Tüm Türkiye'yi ayağa kalkıp Aydın Örs'ü, ekibini ve 12 Dev Adam'ı alkışlamaya davet ediyorum. Hatta, televizyonun karşısında maçı izleyenleri de alkışlamaya davet ediyorum.
Yarı finalin zorlu geçeceği, Almanya'nın çıkış yakaladığı ve turnuvayı 85 sayı ortalamayla oynayıp, özellikle Nowitzki ile finale adını yazdırmaya çalışacağı herkesçe malumdu. Teknik heyet hazırladığı stratejide, Nowitzki'yi sert savunarak oyundan düşürmeyi planlamış, takım savunmasıyla da rakibini az sayıda tutup skor dengelerini bozmayı planlamıştı.
Yani 1. Savunmayı takım halinde yapmalı, 2. Kazanılan toplarla hızlı hücum organize etmeli, 3. Set hücumunu sayıya çevirmek için takım halinde çalışmalıydık. Bunu maçın genelinde başardık. Neyi başardık? 85 sayı ortalamayla oynayan Almanya'yı 70 sayıda tutmayı başardık. Yapamadıklarımız yok muydu? Birçok şey vardı, ancak maçın kırılma noktalarında hep pozitif basketbolle maçın bizim tarafımızda kalmasını sağladık.
Hidayet ve İbrahim sayısal katkılarının ötesinde savunma katkısıyla da takımı sürüklediler. Uzunlarımız ise hem yeteri kadar top alamadılar, hem de rakip metre metre uzun olduğu için, sorumluluk dış adamlara kaydı. Buradaki kilit nokta İbrahim ve Hidayet'in kritik noktalarda soktukları üçlüklerin yanı sıra, içeriye dalarak buldukları sayılardı. Ortaya konan mücadele, bir takım sporunda Türkiye'nin yakaladığı en üst seviyeydi. Bu görüntüyü yakalatan ve bu ülkede basketbolun son 10 senede bu noktaya ulaşmasını sağlayan Aydın Örs'ü ben bir kez daha ayakta alkışlıyorum.
Sayın Hıncal Uluç; bir türlü yaptıklarını takdir edemediğiniz ve en önemlisi bu ülke insanının basketbolda neler yapabileceğini gösteren Aydın Örs'ü lütfen televizyonunuzun karşısından alkışlayabilir misiniz?