kapat
03.09.2001
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Editör
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

www.borusanmakina.com
 

Reel sektöre kulak verin!


Türkiye bu yılın ikinci çeyreğinde yüzde 11.8 küçüldü. Savaş yıllarını anımsatan bu küçülme rakamları "kriz edebiyatı" yapılmadığını gözler önüne serdi
Bir süredir gündemde tutulan "reel sektörün sorunları", DİE'nin açıkladığı "küçülme" verileri sonrasında, kriz edebiyatı yapılmadığını ortaya koydu.

Aslında ilk sinyal, ASO Başkanı Zafer Çağlayan'dan gelmişti. Çağlayan, iki ay önce Devlet Bakanı Kemal Derviş'i organize sanayi bölgesine davet etmiş ancak, "sabır" tavsiyeleri ağır basınca, "Dereye su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlayacak" demişti.

Ardından, Hazine Müsteşarı Faik Öztrak konuştu. Öztrak, Kore örneğini verdi ve bu ülkenin de tıpkı Türkiye gibi önce finans sektöründeki sorunları çözmekle işe başladığını, asıl sorunun reel sektörde olduğunu farkettiği sırada, finans sektörünü tedavi reçetesinin yetersiz kaldığını belirtti.

Derken TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu sahneye çıktı. Başkan, Anadolu turunda, nabzın yavaşladığını gördü ve soluğu Başbakanlık'ta aldı. Acilen sektör toplantıları düzenledi.

Tüm bu çabalara karşın, gerek finans sektörünün gerekse devletin, üreten kesimlere kaynak aktaracak durumda olmadığı anlaşılıyor.

Örneğin, Kamu Bankaları Ortak Yönetim Kurulu Başkanı Vural Akışık, "Yeni kaynakların bulunması kadar bu kaynakların kime kullandırılacağı da önem kazanıyor" uyarısında bulunuyor.

BDDK Başkanı Engin Akçakoca ise "Önce davranan alacağını önce alır" yaklaşamının bırakılmasını istiyor.

Son noktada ise Bankalar Birliği'nin bir raporu ön plana çıkıyor. Reel sektör taze kaynak için kıvranırken, bankalar cephesi kredi aktarımını sınırlayan nedenlere dikkati çekiyor:

*Mali sistem hızla küçülüyor.

*Kamunun, mevcut kaynaklar üzerindeki talebi artıyor.

*Mevduat kısa vadede toplanıyor.

*Yurtdışından kaynak girişi duruyor.

*Bankaların sermayesi küçülüyor.

*Tahsili gecikmiş alacaklar büyüyor.

*Teminatların değeri azalıyor.

Sonuç olarak; ekonomik programın sadece hükümete ait olmadığını unutmadan, reel sektörü yaşatacak çözümleri bulmamız gerekiyor. Aksi takdirde, mevcut işsizler ordusuna eklenen, şimdilik tazminatları ile idare eden, yakında tekrar iş piyasasına gelecek olan yüzbinleri frenlemek kolay olmayacak.

"Yeşili severim"
Her ne kadar "üstad" denmesine karşı ise de yılların eskitemediği usta sanatçı Özdemir Erdoğan, geçen hafta Ankaralılarla buluştu. Erdoğan, ekonomik krizin, toplumun her alanını sardığını öylesine güzel anlattı ki. Efkar dağıtmaya gelenler, ülke gerçeklerinden uzak kalamadı. Önce devalüasyona değindi üstad. "Ülkeyi yönetenler TL'ye güvenin dese de ben yeşili (doları) severim. O nedenle TL'ye güvenenler birikimlerinin yarısını kaybetti" dedi, şakayla karışık. Sonrasını daha güzel özetledi: "Fakir bir ülkede zengin olabilirsiniz ama zengin yaşamayazsınız!"

BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ
*ATO Başkanı Aygün'ün TL'ye itibar kazandırma girişimine ilginç bir destek geldiğini, Aygün'e tazminat davası açan Vakıfbank eski Genel Müdürü Fehmi Gültekin'in dolar yerine TL isteyeceğini,

*Ekim ayında yeniden gündeme gelecek Tütün Yasası'nın, sadece Parliament, Marlboro, Winston ve Monte Carlo sigaralarına ithal izni verdiğini,

*Ulaştırma Bakanı Oktay Vural'ın, elektronik noter ve e-mail kulüpleri konusunda çalışma yaptığını,

*Zorunlu Deprem Sigortası uygulamasının birinci yılında, 2.2 milyon kişinin konutunu güvence altına aldığını,

*Kurumlar Vergisi mükellefi şirketlerin birikmiş zararlarının 6.5 katrilyon lirayı bulduğunu, kâr etmeleri halinde bu tutarı vergi borcuna mahsup edeceklerini,biliyormusunuz

www.superbahis.com

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır