kapat
03.09.2001
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Editör
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )

Ayrık otları

Eskilerin "hakim", yenilerin "bilge", frenklerin "sage" dedikleri üstün, olgun ve hoşgörülü insan tipi günümüzde gitgide azalmakta...

Dedikodudan iftiraya, çekememezlikten hasede, kıskançlıktan düşmanlığa kadar çeşit çeşit hasta duyguların, gönüllerden gözlere vuran zehirli dumanı, birbirimizin yüzüne karşı buram buram tütüyor.

Hiçbir başarıyı, hiçbir kabiliyeti, hiçbir ustalığı içimiz götürmüyor. Kimi görsek, hemen kendi çapımızı bir ölçü birimi olarak kullanıyor ve karşımızdakinin bizden fazla olan taraflarını, bir kumaş mağazasının tezgahtarı gibi, makaslamaya kalkıyoruz.

Kurt görünce boynuz boynuza veren öküzler gibi, kenetlenmiş bir ahmaklar tesanüdü; gizli bir anlaşmayla, her türlü cevher ve değere derhal cephe alıyor.

Objektiv tenkid bahanesi altında; gerçeğe saygı numarası arkasında; rivayet paravanası içinde, verip veriştiriyoruz:

- Doğrusu kendisini çok severim ama, diye bir başladık mı; o keskin "ama" dönemecinden sonra, ağzımıza geleni savuruyoruz.

Bizden biraz daha fazla var olanların, varlığı kızdırıyor bizleri... Bu kızgınlığı en çok tahrik eden unsur da, şahsiyet. Şahsiyete tahammül edemiyoruz. Her rastladığımız, her kabullenmek zorunda kaldığımız şahsiyeti; sonunda sakız çiğnercesine, çiğneye çiğneye çürütmeye uğraşıyoruz.

Dokuz yüz yıl önce İbni Sina, insanların hasedine, kıskançlığına karşı yazdığı bir şiirde şöyle diyor:

"Eğer ben insanların gönülleri üzerinde bir tesir ve heybet bırakmamış olsaydım; benimle meşgul olmazlar, beni yermekle uğraşmazlardı."

İbni Sina'dan bu yana, tüm olarak insanlık çok ilerledi, ama fert fert insanlar bu aşağılık taraflarını asla yenemediler.

Bilhassa kıymetler dengesinin kurulmamış, topluma en yararlı kimselerin en sağlam ve en cazip hayatı yaşamaları için, gerekli düzenin yaratılmamış olduğu yerlerde; bu haset ve kıskançlık daha da çok göze çarpıyor.

Bütün ölçüler bozulmuş olduğu için, şahsiyetle şarlatanlık; samimiyet ile riya arasında ayrımlar yapılamıyor ve şahsiyetle samimiyete de, şarlatanlık ve riya damgaları vurulmak isteniyor. Böyle hücumlar; herkesin yüreğinde, herkese karşı bir kuşku bulunduğundan, inandırıcı oluyor.

Riyakârlar ve şarlatanlar, samimileri ve şahsiyetleri: - Üzülmeyin, onlar da bizden, asla üstün bir tarafları yok, diye boyuna rendeliyorlar.

Anlaşılıyor ki, büyüklüğü kabul, ancak büyük olmakla mümkün... Küçük adam, çıkarı uğruna dalkavukluk etse, yerlere dökülse de; fırsatını bulunca, kendisinden üstün olanı kemirmek için, elinden geleni yapıyor.

Madem ben değilim, o da olmasın... Bu hırsın bakışları, bu hırsın konuşmaları, bu hırsın dedikoduları... Ahmaklar tesanüdünün boğucu otları, bizim tarlalarda yetişmek isteyen her faydalı bitkiye saldırıyor. Sonra da sık sık, kimbilir belki biraz da kompleksimizi rahatlatmak için:

- Bizde adam yetişmez, diyoruz ve sözde üzülmüş görünüyoruz. Sanki yetişse memnun olacakmışız gibi...

Not: 40 yıl önce yazılmış bir yazı... "Milliyet"den...

www.superbahis.com


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır