kapat
31.08.2001
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Editör
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.limasollu.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )

Bu düzen devam etmemeli!

İlhan Selçuk dünkü "Ne oldu bize?" yazısını yine aynı soruyla bitiriyordu:

"Ne oldu bize? Ölüme bile saygımız neden kalmadı?"

Galiba hepimizin kafasında aynı soru, burgu gibi dönüp duruyor.

Geleneksel değerlerini yitirmiş, çağdaş değerler sistemine geçmeyi ise henüz başaramamış bir toplumun bütün altüst oluşlarını yaşıyoruz.

İçinde bulunduğumuz gemi fırtınaya tutulduğu için bizim de başımız dönüyor, midemiz bulanıyor.

Ve İlhan Selçuk, Çetin Altan gibi kalem ustaları, yarım yüzyıldır bu hale gelmeyelim diye uğraşmanın ve uyarmanın sonunda şimdi her gün toplumu kaygılı gözlerle süzüyorlar.

Avrupa ülkelerine ilk kez gittiğinizde, sokaklarda dolaşan özürlü insanların çokluğu dikkatinizi çeker.

Sokaklarda ve otobüs duraklarında tek bacaklı, tek kollu insanlar vardır. Kimi savaşta kaybetmiştir organlarını, kimi kazalarda.

Caddelerdeki yaya geçitlerine yerleştirilmiş aygıtlar, yeşil yandığı zaman ses çıkarır: Gözleri görmeyenler o sesi duyup da karşıya rahatça geçebilsin diye.

Kimi sabahlar bir grup zekâ özürlü çocuğu gezdiren, sergilere götüren öğretmenlere rastlarsınız.

Ve ilk tepkiniz şu olur: "Burada ne çok özürlü var!"

Bizde durum böyle değilmiş sanırsınız.

Ama biraz daha düşününce anlarsınız ki Türkiye'deki özürlü sayısı da oralardakinden aşağı değildir ama biz onları saklarız, karanlık evlerin içine gömeriz.

Dünyayı onlar için de yaşanılır kılmak gibi bir derdimiz olmadığı için, toplumun gözünden silinir, yok sayılırlar.

***
Özürlüler böyle de, acı çeken diğer toplum kesimleri değil mi?

Açlığın pençesinde kıvranan insanları da görmeyiz biz; dermansız hastaları da, kocasından her gün dayak yiyen kadınları da, işkence gören çocukları da, gözaltında öldürülenleri de, loş koğuşlarda ölmekte olanları da, çaresizlikten intihar edenleri de.

***
TGRT'nin ortaya çıkardığı Pınar Konuşkan'a bakın.

Evde babasının annesine attığı dayakları izleyerek büyümüş.

Anası genç yaşta ölmüş; hiç bağışlamadığı babasıyla yaşamaya dayanamıyor ama başka bir imkânı yok.

Çöp evler, mutsuzluktan çökmüş, genç yaşta ihtiyarlamış insan yüzleri ve erkeklerle ıssız mezarlıklara giden çaresiz bir genç kız.

İşte size İstanbul'dan yaşamı ve ruhu parçalanmış bir genç kız portresi.

Ve biz, Üzeyir Garih cinayeti olmasa, böyle bir yaşamın farkında bile olmayacağız.

Çünkü onlar medyanın, siyasetin ve ticaretin gündeminde değil.

Bu ülkenin, alta düşmüş milyonlarca insanını da, özürlüleri gibi saklıyoruz.

Böyle adaletsiz ve vurdumduymaz bir sistem devam edemez; etmemeli!

www.superbahis.com


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır