Biz işin kolayını bulmuşuz, "püf noktası"nı da çözmüşüz...Görüntü önemli...
Modern imaj imparatorluklarının; o anlı şanlı Batı ülkelerinin insanlarından daha çabuk ve daha kesin biçimde çözdük görüntünün önemini ve gücünü...
Zengin olmana gerek yok! Zengin görün yeter; ötesi hamallık!
Bilmene gerek yok! Bilgili görün yeter; öteki vakit ister, çaba ister!
Demokrat olmana gerek yok! O hep tehlikeli geliyor, hep meşakkatli... Demokrat görün idare et! İnanmazlarsa, inanmayanları demokrat olmamakla suçla!
Bir başka özelliğimiz daha var: Trendleri kaçırmıyoruz. Herkesin korkusu bu noktada: Treni kaçır, trendi kaçırma!
Gündeme yeni bir trend mi düştü?Aman bana da bir tane!
Böyle böyle... Bir haftadır bakıyorum da, maşallah herkes müritmiş, herkesin müridi olduğu bir şeyh varmış!..
"Türkiye'nin tarikatlar, şeyhler ülkesi haline geldiği" iddiasının arkasında yatan yoksa bu muydu? (Şaka şaka!..)
Garih cinayeti dolayısıyla Küçük Hüseyin Efendi konusu bir tek medyada kendine geniş yer buldu sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.
Şimdi insanlar ailelerine sorup hatırlamaya çalışıyor: Ben bir zamanlar bilge bir kişinin eteğini öpmüş, ondan el almış mıydım acaba?
Orada da kolayını bulduk! Babanız, amcanız, bir aile büyüğünüz; bir din büyüğüyle zamanında yakın ilişki kurmuşsa, aradığınız özelliğe kavuşmuşsunuz demektir... Siz artık müritsiniz! Sizin de gizemli, değerli, erdemli ve "derin" bir yanınız var artık! (Hem "laik" hem de "özel bir saygıya layık" kişisiniz bundan sonra!)
Ancak...
Yine özü; asıl olanı unutuyoruz.
Yine aksesuarlarımıza aşık olarak yaşamaya devam ediyoruz...
Ve bilmiyorum artık; bu sefer de mi ayıp olmuyor?
Mürit olmak ne demek?
Allah aşkına bir kez sorun soruşturun!
Bıraktım, sadece yaşayan "yol yordam göstericilere" mi bağlanılır; yoksa yaşamayan şeyhlerin de müridi olunur mu, tartışmasını...
Bari şu soruları soralım kendi aramızda: Bu iş bu kadar sıradan mıdır? Tekkeye kabul edilmek için eşiğinde kırk yıl odun kıran derviş adaylarını nerede bıraktık? Okul kitaplarının sayfalarında mı? "Kırk yıl" deyimi neleri sembolize ediyor?
Ya da şu soruları soralım: Hayatını berbat miras kavgaları içinde harcayıp gidenler, otomobillerini insanlara tercih edenler filan, şeyhlere gönülden bağlanabilirler mi?
Ve şu soru: Şeyh nedir? (Ak sakallı dede masalları mı?)
Ya da hiç değilse şu soruyu soralım: Mürit nedir?..
Hem dilsel hem de dinsel bakımdan "emirlere, iradeye teslimiyet" niteliği taşıyan müridlik modern insanın hangi karakterine uygunluk taşıyor?
Neyse... Burada kesiyorum.
Çünkü değer yerine ilginçlik arayışına kendini kaptırmış bir kültürde bu soruların pek anlamı yok.
Nasılsa her şey dedikodu düzeyinde...
Bugün müridiz, yarın dünyaya teslimiz, öteki gün... Allah kerim!