Sabrettik ve kaderimizi kendimiz belirledik. Kader maçıydı, kazanmasını bildik. Kim ne derse desin sonuca bakacağız. Bu tip her turnuvada evsahibi takım için 2-3 ekstra düdük çalınmıştır. Bizim için ortaya koyduğumuz mücadele, sayı liderimizi bulmamız, ribaundlarda rakibe ezilmememiz, maçın 1. ve 3. periyotlarındaki savunma kurgumuzu yakalamış olmamız son 8'deki ümitlerimiz.
Ancak bu maçta da yapamadıklarımız vardı. İbrahim'in haricinde özellikle sıkıştığımız son periyotta sayıya katkı yapabilecek oyuncuyu bulamamakla beraber kaybettiğimiz 7 top düşündürücüydü.
Israrla bunun bir turnuva olduğunu, son düdük ötmeden hiçkimsenin negatif enerji üretmemesi gerektiğini söyledik, yazdık. Hala arkasında duruyoruz. Şimdi sıra kendimizi Dünya Ligi'ne atabilmek için yakalayabileceğimiz fırsata geldi. Yani ikinci kader anı.
Maçı ve Ankara'yı büyüleyen İbrahim Kutluay ürettiği 35 sayıyla ve 10/15'lik şut oranıyla Türkiye'nin gelmiş geçmiş en önemli skoreri olduğunu bir kez daha gösterdi. Onun yapabildiğini bu ülkede kimse yapamadı. İbrahim Kutluay'ın cesareti gelecek nesillere örnek olacaktır. İbo'nun sürüklediği takım burada ilk kez rakiplerinden daha fazla hücum yakaladı ve 84 hücumdan 84 sayı üreterek ve rakibini 80 hücumda 79 sayıda tutarak dize getirdi.
Bu maçın gözükmeyen yıldızı İbrahim'e katkı yaparak en sıkıştığımız yerlerde gerek sayı üretimi gerekse ribaundlarıyla Mehmet oldu. Hüseyin topladığı 10 ribaundla maçın önemli noktalarında İspanya üzerinde üstünlük sağladı. Hido sayısal katkının yanında dünkü maçta ribaund katkısıyla da arkadaşlarına katıldı. Yalnız hala beklentiler Hido'nun sıkıştığımız anlarda sahneye çıkması üzerinde.
Sonuç olarak Dünya Ligi takımlarından bir tanesini yendik. Sıra 2. takımda. Bunu başarabilirsek maç maç hedefe doğru yaklaşacağız. Basketbol gelenekleri olmayan bir ülkenin milli takımının elde edeceği başarı bir çıkış noktası olabilir.
Maçın hakemleriyle ilgili herkes çok konuşacağı için biz susmayı tercih ediyoruz.