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )

Hayatınızda "Özlem"e yer bırakın..

Marilyn Monroe'nun eteklerinin metro mazgalından gelen şiddetli hava akımı ile havalara uçuştuğu sahneyi, benim kuşağım unutmaz.. Sinemanın o devirdeki en erotik sahnesi idi, bu uçuşan eteklerin altından Marilyn'in beyaz iç çamaşırının görünmesi.. O beyaz çamaşır ki, bugün giyilenlerin yanında uzun pantolon gibi kalır..

Sonra dünya medyası tartışmıştı.. O eteklerin havalanması mıydı asıl üzerinde durulması gereken, yoksa, o sahnede yanıbaşında duran rol arkadaşı Tom Ewell'in uçuşan eteklerin altından görünenlere bakışı mı?..

Marilyn erotikti.. Tom ise müstehcen.. Öyle demişlerdi o zaman..

Buraya nerden geldik..

O sahne ile bilinen, ama adı herhalde hatırlanmayan (Ben türkçe adını çıkaramadım mesela) o filmin başlangıcına getireceğim sözü..

Film adını bu sahneden alıyordu zaten..

Bilmem ne kızılderilileri, her yedi yılda bir eşlerini, yanlarında kendileri olmaksızın bir tatile çıkarırlarmış.. Bunun adı da, kızılderili dilinde "Yedi Yıl Kaşıntısı/Seven year itch" olurmuş..

Yedi yıl kaşıntısının gerekçesi, kadınlar gitsin de erkekler obaya başka kadınları atsınlar mı?..

Sanmam..

"Bu kadınlar bizden iyice bıktılar.. Bizden bıkarken seksten de bıktılar.. Gitsinler kurtlarını döksünler, yeniden canlanıp, yeniden doğsunlar ki, yatağımızı yeniden şenlendirsinler" düşüncesi mi?.. Onu da sanmam..

Peki ya ne sanırım?..

***
Geçen hafta insanı evliliğe götüren en önemli duygunun "Alışkanlık" olduğunu yazmıştım..

Alışkanlık.. Tutku.. Onsuz yapamaz hale gelmek.. O olmayınca, nerdeyse ruhsal sağlığını kaybetmek..

Aşk değil.. Belki sevgi de değil.. Ama tutku, ama alışkanlık, evliliği, evlilik kararını getiriyorsa, eğer, "Ev"i sağlam temeller üzerine kuruyorsunuz demektir.

Kurdunuz.. Devam etmesi nasıl sağlanacak.. Muhtemel depremlerden zarar görse de, yıkılmamasını nasıl temin edeceksiniz?..

Onun da sırrı, "Özlem" sözünde gizli..

Alışkanlık kadar güçlü bir duygu da özlemdir..

Selami Şahin'in muhteşem şarkısını hatırlayın.. Teninin kokusunu, sımsıcak nefesini özlüyorsanız eğer, dimdik ayakta kalırsınız, hiç merak etmeyin..

O zaman bu özlemi yaratacaksınız..

Evliliği dışarıya hiç fark ettirmeden içten içe kemirip tüketen şey, o pırıl pırıl cilalı, parlak ve yepyeni duran mobilyaları içerden öğüten termit, bıkkınlıktır..

Bıkkınlığa izin vermeyecek, özlemi hep ayakta tutacaksınız..

Bakın.. Mümkün olsa, karı kocalar ayrı evlerde yaşasalar ve sadece birbirlerini özlediklerinde bir araya gelseler, en uzun ömürlü evlilikler doğardı gibi geliyor bana..

Olmuyor mu?..

O zaman yatak odaları ayrılmalı..

O da mı olmuyor.. O zaman yataklar ayrılmalı hiç değilse..

Ayrılmalı ki, o dünyadaki beş duyunun en güzeli en güçlüsü "Dokunma" hassasiyetini kaybetmesin.. Dokunma hep heyecan, hep arzu, hep duygu yaratsın..

Bakın ben bunların hepsini yaşadım.. Holly ile evlerimiz ayrıyken, en mutlu, herkesin gıpta ettiği, örnek gösterdiği bir ilişkimiz vardı.. Rüya gibi..

Sonra bir yastıkta kocama devri geldi.. Kadınlar bu konuda bizden fazla mı duygusal, onlar bir başka mı düşünüyor bilmem.. Bir başka kentteki bir arkadaşımıza gece yatısına gittik. Çocuklarını arkadaşlarına yollayıp, onların iki ayrı yataklı odasını bize verdiler.. Holly ertesi sabah homurdandı.. "Biz buraya ayrı yatmaya mı geldik" diye..

Sonra bulutlar başladı.. Çözümler aradık.. Önce yatakları, sonra odaları ayırdık.. Hatta ayni sitede bir ikinci ev kiralayıp döşedik.. Canı isteyen gidip kafa dinlesin diye, ama kurtaramadık.. Bir defa inişe geçmişsen, kristal vazoyu bir defa kırmışsan, kurtaramıyorsun..

Bir de karı koca ayni iş yerinde çalışanlar var.. 24 saat beraberlik.. Olacak şey değil..

***
Mutlu ve uzun evliliğin iki sır sözcüğü var, bence..

Alışkanlık ve özlem..

Aslında taban tabana zıt iki sözcük gibi duruyor..

Birisi onsuz yapamamak demek..

Öteki bir süre onsuz kalmayı gerektiriyor..

Çelişki değil mi?..

Peki dünyada ne çelişki değil..

Hele evlilik!..

***
Kızılderili, karısını, "Birbirimizi özleyelim biraz" diye yolluyordu, işte!..

Hakan&Utku'dan Tatil Keyfi

Canlı yayına mağdur çıkarma sanatı
Ne demişler, kızı bin kişi ister bir kişi alır. Canlı yayına mağdur konuk etmek de aynen böyle. Eğer siz de Reha Muhtar gibi reytinge reyting demek isteyen bir enkırmenseniz bu yazıyı dikkatle okumadan canlı yayına konuk çıkarmaya kalkmayın, komik olursunuz.

ÇOK İSTEYECEKSİNİZ: İstemek canlı yayında reytingi tavana vurdurmanın yarısıdır. Önce şöyle haberleri bir ay götürecek bir hadise çıksın da ilk biz duyalım diye dua edin, hatim indirin, mevlit okutun, adak adayın. Dualarınız kabul olunca sonrası kolay. Hadiseyi veren Rabbim konuğu da verir.

EKİPSİZ ENKIRMEN, HÜSAMETTİN ÖZKANSIZ BÜLENT ECEVİT GİBİDİR: Canlı yayına konuk çıkartmak bir takım oyunudur. Birkaç dev adam da siz bulun kendinize.

Bu işte kondisyon çok önemlidir. Sabahları erkenden kalkıp muhabirlerinizle birlikte eğitim yapın. Televizyon binasının etrafında koşarak atılacak 20 tur ilerde atılacak zafer turlarının habercisidir. Koşarken bir yandan da hep birlikte "Her...şey...reyting... için" şeklinde bağırmayı ihmal etmeyin.

KADİRİZM METODU: Ekibinizdeki herkese birer cep telefonu verin. Bu cep telefonlarına sürekli motive edici mesajlar çekin. Yine motive olmazlarsa ekibinize Mirsad'ın Hırvatistan maçı sırasında çekilen fotoğraflarını dağıtın.

BAK KUŞ GEÇİYOR METODU: Size çevik olduğu kadar zeki de bir ekip lazım. Eee bunu sağlamak da size düşüyor. Muhabirlerinize rakiplerini ekarte edecek yollar öğretin.

Bunların en etkilisi hedef şaşırtmaktır. Sırtında kamerayla mağdurun evine varan muhabiriniz "Aaa bakın bakın.. kuş geçiyor. Hem de çıplak" diye bağırırsa muhabiriniz ve el değmemiş canlı yayın konuğunuz yanıbaşınızda demektir.

EN İYİ MAĞDUR CANLI OLANDIR: Herkesi aşan muhabiriniz mağduru gelmeye ikna edemedi. Muhabirinize bu gibi durumlarda mağduru pembeleşene kadar dövmesini tembihleyin. Ama dikkat edin vur deyince öldürmesin. Canlı mağdurla yapılan canlı yayın genelde daha başarılı olur. Eğer muhabiriniz mağdura ikna edeceğim derken biraz hasar vermişse canlı yayın sırasında mağdurun üzerine şu yazıyı iliştirin; "ÇEHREye verdiğimiz geçici rahatsızlıktan ötürü özür dileriz"

AZAR AZAR, NAZAR BİZE NE YAZAR: Mağduru canlı yayına çıkarıp büyük bir iş başardınız. Ama şimdi daha önemli bir sorun var. Diğer kanalların haberleri meyve veren ağacı taşlayacaktır. Bunun için ekranda kanalınızın logosunun yanına "nazar etme noolur, çalış senin de olur" yazısı koydurun

KENDİN PİŞİR KENDİN YE: O kadar çalıştınız, çabaladınız ama mağdurları hep rakip enkırmenler kaptı. Üzülmeyin bu dünyanın sonu değil. Hemen elinizdeki ekibi kullanın. Onları birbirine düşürün. Taksim Meydanı'nda kapıştırın. Ölen ölsün, kalan mağdurlar da canlı yayınınıza konuk olsun. Bir mum yakın seyrine bakın.

hakanutku@hotmail.com

Pazar Neşesi
KazIm, Los Angeles'ten İstanbul'a tatile geldi. Gelirken de bol fıkra getirdi.. İşte biri..

Üniversite öğrencileri, bilimsel bir deney için, dört bağırsak kurdu bulmuşlar..

Birinci kurdu alkol dolu bir kavanozun içine atmışlar.

İkinci kurdu sigara dumanı dolu bir kavanozun içine atmışlar.

Üçüncü kurdu sperm dolu bir kavanozun içine atmışlar.

Dördüncü kurdu dışkı dolu bir kavanozun içine atmışlar.

Bir gün sonra..

Birinci kurt ölmüş.

İki gün sonra..

İkinci kurt ölmüş

Üç gün sonra..

Üçüncü kurt ölmüş

Günler geçmiş..

Dördüncü kurt yaşıyor..

Öğrenciler bilimsel sonucu açıklamışlar:

İçki içtiğiniz, sigara kullandığınız ve seks yaptığınız sürece bağırsaklarınızda kurt olmaz...

Erkek.. li!..
Yenİ Asır, o ünlü Sarmaşık ilavesine yeniden kavuştu. Süheyl ve Behzat Uygur kardeşlerin bir şirin sohbet sayfası var.. Ekrandaki Talk şovu oraya taşımışlar.. İlk konukları Altan Erkekli.. Vizontele'nin o unutulmaz baş oyuncusu..

Nasıl sağlam, nasıl güvenle konuşuyor ve bu güven yüzündendir, nasıl mütevazi..

"Seni Şener Şen ile mukayese ediyorlar" diyorlar..

"Bu mümkün mü, onun yanına yanaşamam ben" diyor..

"Şener Şen kim, beni onunla ne hakla mukayese edersiniz" demenin moda olduğu bir sahte dünyada, böyle gerçeklere rastlamak insanı mutlu ediyor..

İzmir'e Ankara Sanat Tiyatrosu ile gelip, otelde rehin kalınca, nasıl garsonluk yaptıklarına kadar anlatmış..

Böyle yürekten röportajlar okumaya ne hasretmişiz..

Uygur kardeşlere de, gerçekten "Erkek..li" Altan'a da teşekkürler..

BİZİM DUVAR
Ajda Pekkan son filminde bir köylü kadını canlandırıyor. Çetin Altan bile bu kadarını hayal edemezdi. 150 kez estetik geçirmiş bir

köylü kadını...

Hakan&Utku

EĞER
.. Türk anayasasına bir madde ekleme hakkınız olsa, ne yazardınız?..

.. tarihin ünlü tiran, ya da diktatörlerinden birinin yerini almanız mümkün olsa, kimi seçerdiniz?.

..hiç kimseye zarar vermeden, İstanbul'un bir yapısını yok etmeniz mümkün olsa, hangi binayı kaldırırdınız?.

SEVDİĞİM LAFLAR
Bütün bir gün boyunca parlak espriler patlatan bir erkek kadar beni hiç bir şey kokutamaz.

Mme. de Sevigne

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır