kapat
31.08.2001
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Editör
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.limasollu.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )

Önce istifa, sonra..

Operasyonun adı "vurgun".. Ama olay, göz önündeki bir aysberge bodozdan toslamaktır.

Elimde yerel bir gazetenin 10 Eylül 1999 tarihli sayısı duruyor. Bir okurum göndermiş. Belediye başkanının demeci manşet:

"MHP'yi uyarıyorum, Bayındırlık'a dikkat!" diyor.

Kendisini aradığımda "Aman adımı vermeyin çünkü bakanlıkla çok işim var. Şehrime büyük kötülük edersiniz" dedi. Adını bu nedenle gizli tutuyorum.

Başkan demecinde, Refah'ın yanlışlarına düşmemek için MHP'yi içindeki radikallerden arınması için uyarıyor.

"MHP, Bayındırlık Bakanlığı ihalelerinde şeffaflığa riayet eder, ihalelere yolsuzluk girmesini engeller ve yandaşlarına burayı arpalık olarak kullandırmazsa merkez sağın adresi haline gelir" diyor..

Trilyonlarca liralık yolsuzluk iddiası, bu uyarısının hiç işe yaramamış olduğunu düşündürüyor.

Nitekim Bakan Koray Aydın da bunu kabul ediyor. Kendini ve partisini korumaya yönelik tek savunması "Bunlar Marksist" bahanesidir.

Tabii ki bu savunma değil.

Siyasi sorumlu sıfatı ile bakanlıktan hemen istifa etmesi gerekir.

Ama daha garantili çözüm, Bayındırlık ve Ulaştırma gibi yatırımcı-teknik bakanlıklara milletvekili getirmemektir. Ya da en azından bakan yapılanların hemen milletvekilliğinden istifalarını mecbur tutmak..

Çünkü partili bakanlar, oy tabanlarını genişletmek için örgütlerin kayırma talep eden baskılarına direnemiyorlar.

Koray Aydın'ın durumu daha ileri şüphelere çanak tutuyor: Çünkü o, inşaat malzemeleri satan üç şirketin ortağı bir Bayındırlık Bakanı'dır. Üstelik biri, kendisi bakan olduktan sonra kurulmuş..

"Ortak olduğum şirketler devletle hiç iş yapmamıştır" diyor ama bakmak lâzım:

Acaba Bayındırlık Bakanlığı'ndan iş almış müteahhitler onun şirketleriyle iş yapmış mı, yapmamış mı?

Bu sorular mutlaka cevabını bulacaktır.

Ama Türkiye, bu soruların muhatabı olan kişinin bakanlık koltuğunda oturmaya devam ettiği bir "geri kalmış demokrasi" görüntüsünden artık kurtulmalıdır!

Kader hep şans mıdır?
Bir üniversite hocası olan Doç. Dr. Ziya Engin Erkmen "Türkiye benim nazarımda Ankara'dakilerden çok daha değerli bir vatan evlâdını kaybetti" diyor.

Üzeyir Garih, TV'lerde yayınlanan arşiv konuşmalarında, kendine has uygar üslubu ile siyasilere şu mesajları veriyordu:

"Sizler bu ekonomiyi yönetecek, seçim kanunu ve dokunulmazlıkların sınırlandırılması gibi reformları yapabilecek kapasiteye sahip değilsiniz. Gelişmeleri kavramakta ve önlem almakta geciktiğiniz, aldığınız kararların sonuçlarını hesaplayamadığınız için ülke zarar görüyor.."

Lânet olası kadere bakın: Eleştirdiği kesimin çıkardığı afla serbest kalan katillerden biri onu buldu ve susturdu.

Katil yakalanıp tekrar hapse konacak.

Ama onu sokağa salanlar kaderimize hükmetmeye devam edecek.

Kaderin beklenecek değil, elde edilecek bir şey olduğunu ne zaman öğreneceğiz?

www.superbahis.com


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır