kapat
07.09.2001
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Editör
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
METİN MÜNİR(mmunir@sabah.com.tr )

Dinç Bilgin neden içeride?

Bankacılık suçlarının en büyük failleri sanık sandalyesinde oturmuyor. Bunlar politikacılar ve onlarla işbirliği yapan bürokratlardır.

Eğer politikacılar ve bürokratlar; satılmaması gereken bankaları, banka almaması gereken kişilere satmasalardı... Banka açması sakıncalı olan kişilere banka lisansı vermeselerdi... Bankaların kontrolunu yasalara uygun ve eksiksiz yaptırsalardı... Bugün hiçbir iş adamı bankacılık suçundan sanık sandalyesinde oturmayacak, hapisanelerde çile çekmeyecekti.

Bundan daha da önemlisi, on milyarlarca doları bulan banka zararları meydana gelmeyecekti. Türkiye, büyük bir olasılıkla, kriz içerisinde olmayacak veya kriz bu kadar derin olmayacaktı.

Eğer ortada bir bankacılık suçu varsa; bu suçun işlenmesine ortam yaratan politikacılar ve bürokratlar, bankaları satın alanlardan veya kuranlardan daha suçludur. Çünkü yasaları en başta onlar çiğnedi.

Şimdi bankaları satın alanlar tutukevinde. Bile bile, yasaları çiğneyerek, satılmaması gereken bankaları satanlar, açılmaması gereken bankalara lisans verenler ise hapisanede değil. Haklarında suçlama yok. Bunlardan bazıları o kadar utanma duygusundan yoksun ve yasaların yakalarına yapışmayacağından o kadar emin ki, "beni dinleselerdi bu kriz olmazdı" bile diyebiliyorlar.

Burada teorik bir yazı yazdığımı sanmayın. Elden ele dolaşan iddianamelerde, politikacıların ve bürokratların suçlu oldukları iddiası açıkça yer alıyor. Ama savcılar bu sanıkların isimlerini bile zikretmekten çekiniyor. Çünkü bunlar dokunulmazılığı olan, dişli politikacılar.

İşin en şaşılacak tarafı şu. Hakimler bu savcılara dönüp: "Kim bu adamlar? Neden isimlerini zikretmiyorsunuz? Sizi korkutan nedir?" demiyor. Veya doğrudan bu şahısları mahkemeye çağırmıyor. Dokunulmazlıklarının ardına saklanırlarsa saklansınlar. Ama çağrılsınlar. Gelmesinler. Biz de bunu bilmiş olalım.

Bakalım kamuoyunun gülle ağırlığını kucaklarında ne kadar taşıyabilecekler.

Bir de, iddia edilen suçları içerdeki bankacılarla tıpatıp aynı olan ama içeride olmayan bankacılar var. Bunun açıklaması ne? Niye aynı suçun sanığı olanların bazıları içeride, bazıları dışarıda?

Bir de hesap vermemek için yurtdışına kaçanlarla yurtdışında oldukları halde hesap vemek için dönenler var. Bunların ikisi aynı olabilir mi?

Özetlemek gerekirse: İddia edilen banka suç denkleminin biri politikacı/bürokrat, diğeri iş adamı olmak üzere iki parçası var. Politikacı/bürokrat ırkına ait olanlar elleri ceplerinde ıslık çalıp dışarda dolaşıyor. Haklarında hiçbir işlem yok. İş adamı ırkına ait olanlar hapiste ve aleyhlerinde dava açılmış. Bazı durumlarda ise, iddia edilen suç aynı olmasına rağmen, ne politikacı içeride, ne de iş adamı içeride.

Eh! Ne diyorsunuz?

İşi daha da karmaşık yapan bir başka unsur, Bankalar Kurulu'nun bazı banka sahipleri ile anlaşmaya varmış olmasıdır. Bazı banka sahipleri bankalarından çekip şahsi şirketlerinde kullandıkları iddia edilen paraları geri ödemek için plan yapmış, BDDK bu planları onaylamıştır. Bu, BDDK'nın o banka sahiplerinin parayı ödeyecek mali ve ahlâki altyapıya sahip olduğuna kanaat getirdiği anlamına geliyor.

BDDK'nın yeterli mali ve ahlâki altyapıya sahip olduğuna inandığı kişilerin tutukluluk hallerinin devamındaki mantık ne?

Türkiye uzun yıllar bankacığında Vahşi Batı'yı yaşadı. Şimdi ortalık temizleniyor, yasalara avdet ediliyor. Ben Türkiye'nin geçmişi ile hesaplaşabileceğine inanmıyorum. Hesabın esas politikacılar ve onlara yol gösteren bürokratlarla görülmesi gerekiyor. Ama bunlar güçlü. Bunlar hesap vermeye çağrılamıyor.

Bunlarla hesaplaşılmadıktan sonra hesaplaşma olmuş olmayacak. Sadece gücün yettiğine adalet uygulamak ise, adalet değildir.

Lafı şuraya getirmek istiyorum. Bizim patron, Dinç Bilgin, neden içeride, bankayı ona satmaması gerektiği halde satan politikacılar ve bürokratlar dışarıda ise? Selektif adalet diye bir adalet mi var?

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır