  
Tıpkı mehter adımı gibi
Mehter adımını biliyorsunuz; iki ileri bir geri... Son zamanlarda, ekonomi ve maliyeyi ilgilendiren konularda, bunun örnekleri giderek artmaya başladı. Tümünü sıralamaya kalkışsak, bir dizi yazı olur. O nedenle, son düzenlemelerden, ikisini örnek vermekle yetineceğiz.
Adisyondaki geri adım
Bundan bir süre önce, vergi kayıp ve kaçakçılığını önlemek amacıyla, "adisyon" uygulamasında yeni bir düzenleme yapıldı. 5 Ağustos 2001 Tarih ve 298 No.lu Vergi Usul Kanunu Tebliği ile yapılan düzenleme sonucu, 20 Ağustos 2001'den itibaren, vergi denetiminde, "yeni bir dönem" başladı. Bilmeyenler için açıklayalım: Adisyon uygulamasında; müşteriden sipariş alınırken bir belge düzenlenip müşterinin masasına bırakılmakta, daha sonra alınan diğer siparişler de adisyon denilen bu belgeye, yine yazılmaktadır. O işyeri, bu şekilde adisyon düzenleyince, müşteriden hesap alırken de fiş ya da fatura kesmek zorunda kalmakta, böylece vergi kaçağı da önlenmekte.
Yukarıda belirttiğimiz tebliğ ile; gece kulüpleri, diskotek, bar, pavyon, gazino, meyhane, lokanta, kafeterya ve pastane gibi işletmelerin, adisyon kullanmak zorunda oldukları açıklandı. Hemen ardından da 299 No'lu Vergi Usul Kanunu tebliği ile geri adım atıldı ve 20 Ağustos 2001 tarihinden itibaren, "alkollü içki servisi yapmayan" hizmet işletmelerinin adisyon düzenleme mecburiyeti olmadığı açıklandı.
Bu aşamada, akla şu soru geliyor; gece kulüpleri, diskotek, bar, pavyon, gazino, meyhane ve içkili lokantalar, zaten yıllardır adisyon kullanmak zorundaydılar. Peki, 20 Ağustos 2001 itibariyle buna niçin içki içilmeyen lokantalar ile kafeterya ve pastaneler ilave edildi? Hemen ardından da bu ilave edilenler niye kaldırıldı?
Önce getirildi, 13 gün sonra da getirilenlerin tamamı kaldırıldı.
Özetle, son iki adisyon tebliği ile getirilen; "sıfıra sıfır elde var sıfır" oldu.
Motorlu taşıtlar
Bir diğer ilginç uygulama da, Motorlu Taşıtlar Vergisi'ndeki 18 aylık taksitlendirmeyle ilgili. Maliye önce 414 No.lu Tahsilat Tebliği ile Motorlu Taşıtlar Vergisi borcu olanlara "18 aylık tecil ve taksitlendirme" olanağı sağladı (Bkz. 6 Şubat 2001 Tarihli Resmi Gazete). Hemen ardından, 14 Şubat 2001 tarihli 2001/1 Seri No.lu Uygulama İç Genelgesi ile araçlarını satış ve devretmek isteyen mükellefler ile araçlarının fenni muayenesini yaptıracak olanların, birikmiş Motorlu Taşıtlar Vergisi borcunun tamamını faizi ile birlikte defaten ödemeleri gerektiği açıklandı.
Yani hem "Vergi borcunu 18 taksitte ödeyebilirsin" deniliyor hem de "Aracının fenni muayenesini yaptıracaksan, sana taksit yok, hepsini bir defada ödeyeceksin" deniliyor. Peki, aracın muayenesi yaptırılınca vergi taksitlerini ödemeye engel ne gibi sakınca oluyor ki?
Bundan birşey anladınız mı? Önce, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu ile tebliğ, ardından da tebliğ ile iç genelge çelişti. Dedik ya, tıpkı mehter adımı gibi...
|