Basketbol Milli Takımımız, Hırvatistan'ı inanılmaz bir savaşmayla geçti. Dört maça baktığımızda yaptığı bloklarla, aldığı ribaundlarla, kritik sayılarla Mehmet Okur, milli takımın yıldızıydı. Slovenya yenilgisinin nedeni Aydın Örs'ün onu benchte unutmasıydı.
Mirsad'ın Hırvatlar'a karşı milli kızgınlığını takıma ve salona taşıması hakikaten unutulmazdı. Hidayet'in son bölümdeki sakat bacağını sürterek attığı üçlükler ve oynaması bize Birinci Dünya Savaşı'nda top ve tüfeklere karşı süngüyle çarpışan aziz şehitlerimizi hatırlattı.
Fransız hakemin aleyhimize düdüklerine rağmen, bu maçı 18 sayı geriden gelerek kazanan ve yarı finale kalan bu çocukların, teknik adamların, menajerlerin resimlerini Türkiye'deki bütün salonlara altın çerçeve ile asmak lazım. Bunu Turgay Demirel'den de, sevgili spor bakanımızdan da rica ediyorum.
Bence bu ekipte, bütün turnuva ile ilgili olarak söylüyorum, adı platinle yazılacak iki isim var. Mehmet ve İbrahim.
Ve A Milli Futbol Takımı... Bu gruptan çıkamazsak nereden çıkacağız? Şenol dürüsttür, çalışkandır ama teknik direktörlük kariyeri zayıftır. Slovakya maçında Rüştü kritik 4 topu kurtaramasaydı yenilebilirdik.
1-0 galipken, top bizde kalması gerekirken, topa basacak, kontrataktaki adamlara top atacak bir oyun düzenine geçecekken 63.dakikada oyuna Tayfun'u alıyorsun ve rakibi üzerine çekiyorsun.
Şenol'u çok severim ama ülkemi daha çok severim. Hâlâ televizyonda Trabzon'daki gibi "Bizi tenkit edenler haindir" edebiyatı yapıyor. Kafası değişmemiş. Şenol'dan milli takım antrenörü çok zor olur.