kapat
31.08.2001
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Editör
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.limasollu.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
ERDAL BİLALLAR(ebilallar@sabah.com.tr )

Suçsuzluğun delilleri

Önceki gece yarısı açıklanan karar hepimiz için hayal kırıklığı yarattı... Sizi bu sabah gazetede bekleyen bizleri sarstı... Ama asla yıkmadı!

Üzülmeyin Dinç Bey...

Bilin ki; "Şirketimde kaderleri bana bağlı ve grubumda olmaktan iftihar eden" diye söz ettiğiniz 4 bin kişi var ya; size bağlı kuruluşlarda çalışmaktan ve emanet ettiğiniz o bayrağı direğin en tepesinde tutmaktan onur ve gurur duyuyor...

Bilmiyorum; belki hatalı veya kusurlusunuz... Kimbilir belki de kabahatli olabilirsiniz... Ama bizim gözümüzde bilin ki suçlu değilsiniz...

Bizler hukukçu değiliz Dinç Bey... Ne fiile, ne de bu fiile hüküm biçene bakıyoruz... Sadece sizi çok iyi tanıyoruz ve hak etmediğiniz bir bedel ödemekte olduğunuzu gördükçe kahroluyoruz...

Her yerde, her ortamda suçsuzluğunuza delil olarak;

* Taşıdığınız soyadının temiz geçmişini...

* Daha güzel ve yaşanır bir Türkiye için verdiğiniz mücadeleleri...

* Medya sektöründe 40 yıldır yarattığınız değerleri, SABAH'ı, ATV'yi gösteriyoruz...

* "Bu deliller yetmez" diyenlere, "Çete" suçlamasını gündeme getirenlere;

* Bankanıza el konulduğu gün yurtdışından koşup geldiğinizi...

* Gerektiğinde ceketinizi alıp gitmesini bildiğinizi...

* Grubun geleceği, istihdam ettiğiniz 4 bin kişinin ekmeği tehlikeye girince her şeyi göze alıp geri döndüğunüzü...

* Ve en önemlisi; tüm borcunuzu üstlendiğinizi hatırlatıyoruz...

***
SON SÖZ: 4 bin kişi, yani 20 bin kişilik bir aile şimdi umutla en yakın zamanda sizinle kucaklaşmayı diliyor...

Bağkur soygununa TOBB el koydu
İşadamlarını, esnafı soyan Bağkur'u durdurmak için Odalar Birliği'ni göreve çağırdım ya; dün sabah önce Ankara'dan Birlik Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu telefonla aradı, ardından İzmir'den Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı ve Odalar Birliği Yönetim Kurulu üyesi Atıl Akkan, "Mesaj alındı" içerikli bir yazı faksladı...

Hisarcıklıoğlu, çağrım üzerine olaya el koyduğunu, Odalar Birliği sekreteryasına konuyu araştırmaları talimatını verdiğini belirterek, "Devlet milletiyle davalı olmaz" dedi ve ekledi:

"Yalnız Bağkurlular değil, şu anda 107 bin çiftçi de Ziraat Bankası ile mahkemelik... Bu kutuplaşmayı durdurmalıyız... Üreten, üretmek isteyen insanlara yardımcı olmalıyız... Bağkur konusunu bir şekilde çözeceğiz... Gerekirse Anayasa Mahkemesi'ne götüreceğiz... Gelişmeleri okurlarınıza iletmeniz için size de bildireceğiz..."

Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı Atıl Akkan ise gönderdiği faksta, "Üyelerimizin büyük bir sıkıntı kaynağı olan Bağkur borçlarının hesaplanmasındaki usulsüzlüğü gün ışığına çıkarmanızdan dolayı sizi tebrik ederim... Türkiye Odalar Birliği olarak konuyu inceleyecek ve gerekli girişimleri yapacağız..."

Türk iş dünyasının en üst kuruluşunun başkanı ile Türkiye'nin en büyük sanayi odasının başkanı bu sözü verdikten sonra inanıyorum ki; Bağkur yakında istediği gibi at koşturamayacak...

İÇİŞLERİ BAKANI İLE EMNİYET GENEL MÜDÜRÜ'NE ÖNERİM VAR

Karakolları kaldıralım!
Çünkü polis karakollarda oturuyor, oturtuluyor... Buralar zaman öldürülen, sadece evrak takip edilen, ifade verilen mekânlar halini alıyor... Sonuçta sokaklarda polisin boşalttığı yeri suçlular dolduruyor...

İstanbul Emniyet Müdür Vekili Vali Hasan Özdemir "Suçu engellemek için polis sokağa çıkmalı... Suçlu polisi görünce işleyeceği suçtan caymalı, vatandaş da huzur duymalı" demişti... Bence de doğruları söylemişti...

Ama bu doğrular ne yazık ki uygulanmıyor.. Ne İstanbul'da, ne Ankara'da, ne İzmir'de ve ne de bir başka kentte polis sokağa çıkmıyor... Çıkanlar da mevcudun yüzde 10'unu geçmiyor... Çünkü polis karakollarda oturuyor, oturtuluyor... Buralar zaman öldürülen, sadece evrak takip edilen, ifade verilen mekânlar halini alıyor...

Peki; polisi sokağa çıkarmak için ne yapmak gerekiyor?

Karakolları kaldırmak, her ilçede bir polis merkezi oluşturmak ve tüm polisleri sokağa çıkarmak...

Size İstanbul'dan örnek vereyim...

Kent genelinde yaklaşık 160 karakol var... Bu karakolların en küçüğünde 30, büyüğünde 60-70 polis görev yapıyor... Kısacası karakol başına ortalama 50 polis düşüyor... Bu demektir ki; İstanbul'daki karakollarda 8 bin polis çalışıyor...

Peki; bu polisler ne yapıyor?

30 kişilik bir karakolu ele alalım...

Bir polis kapıda nöbet bekliyor... En az bir polis evrak takip ediyor... 2 polis karakolun çevresinde güvenlik turu atıyor... Aracın şoförü olan polis içerde oturuyor... En az 4 polis ihtiyat gücü olarak tutuluyor... Kaba bir ifade ile 30 kişilik karakolda 10 polis oturuyor, sokağa çıkmıyor... En az 10 polis görev yapanların yerine nöbet almak için izin yapıyor... Bir-iki polis raporlu veya istirahatli oluyor... Kaba bir ifade ile 30 polisin görev yaptığı bir karakolda sokağa ancak bir veya iki polis çıkabiliyor...

Oysa; polisi hantallaştıran karakol sistemi ortadan kaldırılsa, her ilçede bir tek polis merkezi kurulsa ve halen karakollarda görev yapan binlerce polis caydırıcı olması, suçluyu yakalayabilmesi için Hasan Özdemir'in dediği gibi sokağa çıkarılsa çok daha iyi olmaz mı?

Bu uygulamaya İstanbul'un bir ilçesinden başlanamaz mı?

Önerime İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, Emniyet Genel Müdürü Kemal Önal ne derler merak ediyorum...

www.superbahis.com


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır